turbe.gen.tr https://www.turbe.gen.tr Türbe, Türbelerin Özellikleri ve Ziyaretleri tr-TR hourly 1 Copyright 2019, turbe.gen.tr Tue, 29 Dec 2015 00:00:00 +0000 Sat, 21 Sep 2019 00:00:00 +0000 60 Battal Gazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/battal-gazi-turbesi.html Sun, 04 Nov 2018 23:02:05 +0000 Battal Gazi Türbesi; ülkemizdeki önemli tarihi türbelerden biridir. Türbenin tam adı Seyit Battal Gazi türbesidir. Eskişehir'in Seyitgazi İlçesi’nde yer alan Battal Gazi Türbesi, şe Battal Gazi Türbesi; ülkemizdeki önemli tarihi türbelerden biridir. Türbenin tam adı Seyit Battal Gazi türbesidir. 

Eskişehir'in Seyitgazi İlçesi’nde yer alan Battal Gazi Türbesi, şehrin en önemli gezi noktalarından biridir. İlçe adını buradaki bir savaşta hayatını kaybeden Battal Gazi’den almıştır. 

Seyit Battal Gazi

Battal Gazi; Emevi halifeliği döneminde Bizans’a yönelik seferlere katılmış ve zamanla komutanlık etmiş bir kişidir. Bu savaşların en önemlileri ve destansı nitelikte olanlarına komutanlık eden Battal Gazi, son savaşını bu gün Seyitgazi İlçesi sınırları içinde kalan Nakolea Kalesi önünde vermiş ve bu savaşta aldığı yaralar sonucu şehit olmuştur. Ölüm tarihi yaklaşık miladi 740 olarak belirtilmektedir.

Türbenin Yapılışı ve Gelişimi

Battal Gazi Türbesi ilk olarak Selçuklu döneminde kendi mezarı da burada bulunan Ummuhan Hatun tarafından yaptırılmıştır. Yapım tarihi miladi 1208 olarak belirlenmiştir. İçinde türbenin yanı sıra çilehane, cami ve dershane de bulunmaktadır. Türbe içinde en dikkat çekici olan Battal Gazi’nin beş metrelik sandukasıdır.

Türbe binasının bulunduğu alan aslında bir külliye şeklinde inşa edilmiştir. Yapı bu güne ulaşan en önemli Selçuklu eserleri arasında yer alır. İçinde Battal Gazi ile birlikte 1. Alaaddin Keykubat’ın annesi Ummuhan Hatun ve Battal Gazi ismiyle birlikte tarihe mal olan Elenora‘nın da mezarı yer alır.

Yapı içinde en dikkat çekici yapılardan bir diğeri de çilehanedir. Bir metrekareden daha küçük alanlara giren kişiler burada kendi gerçeklikleri ve sorularıyla baş başa kalıp inzivaya çekilirdi. Osmanlı devletinin son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına dek bu çilehane kullanılmıştır. Diğer yandan külliye içerisinde yer alan medrese bölümü de dönemin eğitim anlayışı hakkında ipucu veren değerli bir yapıdır.

Battal Gazi Türbesi sonradan külliye halini almış bir yapıdır. Burayı ilk olarak inşa ettiren Ummuhan Hatun sadece cami ve türbe binalarının inşasını sağlamıştır. Daha sonraki dönemlerde buraya diğer yapıların da eklenmesi ile ortaya kapsamlı bir külliye çıkmıştır. Bu günkü halinde revakları, şadırvanı, kubbeleri ve minareleriyle kapsamlı bir Selçuklu eseri olarak bölgede varlığını sürdürmektedir.

Battal Gazi Türbesi Osmanlı döneminin sonlarından 1954 yılına dek terk edilmiş bir halde kalmıştır. Bu yıla gelindiğinde ise burada geniş bir restorasyon çalışması başlatılmıştır. Bu çalışmaların ardından yapı ziyaret ve ibadete açılmıştır. Bu gün çoğunluğu yerli turistler olmak üzere çok sayıda turisti ağırlayan külliye ülkemizin önemli bir tarih turizmi merkezidir. 

]]>
Ali Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/ali-baba-turbesi.html Mon, 05 Nov 2018 10:01:34 +0000 Ali baba türbesi, İzmir'in Tire ilçesinin Boynuyoğun köyünde bulunan ilçeye yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta Anadolu'nun sayılı Bektaşi Dergahlarından birisidir. 14. yüzyılda yaşadığı düşünülen Ali baba türbesinin Ali baba türbesi, İzmir'in Tire ilçesinin Boynuyoğun köyünde bulunan ilçeye yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta Anadolu'nun sayılı Bektaşi Dergahlarından birisidir. 14. yüzyılda yaşadığı düşünülen Ali baba türbesinin kitabesi yoktur. 

Ali baba türbesinin mimarisi,

Türbe İzmir Tire'nin doğusunda bulunmaktadır. İlçeye 6 kilometre uzaklıkta bulunan Boynuyoğun köyü hudutları içerisindedir. Ön tarafta giriş kısmı ile iki bölümden oluşan türbe sekizgen şeklindedir. Gövdesi yüksek kasnağa oturan kubbe ile örtülmüştür. Düzenli bir bahçe içinde ve dışarıda bulunan çeşitli mekanlar ile birlikte bir külliye şeklindedir. Türbe içerisinde zamana damgasını vurmuş çeşitli Bektaşi babaların mezarları bulunmaktadır. Yaklaşık 15.000 metrekarelik bir arazi üzerine kurulmuştur. Bahçesindeki su pınarı, su kuyusu, ağaçları ve havuzu ile Batı Anadolu'nun önemli dergah merkezi durumundadır. Ali Baba Hacı Bektaş Velayetnamesinde de adına rastladığımız Hacı Bektaş Veli'nin en yakın arkadaşı Bahaeddin Sultan'ın oğludur. Ali Baba Horasaniler'dendir. Bu türbe yılda bir çok ziyaretçiyi ağırlamaktadır. 
]]>
Hacı Bayram Veli Türbesi https://www.turbe.gen.tr/haci-bayram-veli-turbesi.html Mon, 05 Nov 2018 11:57:47 +0000 Hacı Bayram Veli Türbesi: Ankara'nın Altındağ ilçesinin Ulus semtindedir. Hacı Bayram Veli (HZ) Camii' nin bahçesinde  yer almaktadır. Türbe mihrap (güney) duvarına bitişiktir. Hacı Bayram Veli Türbesi Hicri 833/ 1429-30 yıl Hacı Bayram Veli Türbesi: Ankara'nın Altındağ ilçesinin Ulus semtindedir. Hacı Bayram Veli (HZ) Camii' nin bahçesinde  yer almaktadır. Türbe mihrap (güney) duvarına bitişiktir. Hacı Bayram Veli Türbesi Hicri 833/ 1429-30 yılında yapılmıştır. Türbenin üstü kurşun kubbe ile örtülmüştür.Bu kubbe kalem işleriyle süslenmiştir. Kubbe içinde sekiz kez ''La ilahe illallah ül Melikül Hakkul Mübin '' yazmaktadır. Sekizgen tamburlu ve kare plana sahiptir.Ahşap olan, türbenin iç ve dış kapıları, türbeyle aynı tarihte  (15.yüz yıl) yapılmıştır.Bu kapılar  Ankara Etnografya Müzesindedir. Dış kapıda kufi yazısıyla ''Eğer dünya bir kişi için devam etseydi onda ebedi kalacak kişi ancak Allah'ın Rasulü (Hz. Muhammed) olurdu.'' yazmaktadır.Dikdörtgen olan iç kapı kanatlarında ''Allah'' ve ''Muhammed'' yazmaktadır. Üst kısmında ''Allah'ın o veli kulları var ya; işte onlar için ne korku ne de hüzün vardır. '' (Yunus Suresi 62.ayet) yazmaktadır. Hacı Bayram Veli Hz türbesinde kendisinin sandukasıyla birlikte 9 sanduka daha bulunmaktadır. Türbeye giriş batı tarafından olmaktadır. Türbenin güneyinde  Osman Fazıl Paşa'nın Türbesi (makamı) vardır. Camii avlusu ise türbenin batısında bulunmaktadır.  Türbe ve camii etkin durumdadır, ziyarete açıktır.

Hacı Bayram Veli (Hz); Asıl adı Numan bin Ahmet'tir. Anadolu'da yaşamış önemli şair ve mutasavvıflardan biridir. Bayramilik tarikatının kurucularındandır. Ebu Hamiduddin'den batıni ve zahiri ilimlerin dersini almıştır. Kendisi de müderrislik yapmış bir alimdir. Akşemsettin, Eşrefoğlu Rumi gibi kişilerin hocasıdır. Hacı Bayram Veli, Anadolu'nun birlik ve beraberliğinin sağlanmasında etkili olmuştur. Hocasının vefatından sonra Ankara'ya yerleşmiştir.Hacı Bayram Veli, ömrü boyunca İslamiyet'i yaymak için çalışmış ve Ankara'da vefat etmiştir.

Bilmek istersen seni
Can içre ara canı
Geç canından bul anı 
Sen seni bil sen seni, dizeleri kendisine aittir. (Hayırla yad ediyoruz.)

Hacı Bayram Veli Camii;

Hicri 831/ 1427-2428 yıllarında, mimar Mehmet Bey tarafından yapılmıştır. Uzunlamasına dikdörtgen bir yapıdadır. Taş kaideli, tuğla duvarlı ve çatısı kiremittir. Zemin katında dört adet çilehane bulunmaktadır.Pencereler kesme taştandır.Alt ve üst pencerelerin arasına '' Lailahe illallah Muhammeden rasulullah'' ve ''Ya Veliyallah'' yazıları sonradan eklenmek suretiyle yazılıdır. Cami alçı,ahşap ve çini süslemelerle sanatkarane bir şekilde donatılmıştır. Ahşap tavanın göbek kısımları renkli çiçek işlemeleriyle süslenmiştir.Duvarlar pencerelerin üstlerine kadar çinilerle süslüdür. Caminin iki şerefeli bir minaresi vardır. İki  şerefenin Hacı Bayram Veli'ye olan saygıdan dolayı yapıldığı düşünülmektedir. Türbenin doğusunda Augustos tapınağı vardır. Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 14 Şubat 2011 'de son restorasyonu yapılarak halkın hizmetine sunulmuştur.
]]>
Zeynel Abidin Türbesi https://www.turbe.gen.tr/zeynel-abidin-turbesi.html Tue, 06 Nov 2018 01:57:50 +0000 Zeynel Abidin Türbesi, Kadı Burhaneddin'in oğlu olup bir ismi de Zeynel Abidin olan Alaeddin Ali Bey, isim benzerliğinden dolayı 1349'da Taif'de doğup 1397'de Kayseri'ye gelen ve 1414'de Kayseri'de vefat eden, Peygamberimizin torun Zeynel Abidin Türbesi, Kadı Burhaneddin'in oğlu olup bir ismi de Zeynel Abidin olan Alaeddin Ali Bey, isim benzerliğinden dolayı 1349'da Taif'de doğup 1397'de Kayseri'ye gelen ve 1414'de Kayseri'de vefat eden, Peygamberimizin torunlarından biri olan "Zeynelabidin Hazretleri" ile karıştırılmaktadır.
Kadı Burhaneddin’in 1398 yıllarında Kara Yülük Osman tarafından Sivas kalesi yakınlarında öldürülmesinden sonra ona bağlı olanlar tarafından hayattaki tek oğlu, şehzade Zeynel Abidin Alaaddin Ali Çelebi  hükümdar olarak ilan edilmiştir. 

Genç hükümdar, Kara Yülük’e karşı Kara Tatar Bey'den yardım istemiş ancak Tatar kuvvetlerinin gelmemesinden dolayı yaklaşmakta olan Timur tehlikesini  de göz önüne alarak Osmanlı Padişahı Sultan Yıldırım Bayezid'e haber gönderip, şehri teslim etmek istediğini söylemiştir. Bunun üzerine Yıldırım Bayezid büyük oğlu Süleyman Çelebi'yi Sivas'a göndermiş ve o da Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey'i yenerek bu sayede "Kadı Burhaneddin Devleti'ni" Osmanlı topraklarına katmıştır. Bölgenin Osmanlı idaresine geçmesi ile hükümetten çekilen Kadı Burhaneddin'in oğlu Alaeddin Ali Bey (Zeynel Abidin) önce eniştesi olan Dulkadiroğlu Nasreddin Mehmed Bey'in yanına gönderilmiş bir süre sonra Sivas’ı geri almak istemiş ancak başarılı olamamış ve Malatya'ya kaçmıştır.

Zeynel Abidin Osmanlıya Hizmeti,

Zeynel Abidin, Osmanlıların hizmetine  girdikten sonra, valilik yaptığı Kayseri'ye yerleşmiş ve burada büyük hürmet ve itibar kazanan Zeynel Abidin, babası ve kendinin kısa süren sultanlığından dolayı "Sultan" ve ulema sınıfında eserler verdiği için de "imam" unvanını almış ve "imam Sultan" olarak anılmıştır. Zeynel Abidin, 1442 yılına kadar Kayseri'de yaşamış ve bu şehirde vefat etmiştir. Bir alim olarak halk arasında büyük bir itibar sahibi olarak vefat eden Zeynelabidin için Kayseri'de türbe yapılmıştır. Zamanla tamire muhtaç hale gelmesinden dolayı 1537 tarihinde türbede restorasyon yapılmıştır. Türbenin zamanla yıkılmaya ve harap olmaya devam etmesinden dolayı Ankara Valisi Abidin Paşa yeniden bir türbe yaptırmıştır. Yapım 1885'te Sultan II. Abdülhamid devrine rastlayan bu eserin kuzey yüzündeki giriş kapısının üzerinde o günlerin Kayseri kadısı olan Mehmed Fevzi Efendi tarafından yazılan kitabesinde şu ifadelere yer verilmektedir: “Dinine ve devletine bağlı olan Gazi Abdülhamid Han Hazretlerinin devletini, yüce Allah, kıyamete kadar daim kılsın. Ey Fevzi! Bu türbenin yapılışına tarih düşürmek için, kalemin izi damla mürekkep damlayarak; Zeynelabidin'in kabri cennet gibi yüce makamdır' diye yazmıştır .”

Zeynel Abidin Türbesinin Mimarisi,

Zeynel Abidin Türbesinin kare planlı ortasında, Hunat Camii kubbesine benzeyen yükseltilmiş kubbesine yer verilmiştir. Dört tarafında üçer pencere bulunmaktadır. Bu pencerelerin üstünde iki satırlık beyitler dolanmaktadır. Bina bir müddet il Halk Kütüphanesi olarak kullanılmış ve 15 Mart 1950 tarihinde Seyyid Burhaneddin'in türbesine taşınan Zeynel Abidin'in naaşı 1995'te yeniden yerine iade edilmesiyle birlikte tekrar türbe haline dönüşmüştür.
Zeynel Abidin Türbesi'nin hemen yanında yaptırılan Türbedar Evi türbe görevlisi için yapılmıştır.Yapılan bu bina 2 katlı ve 80 metrekare büyüklüğündedir. Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından restore ettirilen Türbedar Evi, günümüzde Turizm Danışma Merkezi (Tourism Information) olarak kullanılmaktadır.
]]>
İmam Rıza Türbesi https://www.turbe.gen.tr/imam-riza-turbesi.html Tue, 06 Nov 2018 06:25:41 +0000 İmam Rıza Türbesi, En meşhur lakabı ''Rıza'' ve '' İmam Rıza'' olarak bilinen bu şahıs Ebu'l Hasan'dır babası Şiaların yedinci imamı, İmam Kazım'dır. Annesinin adı konusunda farklı düşünceler bulunmaktadır. Örneğin; İmam Rıza Türbesi, En meşhur lakabı ''Rıza'' ve '' İmam Rıza'' olarak bilinen bu şahıs Ebu'l Hasan'dır babası Şiaların yedinci imamı, İmam Kazım'dır. Annesinin adı konusunda farklı düşünceler bulunmaktadır. Örneğin; Ümmü'l Benin Tüktem, Necime isimleriyle tanınır. İmam Rıza, Medine Horasan yolunda ünlü '' Silsiletu'z Zeheb '' hadisini Nişabur şehrinde açıklamıştır. İmam Rıza, 817 yılında yediği üzümlerden zehirlenerek Tus şehrinde vefat etmiştir. Yaygın düşüncelere göre bu zehirlenmede Halife Memun'un düşmanca davranışlarının payı vardır. Kabri, Meşhed şehrinde bulunmaktadır. Her yıl dünyanın her yerinden akın akın insanlar İmam Rıza Türbesi için ziyarete gelmektedir. Zamanla bu kabir türbe haline gelerek burası Meşhed  (Şehid) şehri gelişmiştir. Türbe ve çevresinin alanı sürekli gelişim göstererek cami, minare, avlular altın süslü kubbelerle geniş bir alana sahiptir. Türbeye gelen ziyaretçiler geleneksel mezhep anlayışlarına göre geçmişte din uğruna şehit olanların yasları tutulmalıdır. Türbeye gidip de göz yaşı dökmeden çıkan kimse yoktur.

İmam Rıza Türbesinin Özelliği,

Meşhed İmam Rıza Türbesi ziyaret görevini yerine getiren bir Şii geleneklere göre artık '' Yarım Hacı '' olmuş sayılır ve isminin sonuna bir unvan olarak '' Meşhedi '' takısı eklenir. Bu durumdan gurur duymaktadırlar.

İmam Rıza Türbesi Mimarisi,

Meşhed kentinde bütün yollar türbeye çıkar. Türbe yılın belirli dönemlerinde tamamen temizlenerek gül suyu ile yıkanmaktadır. İmam Rıza Türbesi Halife Harun Reşid tarafından yapılmıştır. Türbe saldırılar sonucunda yıkılmıştır ve Gazneli Sultan Mahmud tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. İlerleyen zamanlarda yeniden restore edilmiştir. Timur zamanında oğlu Şahruh ve ordusu Meşhed'e dokunmayarak büyük saygı göstermişlerdir.

İmam Rıza Türbesi içerisindeki mozolenin üzeri şatafatlı bir şekilde ince detaylarla göz kamaştırıcı halde işlenerek kafes şeklinde altın iplerle örülmüştür. Üzerindeki işlenen bu örtü ziyaretçiler tarafından sürekli dokunulup öpüldüğü için yıpranmıştır. Sıklıkla örtü değişikliği yapılmıştır. Türbenin kubbesinin tamamı altın kaplıdır. Kubbede hat sanatı ustalarından Ali Reza Abbasi tarafından Kur'andan sureler eklenmiştir. Kubbenin iç yüzeyinde renkli cam ve aynalarla desenler yapılarak olağanüstü bir görsellik sergilenmiştir. Ana binanın iki yanındaki minare de tamamen çini işiyle kaplanmıştır. Bu minareler birbirine paralel değildir ve simetrileri düzgün değildir. Bunun nedeni İmam Rıza Caddesinden gelen ziyaretçilerin görüş açısına göre türbenin düzgün bir simetri ile görünümünü sağlama isteğidir.
]]>
Abdurrahman Gazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/abdurrahman-gazi-turbesi.html Tue, 06 Nov 2018 11:24:34 +0000 Abdurrahman Gazi Türbesi: Abdurrahman Gazi Hz ismi Erzurum'da çok büyük izler bırakmış bir Allah (cc) dostudur. Şehitlik ve gazilik mertebesine erişmiş bir insan olduğu için Abdurrahman Gazi hazretlerinin manevi şahsiyeti Er Abdurrahman Gazi Türbesi: Abdurrahman Gazi Hz ismi Erzurum'da çok büyük izler bırakmış bir Allah (cc) dostudur. Şehitlik ve gazilik mertebesine erişmiş bir insan olduğu için Abdurrahman Gazi hazretlerinin manevi şahsiyeti Erzurumluların daima gönlünde yaşamış, yüce bir insandır. Palandöken Dağı' nın üst yamaçlarında türbesi bulunan ve bir ziyaretgah yeri olan Abdurrahman Gazi'nin halk arasında Hz Peygamber'in sancaktarı olduğu yaygındır.


Abdurrahman Gazi’ nin Şehit Olması: 

Hz Peygamber'in İslam orduları Erzurum'u fethederken, Sancaktarı olan Abdurrahman Gazi'nin kellesi hain bir düşman kılıcı ile koparılır ve yere düşer. Kellesini koltuğunun altına alan Abdurrahman Gazi hz elinde bulunan İslamın Sancağını Palandöken dağının en yüce noktasına dikmek üzere dağın  yokuşunda doğru koşmaya başlar.
Abdurrahman Gazi kellesi koltuğunda, sancağı elinde olarak Palandöken Dağı' ndaki “Şığvaler" Mevkii' ne gelince dağda bulunan çobanlar evvela şaşkınlıktan dona kalırlar, sonra biri daha fazla dayanamayarak:
Olaaa bakın hele şuraya, esker kellesini koltuğuna almış dağa doğru koşuyor.
diye bağırmaya başlar. Abdurrahman Gazi  peygamber efendimizin sancaktarı ve ashaptan evliyaullah bir zat olan Abdurrahman Gazi hazretleri kem gözler onu orada nazara getirir ve olduğu yere düşer kalır. Hem gazilik hem de şehitlik rütbesine ermiştir.
Erzurum Palandöken' dağının Şığvaler tepesi denilen yerde sultan sekisi yamaçlarında ruhunu teslim eden Abdurrahman Gazi ve ona kavuşmaya çalışan kardeşi de türbe deresi' nde aynı anda şehadete erişmiştir. Her iki kardeş de Erzurum halkı tarafından ruhlarını teslim ettikleri yerde defnedilmiştir. Ve o tarihten sonra da Abdurrahman Gazi hazretlerinin kabri Erzurum için büyük bir ziyaret merkezi olmuştur.
Zamanın Valisi olan Yusuf Ziya Paşa buraya birde Cami yaptırmıştır. Erzurum’ a gelip de Abdurrahman Gazi türbesini ziyaret etmeden gidenlerin bir daha Erzurum’ a gelecekleri rivayet edilir. Allah makamını cennet etsin. Amin

]]>
Tavus Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/tavus-baba-turbesi.html Wed, 07 Nov 2018 02:36:21 +0000 Tavus Baba Türbesi, Konya Meram'da bulunmaktadır. Tavus Baba Türbesi'nde bulunan kitabede  Tavus Mehmet El- Hindi yazmaktadır. Tavus Baba Türbesi olarak bilinmesine rağmen içinde yatan zatın kadın mı  Tavus Baba Türbesi, Konya Meram'da bulunmaktadır. Tavus Baba Türbesi'nde bulunan kitabede  Tavus Mehmet El- Hindi yazmaktadır. Tavus Baba Türbesi olarak bilinmesine rağmen içinde yatan zatın kadın mı yoksa erkek mi olduğu net olarak bilinememektedir. Kadın olarak düşünülmesine sebep ise tavuş kuşunun güzel ve süslü bir kuş olmasından kaynaklanmaktadır. Konya şehrinin mesire alanı olan meram çayının tepesinde oldukça sade bir türbedir. Konya halkı Tavus Baba Türbesi derken eski menkıbelerde Tavus Hatun'dan söz edilmektedir. Uzunca merdivenleri çıktıktan sonra türbeye ulaşabilirsiniz. Tavus Baba'nın Mevlana dönemlerinde yaşadığı rivayet edilir. Özellikle yaz aylarında türbe ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Tavus Baba Kimdir

Uzun incelemelerden çıkan sonuca göre, Tavus Baba'nın asıl adı Mehmet memleketi ise Hindistan'dır. Alaaddin Keykubat döneminde yaşamıştır. Ama tabi ki Tavus Baba Türbesi  ile ilgili çeşitli menkıbeler de vardır.

Mevlana'nın Konya'da yaşadığı günlerde İslam Aleminin Ve Hıristyanlık dünyasının pe çok ferdi yaz, kış, soğuk, sıcak demeden Mevlana Celaleddin Rumi'yi ziyarete gelmektedir. Günlerden bir gün gelen kervanla birlikte kimliği belli olamayan bir kadında ziyarete gelir. Mevlana aşkıyla tanımadığı bilmediği Konya'ya gelen bu esrarengiz kadın Mevlana'nın sık sık mesire alanına çıktığı Meram çayının tepesinde kendine küçük mütevazi bir kulübe yapıp burada yaşamaya başlar. Mevlana günlerinin unutulmaz anısına ev sahipliği yapan Meram bağları Mevlana' ya gönülden bağlı olanlar tarafından aziz bir yer olarak tutulurdu. Bu kulübeden sürekli rebab sesleri gelirmiş. Hz. Mevlana ise sıcak yaz gecelerinde Meram'ın muhtelif semtlerinde bulunup Meram tepesinde sohbet ve zikirler ile meşgul olurmuş. Yine böyle gecelerden birinde her gece etrafa yayılan rebab sesi duyulmaz olmuş. Hz Mevlana ise sesin neden kesildiğini merak edip oraya birkaç kişi yollamış. Gidenler bir de ne görsünler kapısı açık olan kulübede bir yığın tavus tüyünden başka hiç bir şey yok. Sonrasında ise hiç kimse ne olup bittiğini anlayamamış. Hz. Mevlana kulübenin bulunduğu yere bir türbe yapılmasını emretmiş. Menkıbeye göre kadın olduğu biliniyor, fakat Bektaşiler ona Tavus Baba dedikleri için türbenin ismi Tavus Baba Türbesi olarak kalmış. 

Tavus Baba Türbesinin Mimarisi,

Tavus Baba Türbesinin içi tuğla dışı taş ile yapılmıştır. Türbenin üst kısmı ise manastır tonozu denilen bir şekilde örtülmüştür. Türbenin sağ tarafında yalnızca tek bir pencere vardır. Tavus Baba Türbesi uzun yıllardır gizemini korumaktadır. Ve Konya'ya yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biridir. Çünkü Türbenin aşağısından gelen su sesi ve kuş sesleri birbirine karışarak kendinizi değişik bir atmosferde bulmanıza neden oluyor

]]>
Ahmet Yesevi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/ahmet-yesevi-turbesi.html Wed, 07 Nov 2018 10:26:05 +0000 Ahmet Yesevi Türbesi, Kazakistan'ın güneyinde Türkistan şehrindedir. 1389 yılında Büyük Timur İmparatorluğu zamanında Timur tarafından yapılan bir türbedir. Türkistan şehrinin kuzey doğu tarafındaki Ahmet Yesevi Türbesi, ke Ahmet Yesevi Türbesi, Kazakistan'ın güneyinde Türkistan şehrindedir. 1389 yılında Büyük Timur İmparatorluğu zamanında Timur tarafından yapılan bir türbedir. Türkistan şehrinin kuzey doğu tarafındaki Ahmet Yesevi Türbesi, kervan yolunun üstünde önceden Hazret denilen sonradan Yesi olarak bilinen çok eski bir yerleşim yerindedir. Türbe tarihi bir kaleye yakın olup, günümüzde arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiştir. Bu alan içinde başka türbeler, cami ve hamamları içeren Orta Çağ kalıntıları bulunmaktadır.

Ahmet Yesevi Türbesi Türk ve İslam dünyasına ait ortak bir hazinesi ve kültür değeri olarak kabul edilmiştir. Külliyenin yenilenmesi için Kazakistan ile yapılan bir anlaşmayla, Türkiye bu görevi üstlenmiştir. Yenileme 1939 yılında başlamıştır. Öner Kabasakal başkanlığındaki TİKA uzmanlığıyla tekrar tamiri yapılmıştır. UNESCO 2002 yılında türbeyi dünya tarih eseri olarak kabul etmiştir.

Ahmet Yesevi 1093 senesinde şimdiki Sayram eskiden İsticab olan yerde doğmuş, yaşamının büyük çoğunluğunu Yesi'de geçirmiş, 1166 senesinde vefat eden Türk mutasavvıf ve şairdir. Bölgedeki Moğol saldırılarına rağmen yaşam sürmüş, Türkçe konuşan ve dünyada saygınlığı olan, halk tarafından tasavvufu tanınmış biridir.

Ahmet Yesevi Türbesi özellikleri

12. yüzyılda yapılan küçük türbenin yerine yeni türbe 1389 yılında yapılmaya başlanmıştır. Timur tarafından özel olarak Şiraz'dan mozaikler, İsfahan'dan ise taş ve sıva ustaları getirilmiştir. İran'dan getirilen Hace Hüseyin Şirazi yapının mimarıdır. Timur kendisi tozon çeşitleri ile kubbe gibi mekanların düzenlemelerine, tasarımına katkıda bulunmuştur. Bu yenilikler sonradan başka şehirlerdeki dini yapılarda da kullanılmıştır. Timur'un 1405 yılında ölümüyle yapı tamamlanamamış ve durdurulmuştur.

Ahmet Yesevi Türbesi mimari özellikleri

Türbenin yapısı 45,8 X 62,7 ölçülerinde dikdörtgendir. Yüksekliği ise 38,7 metredir. Konumu güney doğudan kuzey batı doğrultusuna doğrudur. Yapının temel malzemesi ganç Sauran'da olan bir tesiste yapılan alçı ve kilde yapılmış ateş tuğlasıdır. Bölgede iyi korunan bir Orta Çağ Kalesi olan Sauran harabeleri vardır. Türbenin duvarlarında pişmiş kare tuğla ile bir alçı türü olan ganç harç kullanılmıştır. Türbenin ana girişi 18,2 X 18,2 ölçülerinde olan kapı güney doğudadır. Buradan ziyaretçiler giriş yapar. Türbenin ana kısmı kazandık yani bakır oda olarak tanımlanır. Burası Orta Asya'daki en büyük ölçüleri 18,2 mt çaplı tuğla kubbeyle kaplıdır. Bakır odanın ortasında, dini amaçlar için kullanılan tunç kazan bulunmaktadır. Ahmet Yesevi2nin mezarı merkez eksendeki binanın son kısmında kuzeybatıda bulunur. Lahit burada tam ortada bulunur. İç kubbenin yüksekliği 17,0 metre, dış kubbenin yüksekliği de 28,0 metredir. Kubbenin çift kubbeli yivli bir çatısı vardır. Dışında altın desenli olan altıgen yeşil sırlı olan çiniler bulunur.

Ahmet Yesevi Türbesi Yazıtları

Türbenin duvarlarında, çıkıntılı kuşağın altında, batı cephesinden sağdan başlayarak kuzey ve doğuya kadar bir yazı kuşağı vardır. Burada Kuran-ı Kerim'den Enam Suresi 59-63. ayetler, hadisler ve ulu sözler yazılıdır.

Ana kubbedeki sekizgen kasnakta, "el inayetü lillah, el Ata lillah" (İyilik Allah için, bağış Allah içindir) sözü tekrarlanarak yazılmıştır. Bu kubbede kare gövdede doğu ve batıda orta üst kısımda daha küçük harflerle "Kale'n nebiyyü aleyhis selam ed dünya cifetün ve talibüha kilabün" (Peygamber Aleyhisselam buyurdu; dünya bir leştir, onun isteklisi ise köpeklerdir) yazılıdır.

Ahmet Yesevi Türbesi içinde kabrin olduğu kısmın üstündeki küçük kubbede üri küfi hatla yazılı olan "El mülkü Lillah" yani (Mülk Allah'ındır) yazısı tekrarlanarak yazılıdır.
]]>
Taptuk Emre Türbesi https://www.turbe.gen.tr/taptuk-emre-turbesi.html Thu, 08 Nov 2018 03:32:25 +0000 Taptuk Emre Türbesi, Tapduk Emre, 13. yüzyıl erenlerindendir. Hoca Ahmet Yesevi öğretisine bağlıdır. Orta Asya’dan gelen Sinan Efendi veya Ata Sinan adlı bir eren tarafından irşad edilmiştir. Anadolu’da Sakarya vadisinde Taptuk Emre Türbesi, Tapduk Emre, 13. yüzyıl erenlerindendir. Hoca Ahmet Yesevi öğretisine bağlıdır. Orta Asya’dan gelen Sinan Efendi veya Ata Sinan adlı bir eren tarafından irşad edilmiştir. Anadolu’da Sakarya vadisindeki Karanlık Dere’de bugünkü Emrem Sultan Köyünde yaşamıştır. Alperenlerin önde gelenlerindendir. Burada bir dergâh kurarak müritlerine bir yandan manevi eğitim vermiş, diğer yandan da çiftçilik ve hayvancılık yaparak burayı üretim sahası hâline getirmiştir.

Taptuk Emre Türbesi, Nallıhan'da Tapduk adında bir zaviyeye kurulmuş, bu zaviye ile ilgili olarak Nallıhan’ın Kozlu Köyü’nde vakıf tesis edilip dergaha tahsis edilmiş olması ve Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa tarafınca bu vakfa yardımlar yapıldığını gösteren belgelerin varlığı Tabduk Emre’ye de tarihi bir şahsiyet konumuna getirmiştir. Taptuk Emre'nin günümüzde iki ayrı yerde türbesi olduğu söylemleri bulunmaktadır. Her iki yerde de birçok delil ortaya konmaktadır.

Birincisi, Ankara ili, Nallıhan ilçesi, Emrem Sultan Köyü’nde bulunmaktadır: Köy, Nallıhan Sarıyar yolu üzerinde olup, Nallıhan’a 20 km Sarıyar Kasabasına 5 km uzaklıktadır. Emrem Sultan Köyü, Yunus Emre'nin şiirlerinde adı geçen Kozluk tepesinin güney yamacında, ve tarihimize damgasını vuran Sakarya ırmağı kenarındadır. 750-800 yıllık bir geçmişi olduğu sanılan köyün adını bu köyde yaşamış, bu gün türbesi köyün girişinde yer alan, Anadolu'nun manevi mimarlarından, keramet sahibi erenlerinden, Tabduk Emre’den almaktadır. Tapduk Emre’nin türbesi ve aile efradının mezarları  köyün girişindedir. 1991 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen türbede restorasyon gerçekleşmiştir. Tabduk Emre türbesinin karşısında, köyün harman yeri mevkinde Türbeye 100–150 m mesafede bir bina kalıntısı bulunmaktadır. Burasının Tapduk Emre’nin medresesine ait olduğu düşünülmektedir.

İkincisi Aksaray ili Taptuk Köyü'nde bulunmaktadır: Taptuk Emrenin mezarı Aksaray İli’nin Ekecik Dağı yakınlarında bulunan Taptuk Köyü, Aksaray’ın 20 km. kuzeyindedir. Tapduk Emre'nin burada yatmasından ve zamanın onun tasarrufu altında olduğundan dolayı, bu adı almıştır.

Osmanlı arşiv kayıtlarında bulunan birçok belgede Tapduk Emre'nin mekânının burada olduğuna dair veriler mevcuttur. Arşiv kayıtlarında Tapduk Emre ile ilgili belgelerin çoğunda Tapduk Emre ve türbesi Aksaray ili Eyübeli (Ortaköy) ilçesi Oflagu (Tapduk) Köyü’nde göstermektedir. Kayıtlar 1500’lü yıllara kadar uzanmaktadır. Bu belgelerin ışığında Tapduk Emre’nin, bugün Aksaray merkeze bağlı Tapduk Köyü’nde medfun olduğu bariz bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

]]>
Hamza Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/hamza-baba-turbesi.html Thu, 08 Nov 2018 13:26:48 +0000 Hamza Baba Türbesi, İzmir'in Kemal Paşa İlçesi yakınlarında olan Hamza baba köyünde bulunan bir türbedir. Türbenin bakımını Hamza baba soyundan geldiği söylenilen ve bu konuda elinde hilafet fermanı bulunan postnişin yürüt Hamza Baba Türbesi, İzmir'in Kemal Paşa İlçesi yakınlarında olan Hamza baba köyünde bulunan bir türbedir. Türbenin bakımını Hamza baba soyundan geldiği söylenilen ve bu konuda elinde hilafet fermanı bulunan postnişin yürütür. Hamza Baba'nın Ahmet Yesevi dervişlerinden olduğu söylenmektedir. Her yıl Hamza baba köyünde ağustosun son haftasında geleneksel Hamza Baba anma törenleri düzenlenmektedir. Her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden Hamza Baba Türbesini ziyarete binlerce insan gelir.

Hamza Baba Türbesi Tarihçesi

Aslen Horasanlı olan Hamza Baba, Anadolu'ya İran'dan gelmiş. 15.yüzyıl başlarında 90.000 askeri ile Manisa'ya gelmiş. Askerleri ve ona inananlarla beraber buraya yerleşmiş. O zamanlar Şehzade Murat Manisa valisiymiş ve Manisa elden gidiyor endişesi ile askerlerini Hamza Baba'nın üzerine göndermiş. Fakat mucizevi bir şekilde Şehzade Murat ile Hamza Baba arasındaki anlaşmazlık sona ermiş. Şehzade Murat Hamza Baba'yı huzuruna çağırmış ve ''Bana  bir keramet gösterir misin'' demiş. Hamza Baba ne istediğini sorunca kış mevsimi ortasında üzüm istemiş, bir müddet sonra bir sepet üzümle dönen Hamza Baba ile dost olmuşlar. Hamza Baba öldükten sonra cenazeyi kimin kaldıracağı tartışma konusu olmuş sonunda bulunan çare ile cenaze bir odaya konulmuş ve  taraftarlarının getirdiği tabut ile Şehzade Murat'ın gönderdiği tabut bir odaya konmuş. Gece sabaha kadar beklenmiş ve sabah odaya girdiklerinde Hamza Baba'nın cenazesinin ortada olmadığı ama taraftarlarının getirdiği tabutun ağır olduğu görülmüş. Bunun üzerine cenaze taraftarları tarafından kaldırılmış. Bunun üzerine Şehzade Murat Hamza Baba'ya bir türbe yapılmasını emretmiş.

Hamza Baba Türbesi Mucizeleri

Hamza Baba Türbesini ziyaret edenlerin yaşadığı 3 mucize vardır. Bunlardan ilki paraları kaybeden delik, ikincisi toprak delik, üçüncüsü ise yağ deliğidir. Hamza Baba'nın tabutunun bulunduğu sandukanın önünde dilekleri olanların mum diktikleri bir adak yeri bulunmaktadır. Bu yerin hemen altında mendil sallama deliği vardır. Ziyaretçiler bir mendilin içine madeni para koyarlar ve mendili düğümleyip deliğe sarkıtırlar ve hemen sonra  çekip çıkardıklarında dilekleri gerçekleşecekler mendillerinin boş olduğunu görürler. Rivayete göre Hamza Baba'nın ruhu mendili sarkıtanın dileğinin olmasını istiyorsa, içindeki parayı alırmış. Hamza Baba Türbesindeki bir diğer delik toprak deliktir ve bu deliğe elini sokup da toprak alabilenlerin dileklerinin gerçekleştiği söylenmektedir. Son delik olan yağ deliğinde ise elini sokup yağ alabilenler ağrıyan yerlerine bu yağdan sürünce ağrılarının geçmesidir. 
]]>
Hürrem Sultan Türbesi https://www.turbe.gen.tr/hurrem-sultan-turbesi.html Thu, 08 Nov 2018 23:17:19 +0000 Hürrem Sultan Türbesi; Süleymaniye Külliyesi içinde, Kanuni’nin türbesi yanında yer alan ve 1558’de Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırtılmış olan türbedir.Hürrem Sultan Kimdir Hürrem Sultan Türbesi; Süleymaniye Külliyesi içinde, Kanuni’nin türbesi yanında yer alan ve 1558’de Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırtılmış olan türbedir.

Hürrem Sultan Kimdir

Hürrem Sultan ya da diğer adıyla Hürrem Haseki Sultan(1506-1558), Osmanlının en kudretli padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi ve sonraki padişah II.Selim’in annesidir. 

Rus asıllı olan ve güzelliği nedeniyle küçük yaşta Kırım hanı tarafından Osmanlı sarayına gönderilen Hürrem Sultan, padişahın dikkatini çekmeyi başarmıştır. Olması gerekenden daha fazla Kanuni`nin güven ve sevgisini kazanmış ,onun nikahlı eşi olduktan sonra yaptıklarıyla Osmanlı tarihini önemli ölçüde etkilemiştir. 

Devlet yönetiminde etkili olan Hürrem Sultan, İran savaşını desteklerken Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanmasını sağlamıştır. Kanunî Sultan Süleyman ile birlikte çıktığı bir Edirne gezisi ertesinde Hürrem Sultan, 15 Nisan 1558’de, İstanbul’da ölmüştür. Süleymaniye Camii Haziresine defnedildikten sonra yine Süleymaniye Camii haziresinde inşa edilen türbeye nakledilmiştir.

Hürrem Sultan Türbesi Genel Özellikleri

Kesme köfeki taşlardan inşa edilen türbenin planı dıştan sekizgen, içten onaltıgen şekillidir ve üzeri yuvarlak kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Türbede giriş cephesi dışında kalan her cephede altlı üstlü ikişer pencere vardır. Alt sıradaki pencereler dikdörtgen sövelidir ve üzerlerinde hafif sivri sağır kemerler yer alır. Pencere alınlıklarının etrafınıda pembe mermerden bir bordür yeralır. Yapının tüm pencereleri silmeler içerisine alınmış, böylelikle cepheye bir hareketlilik kazandırılmıştır.

Türbenin revaklı bir girişini önde dört arkada iki sütunun taşıdığı düz bir çatı örter. Birbirlerine sivri kemerlerle bağlanan Mukarnas başlıklı sütunların kilit taşları üzerine rozetler yerleştirilmiştir. Türbenin basık kemerli giriş kapısının üzerinde Kelime-i Tevhid yazan bir kitabe bulur. Kapının her iki yanında yer alan çini panolar firuze, lacivert ve beyaz renklerin kullanıldığı mermer taklitleri şeklindedir. Sivri kemerli bu panoların üzerinde bahar dalı, altında lale, karanfil gibi çiçeklerden meydana gelen kompozisyonlara yer verilmiştir. Köşe dolgularında mavi zemin üzerine beyaz konturlu Çin bulutları görülür. Bunların üzerine ise lacivert zemine beyaz sülüs yazı ile ayetler yazılmıştır. Ayrıca kubbenin kasnağı üzerinde de, kabartma halde ayetler bulunmaktadır.

Yapının içerisi renkli çinilerle bezelidir. Bitki motifli bu çinilerde lacivert, mercan kırmızısı, firuze renklerinin yanında Türk çini sanatında çok rastlanmayan siyah renk de kullanılmıştır. Duvarlar üst sıradaki pencerelerin altına kadar çinilerle kaplıdır. Alt sıra pencerelerinin alınlıkları da çinilerle kaplanmış, hatayi ve hançer yaprakları ile tüm yüzey doldurulmuştur. Alınlıkların üzerine de beyaz sülüs yazı ile yazılan ayetler yerleştirilmiştir. Burada kapının iki yanında yer alan çinilerden farklı olarak renkli sır tekniğinin de kullanıldığı görülmektedir.

Türbede çini bezemeler haricinde ağaç işlerine ve kalem işlerine de geniş yer ayrılmış, kubbenin iç kısmı kalem işi bitkisel kompozisyonlarla tezyin edilmiştir. Kapı ve pencere kanatları ile sanduka şebekelerinde özellikle kündekari tekniği ağaç işçiliği göze çarpar.

Hürrem Sultan Türbesi içinde Hürrem Sultan yanı sıra Sultan II. Selim’in şehzadesi Mehmet ile Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Hatice Sultan’ın kızı Hanım Sultanda gömülüdür.

]]>
Garip Dede Türbesi https://www.turbe.gen.tr/garip-dede-turbesi.html Fri, 09 Nov 2018 14:48:24 +0000 Garip Dede Türbesi, İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinin Fatih mahallesinde bulunan bir türbedir. Garip Dede Anadolu erenlerinden biridir ve Alevi-Bektaşi inancına göre türbesi Macaristan'da bulunan Gül Baba'nın müsa Garip Dede Türbesi, İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinin Fatih mahallesinde bulunan bir türbedir. Garip Dede Anadolu erenlerinden biridir ve Alevi-Bektaşi inancına göre türbesi Macaristan'da bulunan Gül Baba'nın müsahibi olduğu rivayet edilmektedir. Garip Dede'nin öldüğünde gömüldüğü mezar 1995 yılında türbe haline getirilmiştir. Türbeye küçük cemevi ardından da alt katına aşevi ve üst katına bir kat daha cem evi inşa edilmiştir. Garip Dede dergahı, Şah Kulu Sultan dergahı, Erikli Baba dergahı ve Karacaahmet dergahı ile birlikte Alevi Dernekleri Federasyonunu oluşturur. 

Garip Dede Türbesi Ve Garip Dede kimdir

Garip Dede hakkında kesin kronolojik bir bilgi bulunmamaktadır. Garip Dede ulu bir kişidir. Kimsesi olmadığı için adının Garip Dede olduğu tahmin edilmektedir. 1600 yıllarda yaşadığı ve 102 yaşında vefat ettiği söylenmektedir. Onu tanıyan ve sevenlerin onun için türbe yaptıkları rivayet edilir.

Garip Dede'nin menkıbesi ise şu şekildedir;

Nur yüzlü Garip Dede bütün köyü dolaşmasına rağmen çalmadık kapı bırakmaz tek istediği bir lokma ekmek ve sıcak bir aştır. Bu zavallı adamcağıza kimse kapısını açıp yemek vermez. O kadar açtır ki son bir umutla çalmadığı son kapıyı da çalar. Kapıyı açan yaşlı kadın Garip Dedeyi içeri davet eder ve önüne sıcak bir tas çorba koyar. Garip Dede kadıncağıza dua edip çocuklarını al ve arkana bakmadan bu köyden uzaklaş der. Kadın Garip Dedeyi dinler. Köyden uzaklaşırken merakını yenemez ve dönüp arkasına bakar. Köy çökmekte ve köyün yerini sular kaplamaktadır, insanlar köy çöktü diye bağırmaktalarmış. Çöken köyün yerinde göl oluşmuş ve adı çekmece gölü olarak değiştirilmiştir.

Garip Dede içindeki ilahi aşkla Anadolu'nun her tarafını dolaşmıştır. Pir Sultan Hacı Bektaşi Veli'nin felsefesinden etkilenerek onunla gönül ilişkisi kurmuş, onun felsefelerini kendisine ilke edinmiştir. Ömrü Rumeli'de İslam'ı yaymakla geçmiştir.

Şu anda Küçükçekmece ve Avcılar arasında bulunan yan yolun başlangıcında bulunan Garip Dede türbesi kısa bir zaman öncesine kadar ağaçlar arasında kalmış bakımsız bir mezardı. Adı gibi gerçekten de garip bir mezar halindeydi. Alevi toplumunun sözlü kültürü sayesinde buranın Alevi-Bektaşi mekanı olduğunu fazlasıyla belli ediyordu. Çevrede yaşayan Aleviler bu mezarın Garip Dedeye ait olduğunu biliyorlardı. Bundan dolayı İstanbul'da yaşayan Aleviler Garip Dede türbesini derleyip toplayıp yeniden canlandırdılar.              

 

 

]]>
Hüseyin Gazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/huseyin-gazi-turbesi.html Fri, 09 Nov 2018 18:42:52 +0000 Hüseyin Gazi Türbesi: Emeviler devrinde İslam ordularının Anadolu’da Bizans üzerine yaptığı akınlarda şehit olan bir İslam mücahididir. Hüseyin Gazi’nin hayatı ve kimliğiyle ilgili yazılı bilgi fazla yoktur. Olan bi Hüseyin Gazi Türbesi: Emeviler devrinde İslam ordularının Anadolu’da Bizans üzerine yaptığı akınlarda şehit olan bir İslam mücahididir. Hüseyin Gazi’nin hayatı ve kimliğiyle ilgili yazılı bilgi fazla yoktur. Olan bilgilere de Battal Gazi Destanı, Battalname, Evliya Çelebinin Seyahatnamesi ve “Dânişmendnâme”de rastlıyor. Kaynaklardaki bilgiler daha ziyade oğlu olan Seyyid Battal Gazi hakkındadır. Ankara’da kendi adı ile anılan Hüseyin Gazi Dağının zirvesinde Hüseyin Gazi türbesi bulunmaktadır.

Hüseyin Gazi (Seyyid Hüseyin Gazi), gayet kuvvetli bir pehlivan olup, Bizans kralı Kayser ile sınır boylarında sürekli bir savaş halindedir. Malatya Beyi Emir Ziyad'ın önemli komutanlarındandır. Malatya Beyi Emir Ziyad ölünce yerine oğlu Numan gelir. Numan, gönlü geniş, inançlı birisidir. Şehrin seraskerliğini Hüseyin Gazi’ye verir. Hüseyin Gazi'nin saldırıları karşısında Bizans kralı Kayser aciz kalır, barış imzalanır ve Bizans kralı Kayser, haraç vermeye başlar.

Hüseyin Gazinin Şehit Olması: Bir gün Mamuriye (Ankara) tarafına geyik avına çıkan Hüseyin Gazi’ nin önüne bir geyik çıkar. Geyiğin sırtında bir atlas çul ve kıymetli taşlar bulunur. Bu geyiği yakalayıp oğlu Cafer'e (Battal Gaziye) hediye etmek ister. Birkaç kement atar ama geyiği yakalayamaz, geyik kaçar. Geyiğin peşinden giden Hüseyin Gazi farkında olmadan Bizans’ ın topraklarına girer. Burada yüksek bir dağın tepesine çıkar. Dağın eteğinde bir kale, kalenin eteğinde de muazzam bir şehir görür. Şehrin önünde de 40 bin kadar asker vardır. Bu şehir Mamuriye’dir. Şehrin beyi ‘de Mihriyayil (Mihrail)’dir. Bu kişi, Bizans kralı Kayser'in kayınbiraderidir. Bunlar üç kardeş olup, büyük olanı Mihriyayil, ortancası Mihran, en küçüğü de Şamasep’dir. Hüseyin Gazinin Kovaladığı geyik ise Mihriyayil'indir. Geyik her tarafta serbestçe gezer, ama kimse ona bakmaya bile cesaret edemez. Hüseyin Gazi’ nin yakalamak istediği çalıştığı geyik yorulmuş bir şekilde Mihriyayil'in çadırına varır. Geyiğin bu halini gören Mihriyayil sinirlenir ve askerlere geyiği kovalayan her kimse yakalanmasını emreder. Askerler sağa sola koşturarak, geyiği kovalayan kişiyi ararlar. Dağın zirvesinde duran Hüseyin Gazi’yi fark ederler. Mihriyayil’in askerleriyle Hüseyin Gazi arasında güç bir mücadele geçer. Hüseyin Gazi yaralanır, tek başına olmasına rağmen birçok düşman askerini öldürür ve burada şehit olur.

Evliya Çelebinin Hüseyin Gazi Türbesini Ziyareti: 1648 yılında Evliya Çelebi Ankara’ya gelir ve Hüseyin Gazi Tekkesini ziyaret eder. Bu ziyaretini anlatırken: Çubuk Ovası kazasında, Hüseyin Gazi köyüne geldik. Burada yüksek bir tepe üzerinde Hüseyin Gazi Türbesi vardır. Bu zât, Malatyalı Seyyid Battal Cafer Gazi'nin pederidir. Kabri üzerinde bir Yâsin okuyup, ruhaniyetleriyle tanıştık.

Hüseyin Gazi Türbesi Hakkında Diğer Bir Görüş: İngiliz müsteşrik F. R. Haslok ise Hüseyin Gazi hakkında;  Malatya Ser askerinin kardeşi Hüseyin Gazi, anlatılan yöresel menkibeye göre Ankara taarruzunda kesilmiş olan başını, şehrin bir buçuk saat doğusunda bir tepeye götürmüş ve orada ölmüştür. Buranın üzerine bir tekke yapılarak anılmış,  on yedinci yüzyılda çok kalabalık bir ziyaretgah haline gelmiştir.

Hüseyin Gazi Türbeleri: Hüseyin Gazinin Ankara Çubuk, Sivas’ ın Divriği, Çorum Alaca Tokat’ın Zile ilçesinde türbeleri bulunmaktadır.

]]>
Orhangazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/orhangazi-turbesi.html Fri, 09 Nov 2018 22:33:54 +0000 Orhan Gazi türbesi, 1281-1362 yılları arasında yaşayan ve Osman Gazi’nin oğlu olan ayrıca Osmanlı devletinin ikinci padişahı olan Orhan Gazi’ye aittir. Türbe, Bursa'nın fethinden önce şehrin manastırı Orhan Gazi türbesi, 1281-1362 yılları arasında yaşayan ve Osman Gazi’nin oğlu olan ayrıca Osmanlı devletinin ikinci padişahı olan Orhan Gazi’ye aittir. Türbe, Bursa'nın fethinden önce şehrin manastırı olarak kullanılan Sainte Elie manastırının bir bölümü üzerine inşa edilmiştir. Bu nedenle türbenin zemininde, günümüzde dahi Sainte Elie manastırına ait zemin mozaiklerini görmek olasıdır. İlk yapıldığı yıllarda Osman Gazi türbesi ile aynı çatı altında yer alan Orhan Gazi Türbesi; 1801 yılında çıkan yangınla hasar görmüş ve 1855 yılındaki deprem sonrası türbenin büyük bir kısmı maalesef yıkılmıştır. 1863 yılında ise Sultan Abdülaziz tarafından eski haline sadık kalınacak biçimde yeniden inşa edilmiştir.

Kare planlı olan Orhan Gazi Türbesi’nin her cephesinde üçer pencere bulunmakta ayrıca türbenin güney cephesinde yer alan orta pencere ise kapıya dönüştürülmüştür. Yanları beşik tonozla örtülü olan türbenin orta kısmı dört sütunla bölünmüş, bu sütunlar birbirine kemerlerle bağlanıp üzeri kubbe ile sarılmıştır. İç duvarları beyaz kireçle badanalanmış olan türbenin pencere üstlerinde sade alınlık süslemeleri yer alır.

Orhan Gazi Türbesi’nin tam ortasında yer alan sanduka Orhan Gazi’ye ait olup sandukanın etrafı pirinç korkuluklarla sarılıdır. Sandukanın üzerinde ise kadife kumaşa gümüş simle işlenmiş bir hadis-i şerifin yazılı olduğu örtü bulunur. Türbe içinde ayrıca Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun, oğlu Kasım Çelebi ve kızı Fatma Hatun bulunmaktadır Orhan Gazi’nin ailesi dışında Cem Sultan’ın oğlu Korkut ve Şehzade Abdullah, Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman, Musa Çelebi ve Sultan 2.Bayezid’in oğlu Şehzade Korkut’un sandukaları da yer alır.

Orhan Gazi kimdir

1288‘de Söğüt, Bilecik‘te dünyaya gelmiştir. Babası Osmanlı Devleti ve hanedanının kurucusu Osman Gazi, annesi Şeyh Edebali’nin kızı Mal Hatun‘dur.

II. Osmanlı padişahı. 1326‘da, babası ve Osmanlı devletinin kurucusu Osman Bey‘in vefatıyla tahta çıkmış, Osmanlının beylik döneminden devlet olma sürecine doğru olan atılımlarında büyük bir rol oynamış, Osmanlı devlet teşkilatının kurucusu olmuştur.

Padişahlığı döneminde Ankara, Bursa ve Rumeliyi Osmanlı topraklarına katmış ve Marmara’yı ele geçirmiştir. Yaya ismindeki ilk sürekli ordunun, Divan örgütünün, vezirlik teşkilatının, vakıf sisteminin ve adli teşkilatın kurulmasını ve ilk Osmanlı yasalarının toplattırılması, gümüş para bastırılması, ilk kadı ve subaşı atamalarının yapılması, sancaklara kadıların gönderilmesi, İznik'te ilk medresenin açılması Orhan Gazi zamanında gerçekleştirilen önemli gelişmelerdir. Orhan Gazi, babası Osman Gazi’den 16 bin km² olarak devraldığı toprakları ondan sonraki padişah olacak olan oğlu Murad Hüdavendigar'a 95 bin km² olarak devretmiştir. Kendinden çok askerini ve tebasını koruyan örnek bir kişiliğe sahiptir Orhan Gazi.

]]>
Malatya Somuncu Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/malatya-somuncu-baba-turbesi.html Sat, 10 Nov 2018 05:14:37 +0000 Malatya somuncu baba türbesi: Malatya dan Darende ilçesine araba ile yaklaşık 1,45 dakikada ulaşılabilen maneviyatı çok yüksek olan bir türbedir. Somuncu baba diye tanınır, asıl adı Şeyh Hamid Hamidüddin dir. Soyu Peygamber Efe Malatya somuncu baba türbesi: Malatya dan Darende ilçesine araba ile yaklaşık 1,45 dakikada ulaşılabilen maneviyatı çok yüksek olan bir türbedir. Somuncu baba diye tanınır, asıl adı Şeyh Hamid Hamidüddin dir. Soyu Peygamber Efendimize dayanmaktadır. Peygamber efendimizin 24. kuşaktan torunu olmaktadır.

Seyyiddir. Şeyh Hamid-i veli hazretleri Yıldırım Bayezit han zamanında yaşamıştır. Miladi 1331 tarihinde Kayseri'nin Akçakale köyünde dünyaya gelmiştir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri ilk tahsilini, babası Şemseddin Musa Kayseri'den almıştır. Somuncu baba ilim alanındaki çalışmalarını Şam, Tebriz, ve Erdebil'de sürdürmüştür. Alaaddin Erdebili'den ve  Bayezit-i Bistami'nin Ruhaniyetinden manevi terbiye almıştır. Bir çok alim yetiştirmiştir, en önemlileri şunlardır.

Somuncu abanın yetiştirdiği alimler:
  • Hacı Bayram- veli.
  • Şeyh Şücaüddin Karamani.
  • Şeyh Muzaffer Larendevi.
  • Molla Ferani.
  • Şeyh Bedreddin.
  • Halid Taybi.
  • Yusuf hakiki.    
Dini ve Dünyevi ilimlerden icazet alarak, İrşad görevi için Bursa'ya yerleşmiştir. Bursa'da çilehanesinin yanındaki ekmek fırınında somun pişirip çarşı pazar dolaşarak "somunlar müminler" nidaları ile ekmekler dağıtmıştır. Kendisine Somuncu baba yada ekmekçi koca denilmesinin sebebi budur. 
Somuncu baba halk içine karışıp talebeleri de dini ilimler verip sade bir hayat sürdürürken, Bursa ulu caminin açılışını açılışı sırasında emir sultan tarafından padişah yıldırım Bayezit ile tanıştırıldı. Hükümdarın damadı olan emir buhari hazretlerine sultan hutbe okuması istenince emir buhari hazretleri tevazu göstererek," Benden daha büyük kimseler vardır. Gavs-ı azam hazretleri şu na bu şehirdedir, onların mübarek varlığı varken halka nasihatle hitap etmek bize münasip değildir." Diyerek bu görevin somuncu babaya verilmesini istemiştir. Bunun üzerine yıldırım Bayezit han cuma namazını kıldırmayı ve hutbe okuma görevini somuncu babaya vermiştir. Mecburen hutbeye çıkmak zorunda kalan somuncu baba, verdiği vaazda Fatiha suresini 7 farklı şekilde tefsir ederek molla ve fenarinin karşılaşmış olduğu güçlüğü çözmüştür. Başta padişah olmak üzere herkes somuncu babaya büyük bir hayranlık duydular. Onun büyük bir veli bir Allah dostu olduğunu anlayıp kendisine çok büyük hürmet ve saygıda bulunurlar.
Bu olayın ardından sırrının açığa çıkması, somuncu babanın bir veliyullah olduğunun anlaşılmıştır. Halk ve saray tarafından tanınan bir şahsiyet haline gelmesi kendisine yönelik ilginin çok artması, somuncu baba hazretlerinin kibir ve gösterişten uzaklaşmak ve maneviyatı yüksek sakin bir hayat sürmek için Bursa dan ayrılmak zorunda kalmıştır.

Somuncu baba türbesi nerededir,

Adananın Ceyhan ırmağı kenarında sis kalesinin yanındaki bir köyde  Nebi süfi adında bir zatın yanında kalmıştır. Ebu sufi'nin evinde bir süre kaldıktan sonra da maşka giden buradan da Mekke ye giderek haccını eda eden somuncu baba tekrar sise gelir. Yanına nebi süffiyide alarak Aksaray'a yerleşti. ömrünün geri kalan kısmını bu şehirde müritlerinin eğitimi ile meşgul olarak geçirdiği Aksaray da vefat edip oraya defnedildiği söylenir.
Fakat bazı kaynaklar somuncu babanın Darende bir süre kaldıktan sonra burada vefat edip şimdi somuncu baba türbesi ve camisi olarak bilinen yerde kabrinin bulunduğudur.
]]>
Osmangazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/osmangazi-turbesi.html Sat, 10 Nov 2018 14:52:36 +0000 Osmangazi Türbesi Osmanlı imparatorluğu'nun da kurucusu kabul edilen Osmanlı İmparatorluğunun ilk padişahı Osman Bey'in türbesidir. Bursa İli'nin merkezinde Tophane semtinde yer alır. Osmangazi ilk vefat ettiği yer olan Söğüt'te Osmangazi Türbesi Osmanlı imparatorluğu'nun da kurucusu kabul edilen Osmanlı İmparatorluğunun ilk padişahı Osman Bey'in türbesidir. Bursa İli'nin merkezinde Tophane semtinde yer alır. Osmangazi ilk vefat ettiği yer olan Söğüt'te babası Ertuğrul Gazi'nin türbesine defnedildikten sonra Bursa'nın Osmanlı devleti tarafından ele geçirilmesinden ve başkent olmasından sonra mezarıda bugünkü yerine taşınmıştır.

Osmangazi Türbesi Ulaşım: 

Osmangazi Türbesi Bursa Şehir Merkezinde ulaşımın çok kolay olduğu bir yerdedir. Bursa kent Meydanı'ndan 10 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabileceği gibi Şehreküstü metro istasyonu durağından beş dakikalık bir yürüyüşle de ulaşılabilir. Tophane İlkokulu ve Sümbüllübahçe Konağı arasında yer alan Osmangazi Türbesi'ne Cemal Nadir Caddesi üzerinde bulunan otobüs ve dolmuş durakları ile de kolaylıkla ulaşılabilir.

Osmangazi Türbesi Ziyareti: 

Türbe gün içerisinde ziyarete açık ve giriş ücretsizdir. Türbe ziyareti sırasında erkek ve kadın ziyaretçilerin İslami kıyafet kurallarına uymaları beklenir. Türbe içerisindeki bahçede dinlenebileceğiniz gibi çevrede yer alan pek çok yeme - içme mekanlarında yemek yiyebilir, sıcak ve soğuk içecekler eşliğinde dinlenebilirsiniz. Osmangazi Türbesi Sümbüllübahçe konağı, Hisar kapısı, Okçu Baba Türbesi, Çakır hamamı, Tophane Saat Kulesi gibi pek çok diğer tarihi mekanla aynı yerde olduğundan gün içerisinde hepsini kapsayacak bir turun parçası olabilir.

Osmangazi Türbesi Tarihçesi: 

Bursa kuşatması sırasında Osmangazi oğlu Orhan Gazi'ye bir kubbeyi göstererek "öldüğüm zaman beni buraya gömün" vasiyetinde bulunmuştur. Bursa fethedilmeden önce vefat eden Osmangazi, Babası Ertuğrul Gazi'nin türbesine defnedilmiş, Bursa fethedildikten sonra ise Osman Gazi'nin vasiyet ettiği kubbeli yapıya gömülmüştür. Osman Gazi'nin işaret ettiği Türbe aslen sekizgen şeklindeki bir bizans şapelidir. Bursa'nın fethinden sonra şapel türbeye dönüştürülmüştür. Osman Gazi ile birlikte Savcı Bey, İbrahim Bey, Alaaddin Bey başta olmak üzere pek çok kişinin sandukası türbede yer almaktadır. 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından 1855 yılındaki depremde yıkılan türbe yeniden yapılmıştır.
]]>
Melik Gazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/melik-gazi-turbesi.html Sun, 11 Nov 2018 14:23:33 +0000 Melik Gazi Türbesi, Niksar'ın fatihi Danişmendiler'in kurucusu olan melik Danişmend Gümüştekin Ahmet Gaziye aittir. Fetihten sonra gazi ünvanı da kazanan melik Danişmend Gümüştekin Ahmet gazi Niksar'ı sahil Rumlarına karşı m Melik Gazi Türbesi, Niksar'ın fatihi Danişmendiler'in kurucusu olan melik Danişmend Gümüştekin Ahmet Gaziye aittir. Fetihten sonra gazi ünvanı da kazanan melik Danişmend Gümüştekin Ahmet gazi Niksar'ı sahil Rumlarına karşı mücadele ederek kendisine hem bir üs hemde devletin başkenti olarak seçmiştir. Halk arasında melik gazi türbesi olarak tanınan bu türbe bir Danişmendii eseri olarak bilinmektedir. Bir hanedan devlet kurucusu olan melik gazi İslamiyete olan hizmetleri ile tanınmaktadır. Gazaları ve İslamiyete olan hizmetleri dolayısı ile Anadolu Türkleri arasında bir milli kahraman  ve veli kimliği kazanmıştır. Türbesi asırlarca ziyaretgah halinde ziyaretçi akınına uğramıştır. Günümüze kadar bir çok değişiklikle yenilenmiş olan türbe dikdörtgen planlı bir türbedir. Giriş kapısı ise kuzey cephesine bakan melik gazi türbesi tuğla, moloz ve kesme taşlar ile hazırlanmış bir türbedir. Türbenin doğu, batı ve güney cepheleri düzgün moloz taş örgüsü ile üç sıralı bir şekilde hazırlanmıştır. Kuzey cephesi ise tamamen kesme taşı ile kaplıdır. 

Melik Gazi Türbesinin doğu ve batı cepheleri sağırdır. Güney cephesinin tam ortasında ve duvarın üst kısmında şevli yuvarlak kemerli küçük bir pencere bulunmaktadır.  Türbenin kuzey cephesi simetriktir. Girişin yanlarında dikdörtgen şeklinde iki tane pencere bulunmaktadır. Ayrıca sivri kenarlı bir alınlığa da sahiptir. Kapısı basık girişli bir kapıdır. Kapının hemen üzerinde profil demetleri ile sınırlanmış, enine dikdörtgen kitabe boşluğu da bulunmaktadır. 

Melik Gazi Türbesi hakkında bilinmesi gerekenler:
  • Melik Gazi Türbesinde yatan melik Danişmend Gümüştekin Ahmet Gazi ölümü: H.498- M.1105
  • Melik Gazi Türbesi 12.yüzyılın ortalarında Melik Gazinin torunu Nizamettin Yağıbasan tarafından 1143-1164 yılları arasında yaptırılmıştır.
  • zamanla hasar gören melik gazi türbesi Osmanlı döneminde 15. yüzyılın ortalarında şuan ki hali şekli ile yeniden inşa edilmiştir.
  • Melik gazi türbesi Tokat ilinde bulunmaktadır. Tokat'ın Niksar ilçesinde bulunan bu türbe Kayapaşa mahallesinde ziyaret edilmektedir.
]]>
Arap Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/arap-baba-turbesi.html Mon, 12 Nov 2018 13:09:30 +0000 Arap Baba Türbesi, Elazığ'ın Harput Mahallesindeki Arap Baba türbesi içinde bulunan ve mumyalanmadığı halde yaklaşık 700 yıldır bozulmayan ceset, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün izni ile bilim adamları tarafından türb Arap Baba Türbesi, Elazığ'ın Harput Mahallesindeki Arap Baba türbesi içinde bulunan ve mumyalanmadığı halde yaklaşık 700 yıldır bozulmayan ceset, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün izni ile bilim adamları tarafından türbeden alınıp incelenmek için Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürüldü. Mumyalanmadığı halde bunca zaman bozulmadan duran naaşın sırrının çözülmeye çalışılacağı belirtiliyor. Elazığ’ın Harput Mahallesi’nde olan Arap Baba türbesine Vakıflar Genel Müdürlüğünün izniyle gelen bilim adamları, türbede bulunan ve yaklaşık 700 yıllık olduğu tahmin edilen Arap Babanın sanduka içindeki naaşını alarak Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürdüler. 700 yıl geçmesine karşın mumyalanmadığı halde bozulmadan kalan naaşın sırının yapılan incelemelerde ortaya çıkarılmaya çalışılacağı belirtilmiş. Üniversitede yapılacak çalışmalarda, Arap Babanın kesin yaşının da bulunacağı belirtilmiş.

Arap Baba Kimdir

Belli kaynaklara göre Arap baba Harput velilerindendir. Gerçek adı Yusuf, babasının adı da Arabşah’tır. Hayatı hakkında fazla birşey bilinmiyor. Doğum tarihi ve yeri bilinmez. 13. asırda yaşadığı rivayet edilen Arap Baba, Harput’un fethi için gelen Selçuklu kumandanlarındanmış, aynı zamanda büyük bir velidir. İslamiyeti yaymak için bazen kılıç kullanan Arap Baba çoğu zaman insanlara doğru yolu göstermek için vaaz ve nasihatlerde bulunmuş. Ölüm tarihi bilinmiyor. Arap Baba türbesi 1279 tarihinde yapılmıştır. Türbenin alt tarafında kabir odası, üst katında ise ziyaret edilen sanduka bulunur. Arap Babanın kabrinin bir özelliği de naaşının herkesçe görülecek şekilde açıkta olmasıdır. 

Arap Baba Türbesi Efsanesi

Efsaneye göre, çok eski yıllarda Harput’ta büyük bir kuraklık başlamış, yağmurlar yağmıyor otlar yeşermez olmuş. İnsanların yağmur duasına çıkmaları da fayda etmemiş. Bir gece Harput'ta Arap Baba türbesine yakın olan evlerden birinde oturan Selvi adlı yaşlı bir teyze rüyasında, Arap Babanın türbedeki naaşının başını keserek bir dereye attığında yağmurun yağacağını görmüş. Komşularına anlatmış olduğu rüyası bütün Harput’a yayılıvermiş. Haftalar geçmiş Harput’a bir damla yağmur düşmemiş. Kıtlık kapıdaymış. Çaresiz kalan halk Selvi nineyi Arap Babanın başını kesme konusunda ikna etmeye çalışmışlar. Fakat yaşlı kadın buna cesaret etmeyince, bir gece evi etrafında toplanıp evini taşlamaya başlamışlar. Ertesi gün yaşlı kadın çaresiz şekilde içindeki korkuları bastırarak, Arap Babanın türbesine gitmiş ve cesedin başını kesip dereye atmış. Bunun üstüne yağmurlar başlamış başlamasına fakat kıtlıktan daha büyük bir felaket yaşanmış. Seller olmuş, dereler taşmış. Yağmurlar rahmet olmaktan çıkıp felakete dönüşmüş. Yine bir gece Selvi nine rüyasında bu defa Arap Babayı görmüş. Eğer başını attığı dereden alıp yerine koymazsa yağmurların dinmeyeceğini, kadınında başına kötü şeyler geleceğini söylemiş. Kadın, sabah korkuyla uyanıp dereye gitmiş, kesik başın derenin kenarında durduğunu görmüş ve hemen alıp sandukada ki yerine koyuvermiş. Ardından yağmurlar dinmiş ve her şey eski haline dönüşmüş.
]]>
Sultan Ahmet Türbesi https://www.turbe.gen.tr/sultan-ahmet-turbesi.html Mon, 12 Nov 2018 20:22:54 +0000 Sultan Ahmet Türbesi; İstanbul Suriçi Sultanahmet Meydanı’nda bulunan Osmanlı Devleti’nin 14.padişahı ve 93.İslam Halifesi Sultan I. Ahmet Külliyesi’nin kuzeydoğu köşesine 1619 yılında inşa yapıdır. Türbe duvarlarla Sultan Ahmet Türbesi; İstanbul Suriçi Sultanahmet Meydanı’nda bulunan Osmanlı Devleti’nin 14.padişahı ve 93.İslam Halifesi Sultan I. Ahmet Külliyesi’nin kuzeydoğu köşesine 1619 yılında inşa yapıdır. Türbe duvarlarla çevrilmiş ve arkasında bir darülkurra, revakların önündeki köşede daha önce sebil olan ve 19. yüzyılda muvakkithaneye dönüştürülen, günümüzde Türbeler Müzesi Müdürlüğü olarak kullanılan bir bölüm yer almaktadır. Sultan I. Ahmet’in 1617’de ölümünden sonra kardeşi Sultan I. Mustafa döneminde 1617 yıllarında türbenin yapımına başlanmış, oğlu Sultan II. Osman (1618–1622) döneminde 1619’da tamamlanmıştır. Bu türbe dönemin türbelerinden farklı bir mimari yapı göstermektedir.

Sultan Ahmet Türbesi’ nin Mimari Yapısı,

Diğerlerinden farklı olarak iç koridorlu mekân düzeninden ve çift cidarlı kubbeden vazgeçilmiştir. Kare şeklinde olan yapının cepheleri mermerle kaplanmış olup, köşeler pahlanarak yumuşatılmıştır. Bu pahlanan kısımlar üstte mukarnas dolgular ile son bulmaktadır. Türbenin içi, cephelerdeki üç sıra pencere ile aydınlatılmıştır. Alt sıra pencereler ahşap kapaklı dikdörtgen söveli, üst sıra pencerelerse sivri kemerli ve şebekelidir. Diğerlerinden farklı olarak türbenin yan cephelerine açılan farklı boyuttaki bu pencereler sayesinde asimetrik bir görünüme sahiptir. Sultan I. Ahmet’in sandukasının hizasına rastlayan pencereler diğerlerinden daha büyük tutulması nedeniyle farklı bir görünüm elde edilmiştir.

Türbede Kur'an-ı Kerim İzleri,

Türbenin üzeri çokgen bir kasnak üzerine oturan kubbe ile örtülmüştür. Türbe girişi üç bölümlü ve üst örtüsü önde dört, arkasında duvarlara gömülü iki sütun üzerine oturmuş bir revak görünümündedir. İki farklı renkli taştan örülmüş olan mukarnas başlıklı mermer sütunlar birbirlerine sivri kemerlerle bağlanmıştır. Bu kemerlerin ortasında ayna tonoz, iki yanında da birer kubbe bulunmaktadır. Üst örtünün içerisi bitkisel kalem işleri ile bezenmiştir.

Sultan Ahmet Türbesi ve El Sanatları,

Sultan I. Ahmet Türbesi kalem işi, çini ve ahşap işçiliğinin güzel örneklerini bünyesinde toplamıştır. Zeminden itibaren alt sıra pencerelerin üzerlerine kadar çiniler ile kaplıdır. XVII. yüzyıl sıratlı tekniğindeki bu çinilerde bitkisel boyalara ağırlık verilmiştir. Çini panoların üzerini lacivert zemine beyaz sülüs hat ile yazılmış ve Kur' an-ı Kerim’in 30.ayeti olan Mülk suresine yer verilmiştir. Bu ayet kuşağı bütün türbeyi çepeçevre dolaşmaktadır. Çinilerin üzerinde kalan kısım da zengin kalem işleri ile süslenmiştir. Kubbenin ortasında bulunan madalyon içerisine Fatır suresinin 41. ayeti; pandantiflerdeki madalyonlar içerisine ise Esma-ül Hüsna yazılmıştır. 

Türbede Kimler Gömülü,

Sultan I. Ahmet, oğulları II. Osman, IV. Murat, eşi Mahpeyker Kösem Sultan, Sultan I. Ahmet’in, Sultan II. Osman’ın, Sultan IV. Murat’ın ve Sultan İbrahim’in kızları ve oğulları gömülüdür. 
]]>
Hasan Dede Türbesi https://www.turbe.gen.tr/hasan-dede-turbesi.html Tue, 13 Nov 2018 05:32:59 +0000 Hasan Dede Türbesi, aslen Horasanlı olan Karaman Usluca Dergahı'nın Piri olan Şeyh Yakup Fakihi'nin oğlu olan Hasan Dede'nin Türbesidir. Hasan Dede'nin babası Hz. Muhammed (SAV) soyundan gelmektedir. Hasan Dede şu anda türbesinin bu Hasan Dede Türbesi, aslen Horasanlı olan Karaman Usluca Dergahı'nın Piri olan Şeyh Yakup Fakihi'nin oğlu olan Hasan Dede'nin Türbesidir. Hasan Dede'nin babası Hz. Muhammed (SAV) soyundan gelmektedir. Hasan Dede şu anda türbesinin bulunduğu Kırıkkale'ye yerleşmesinden sonra bağ ve bahçe işleriyle uğraşmış Padişah tarafından vergiden muaf tutulmuştur. Hasan Dede türbesinde bulunan taşın Mekke'den geldiği düşünülmekte ve türbeyi ziyaret edenler tarafından bu taşa dokunulup yüz sürülür.

Hasan Dede Türbesi ulaşım: Hasandede Türbesi Kırıkkale İli'nin merkeze bağlı Hasandede Köyü'nde yer almaktadır. Hasan Dede Türbesi'ne Ankara yönünden gelirken şehrin hemen girişinde rastlanabileceği gibi Kırıkkale Otogarı'ndan minübüsle de ulaşılabilir.

Hasan Dede Türbesi Ziyareti: Hasan Dede türbesi türbeye bitişik Hasan Dede Camii yanında yer almaktadır. Sabah namazı ile yatsı namazı arasında ziyarete açıktır, ziyaret ücretsizdir. Hasan Dede Türbesi ziyareti sırasında kadın ve erkek ziyaretçilerin İslami kıyafet kurallarına uyması beklenmektedir.

Hasan Dede Türbesindeki Taş: Hasan Dede türbesinde bulunan ve Mekke'den geldiğine inanılan yaklaşık 15 x 25 cm. ölçülerindeki parlak taş hakkında ilginç bir hikaye vardır. Söylenceye göre Hasan Dede'nin yaşadığı köyün ileri gelenlerinden Ömer Ağa Hacca gitmeden önce Hasan Dede'ye uğrayıp helallik ister. Hasan Dede'de bunun üzerine Mekke Şerifi'ne verilmek üzere bir beze sarılı hediye emanet eder. Ömer Ağa yolsa hediyeyi merak edip bezi açar. İçinde iki adet karpuz çekirdeği ve bir parça kömür olduğunu görür. Bunları Mekke Şerifi'ne vermeye layık görmez ve vermekten vazgeçer. Fakat Hac vazifesi sonrası dönüşe hazırlanırken Mekke Şerifi'nin tellal çıkartarak Anadolu'dan kendisine bir hediye geleceğini, hediyeyi getirenin kendisine ulaştırmasını isteyince Mekke Şerifinin huzuruna çıkarak hediyeyi takdim eder. Mekke Şerifi bezi açar açmaz iki karpuz çekirdeği iki büyük karpuza, kömür tanesi ise siyah bir koça dönüşür. Mekke Şerifi'de aynı beze bir şey sararak Ömer Ağa'ya verir. Ömer ağa köye yaklaşırken yine merak edip bezi açar. Bezin içerisinde bir taş vardır fakat taş aniden beyaz bir güvercine dönüşür ve uçarak Hasan Dede Camii'nde bir türlü taş tutmayan bir oyuğa konar ve orada tekrar taşa dönüşür. Bu taş bugün Mekke'den geldiğine inanılan taştır.


]]>
Sultan Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/sultan-baba-turbesi.html Tue, 13 Nov 2018 12:38:54 +0000 Sultan Baba Türbesi;adında bilinen  iki türbe ve Sultan Baba'ya ait  bir kabir vardır. Üçü de farklı illerdedir. Bunlardan ilki ve en tanınmış olanı, Kocaeli'nin Değirmendere Beldesi, Örçün Köyündedir. Burada bulunan Sultan Baba Türbesi;adında bilinen  iki türbe ve Sultan Baba'ya ait  bir kabir vardır. Üçü de farklı illerdedir. Bunlardan ilki ve en tanınmış olanı, Kocaeli'nin Değirmendere Beldesi, Örçün Köyündedir. Burada bulunan zat  İbrahim Ethem (KS), lakabı Sultan Baba  adlı kişidir. Kendisinin ailesiyle birlikte Sinop' tan geldiği bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmet zamanında yaşadığı düşünülmektedir. Kocaeli'de ormanlık bir alanda zaviye, hamam, evler yaptırarak burayı  imar etmiştir. Anadolu'nun vatan olma süresinde manevi hizmetlerde bulunmuştur. II. Beyazıt Han bu zaviyeyi Evkaf Defterine Derviş Baba Zaviyesi olarak yazdırarak Sultan Baba'nın mülkü  olmasını sağlamıştır.Silsile halinde evlatları ve bazı alim kişiler zaviyeye hizmet etmişlerse de günümüze sadece türbe olan kısım kalmıştır. Türbe Örçün'de bir tepe üzerinde yer almaktadır. Türbe içerisinde bir sanduka bulunmaktadır. Bu sandukada 1787' ye ait bir beraat yazısı vardır. Türbe dikdörtgen planlıdır. Yan taraflarında üçer pencere yer almaktadır. Çatı kısmı ahşaptır. Türbe moloz taşlardan yapılmış olup ilk kez 1943' te restore edilmiştir. Birçok tadilat geçirmiş olması nedeniyle yapıldığı dönem özelliklerini pek yansıtmamaktadır. Türbe etkin durumdadır. Özellikle yazın birçok ziyaretçisi olmaktadır.

Sultan Baba Türbesi adında bir türbe de İzmir' in Torbalı ilçesinde vardır. Bu türbedeki zat hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte kendisinin Kurtuluş savaşı sırasında Kuva-i Milliye yandaşlarına manevi destek olan bir evliya olduğu rivayet edilmektedir. Kendisi Sultan Baba olarak  tanınmıştır. Bu zat hakkında detaylı bilgi yoktur. Şu anda bulunduğu yer türbe şeklinde değil de yeşile boyanmış uzun bir kabir görüntüsündedir.  Dikkat çekici herhangi bir çevre düzenlemesi veya tarihi ve sanatsal yapı- eser  mevcut değildir. Bu yatır etkin olup ziyarete açıktır.

Sultan Baba Türbesi,  Hacı İhsan Tamgüney'in kabriyle  ile karıştırılmamalıdır. Çünkü Hacı ihsan Tamgüney'in lakabıda Sultan Baba'dır. Hacı İhsan Tamgüney' in kabri Yalova' dadır. Kendisi 24 kasım 1991' de vefat etmiştir.
]]>
Ahi Evran Türbesi https://www.turbe.gen.tr/ahi-evran-turbesi.html Tue, 13 Nov 2018 13:44:38 +0000 Ahi Evran Türbesi, Kırşehir, Ahi evran mahallesi’nde bulunan Ahi Evran Türbesi cami ile beraber XIV.yüzyılda yaptırılmıştır. Seydi Beyoğlu ile Emir Hasan Bey 1450’de türbenin önüne yeni bir bina daha eklemiştir. Türbe, eyva Ahi Evran Türbesi, Kırşehir, Ahi evran mahallesi’nde bulunan Ahi Evran Türbesi cami ile beraber XIV.yüzyılda yaptırılmıştır. Seydi Beyoğlu ile Emir Hasan Bey 1450’de türbenin önüne yeni bir bina daha eklemiştir. Türbe, eyvanlı, kubbeli ve kesme taştan yapılmıştır. Türbenin girişine caminin girişinden geçilir. Caminin giriş kısmından türbe kısmına ufak kemerli bir kapıdan geçilmektedir. Türbenin giriş kapısının üzerinde bir yazı vardır. Bu kapının üzerinde Dulkadiroğullarından Süleyman Bey’in oğlu Alaaddin Bey’e ait 1481 tarihli bir kitabe yani yazı bulunmaktadır. 

Ahi Evran Türbesi Şekli: Türbe kubbeli bir merkezi mekan olan, onun kuzey ve güneyinde olan iki simetrik hücreden ve doğu tarafına doğru uzanan sivri tonozlu bir eyvandan yapılıp meydana gelmiştir. Buradan çok yüksek ve hayli geniş bir kemerle Ahi Evran’ın türbesine geçiş yolu vardır. Türbe 3-5 basamak yüksekliğinde olan, burada Ahi Evran’ın sade ve ahşap sandukası yani tabutu bulunmaktadır. Bu türbe içerisinde olan Şeyh Erzurumî’ye ait olduğu belirlenen ahşap sanduka Ankara vakıflar genel müdürlüğünde koruma ve güven altına alınmış bulunmaktadır. Bu türbenin aydınlatılması için iki pencere yapılmıştır Türbe kuzey ve bir de doğuya açılan alçı şebekeli birer pencere ile aydınlatılmıştır. Türbenin içi XIX.yüzyılın kalem işleri ile bezenmiş olup görüntüsü de güzelleştirilmiştir. Türbe üzerinde olan piramidal külahına son tamir ve de onarımı ejder figürüne benzer bir alem takısı asılmıştır. Türbenin yanında kimin olduğu bilinmeyen yani isimleri yazılı olmayan bu sebepten de kime ait oldukları belli olmayan çok sade 5 ahşap sanduka yani tabut daha bulunmaktadır. 
]]>
Seyitgazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/seyitgazi-turbesi.html Tue, 13 Nov 2018 20:34:17 +0000 Seyitgazi Türbesi, ülkemiz için önemli olan tarihi türbelerden biridir. Oldukça büyük bir önemi olan bu türbe aslında bir külliye şeklindedir. Çünkü genellikle türbeler küçük yapıtlar şeklindedir. Fakat Seyitgazi Türbesi Seyitgazi Türbesi, ülkemiz için önemli olan tarihi türbelerden biridir. Oldukça büyük bir önemi olan bu türbe aslında bir külliye şeklindedir. Çünkü genellikle türbeler küçük yapıtlar şeklindedir. Fakat Seyitgazi Türbesi oldukça büyük ve içerisinde farklı amaçla ile kullanılan bölümlerde bulunmaktadır. Ülkemiz sınırları içerisinde bulunan Eskişehir ilinde yer almaktadır. Bu türbenin tam adı aslında Seyit Battal Gazı türbesidir. Seyit Battal Gazi türbesi, ülkemizde önemli tarihi gezi alanlarından bir tanesidir. Üstelik bu türbenin Eskişehir'de bulunduğu yere de adını vermesi ile iyice bütünleşmiş olması da dikkat çekmektedir. Seyit Battal Gazi ise eski zamanlarda Emevilerin Bizans ülkesine yönelik olan savaşlarında komutanlık yapmış ve bu savaşların yönetilmesinde görev almış önemli bir komutandır. Çok büyük ve destansı özellikleri ile insanların gönlünde yer edinen Seyit Battal Gazi, son savaşını bugünkü Eskişehir ilinde yapmış ve yaşamını burada sonlandırmıştır. Bu durum nedeni ile Seyitgazi türbesi, bu il sınırları içerisine yapılmış ve uzun zaman geçmesi nedeni ile tarihi bir önem almıştır. Tam olarak tarihi bilinmese bile bazı kaynaklara göre bu türbenin 740 senesinde yapıldığı söylenmektedir. Aslında bu tarih Seyitgazi'nin ölüm tarihidir. Seyitgazi ölünce onu seven halk ona küçülte olsa bir türbe yapmış ve zamanla bu türbe büyümüştür. Günümüzde ise gün geçtikçe daha da fazla ziyaretçi alarak neredeyse turistik bir bölge olmuştur. 

Seyitgazi türbesinin bulunduğu bölge tam olarak bir külliye olarak inşa edilmiştir. Bu yapı eski zamanlardan günümüze gelen ve bir Selçuklu eseri olması nedeni ile çok büyük önem taşıyan özelliği ile önemini ikiye katlamaktadır. Seyitgazi türbesi içerisinde düşünüldüğü gibi tek mezar bulunmaz. Bu türbe içerisinde Seyitgazi'nin yanı sıra 1, Alaaddin Keykubat'ın annesi Ummuhan Hatun ve Elenoranın mezarı bulunmaktadır. Bu nedenle külliyeye verilen önem ve külliyenin bakımı daha sıkı tutulmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz zamanlarda Seyitgazi'nin vefat etmesi sonrasında Ummmuhan hatun tarafından bu türbe inşa edilmiştir ve daha sonra kendisi de vefat edince insanlar, Ummuhan Hatunun da mezarını bu türbe içerisine koymuşlardır. Seyitgazi türbesi içerisinde farklı amaçlar ile kullanılan yapıların olduğunu daha önceden söylemiştik. Bu yapılardan biri çilehanedir. Çilehanenin yanında ise bir cami ve dershane bulunur. İnsanların, türbe içerisinde en çok ilgilerini çeken şey ise Seyitgazi'nin tam beş metrelik sandukasıdır. Sandukanın bu kadar büyük olması birçok insanı şaşırtsa bile bu büyüklük aslında normaldir. 

Seyitgazi Türbesi
Seyitgazi Türbesi içerisinde bulunan alanlardan cami içerisinde insanlar eski zamanlardan beri ibadetlerini yapmışlardır ve günümüzdeki camiler ile aynı işlemler yapılmıştır. Dershane içerisinde ise adından da anlaşıldığı gibi insanlar, burada çocuklara eğitim vermişler. Bu alanlardan en çok ilgi çeken ise türbe içerisinde bulunan çilehanedir. Bu alanda insanlar tek başına bırakılır ve kişi bu alanda kendi soruları ile kendisini baş başa bırakırmış. Yani çilehane, eski zamanlarda da bu amaç ile kullanılmıştır. Çilehane oldukça uzun zamanlar boyunca hizmet vermiş ve bu alan Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar insanlara hizmet vermiştir. Cumhuriyet sonrasında insanların bu bölgeye farklı alanlar inşa etmesi ile birlikte Seyitgazi türbesi, bir külliye şeklini almıştır. Bu bölümlere bakılarak dönemin eski tarihlerinden bilgiler edinilmektedir. Seyitgazi türbesi, Osmanlının son döneminden sonra 1954 yılına kadar  terk edilmiş ve çok uzun yıllar boyunca bu şekilde kalmıştır. Günümüzde çok mükemmel bir şekilde tadilatlar ve yenilemeler yapılmıştır. 
]]>
Geyikli Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/geyikli-baba-turbesi.html Wed, 14 Nov 2018 15:44:41 +0000 Geyikli Baba Türbesi, Osmanlı Devletinin ortaya çıkış döneminde yetişen alimlerdendir. Keşiş, yani  Uludağ yamaçlarında geyiklerle sürekli uğraşıp, istediği mekana geyiğin üstüne oturarak gittiği sebebi ile, Geyikli Baba Geyikli Baba Türbesi, Osmanlı Devletinin ortaya çıkış döneminde yetişen alimlerdendir. Keşiş, yani  Uludağ yamaçlarında geyiklerle sürekli uğraşıp, istediği mekana geyiğin üstüne oturarak gittiği sebebi ile, Geyikli Baba diye tanınmıştır. İran'ın Hoy ilinde dünyaya geldi. Bursa’ nın İnegöl beldesinin yakınlarında dünyaya gözlerini yumdu. Dünyaya geldiği zaman ve dünyaya gözlerini yumduğu tarihler mutlak olarak bilinmemektedir. Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi döneminde yaşamıştır. Tasavvufta Pir Tacülârifin Ebü’l-Vefa hazretlerinin izinden örnek alan Geyikli Baba, İlyas Horasani'den  irfan öğrendi. Uludağ yamaçlarındaki tekkesinde kendi halinde hayat sürdürüyor. 

İlim ve muhabbetinden yararlanmak için gelenlere Allah'ın (cc) istek ve yasaklarını anlattı. Çok fazla keramet gösterip ünlü oldu. Orhan Gazi döneminde Bursa'nın fethetmeye geyik üzerinde katıldı, ordunun önünde savaş etti. Bursa’ nın işgalinde bir süre sonra, Orhan Gazinin çağrısı üstüne Bursa’ya gelen Geyikli Baba, tekkenin yanından kırdığı bir ağaç dalını Bursa hükümdarı sarayının avlusuna dikti. Orhan Gaziye bakarak; “Bu anımız burada kaldığı sürece alimlerin duası senin ve zürriyetinin üzerindedir. Senin kuşak ve mevkin bu ağaç gibi kök salacak, kökleri çok uzaklara ulaşacak, çoçukların dini İslamiyete çok   hizmette bulunacaklar” diye söyledi.

 “Kökü durağan, dalları ise gök yüzündedir.” tercümesinde ki, İbrahim suresi yirmi dördüncü ayeti kerimesini okudu. Biraz sonra gelmesiyle gitmesi bir oldu. Yetiştirdiği ağaç büyük bir çınar oldu. O ağacın şimdi Bursa’da Üftade’ye giden Kavaklı Caddesindeki çınar ağacı olduğu bilinmektedir. Orhan Gazi bir süre sonra, Geyikli Baba’ya iadeyi ziyarette bulundu. Orhan Gazi ona bağışta bulundu. O da istemedi.

Geyikli Baba Türbesi
Hükümdar ısrar edince, kendisine bağış edilen yerlere denk olarak, tekkenin etrafında az bir ölçüsü alimlere odunluk olarak kabul edip, hükümdarın yüreğini aldı ve ona güzel dileklerde bulundu. Geyikli Baba, Orhan Gazi döneminde Uludağ’ ın şark yamaçlarında, İnegöl etrafında gözlerini dünyaya kapattı oraya gömüldü. Orhan Gazi tarafından mezarı üstüne türbe yaptırıldı. Daha sonra yine Orhan Gazi tarafından türbe yamacına bir cami ve tekke ek olarak yapıldı. Sevenleri, etrafında bir köy ortaya çıkardılar. Oluşturdukları bu köye Baba Sultan köyü ismini verdiler. Geyikli Baba külliyesi bin dokuz yüz elli yılından sonra yeniden onarım yapıldı.

Bir çok alim onunla ilgili konuşurlardı ve şöyle derlerdi. Geyikli Baba savaşta yaralananlarla harplere de katılıp çok hizmetlerde bulunurdu. O zamanlarda Bursa işgal altında  ve müslüman erler zor haldeyken Geyikli Baba hemen yetişirdi. Rumlara bayağı büyük bir geyik üstünde 60 okkalık tek kılıçla savaşan bu güzel çehreli yiğidi görünce yüreklerine bir korku salar, psikolojik olarak çökerler ve teslim olmayı konuşmayı başlarlar.Geyikli Baba askerlerin yanında boş durmaz  onların uhrevi duygularını güçlendirmek için muhabbetler yapar. Genellikle  Ehli Beyt' n güzelliğinden ve asaletinden bahis ederdi ve erlerle ilgilenirdi.
]]>
Şehzade Mustafa Türbesi https://www.turbe.gen.tr/sehzade-mustafa-turbesi.html Wed, 14 Nov 2018 18:13:02 +0000 Şehzade Mustafa Türbesi, Şehzade Mustafa 1515 yılında manisada dünyaya gelmiştir. Babası Kanuni Sultan Süleyman, annesi Mahidevran Sultandır. Konya, Saruhan, Amasya sancak beyliği yapmıştır. Babasına isyan ve ihanet ettiği dü Şehzade Mustafa Türbesi, Şehzade Mustafa 1515 yılında manisada dünyaya gelmiştir. Babası Kanuni Sultan Süleyman, annesi Mahidevran Sultandır. Konya, Saruhan, Amasya sancak beyliği yapmıştır. Babasına isyan ve ihanet ettiği düşünüldüğünden dolayı yargılanmıştır. Osmanlı devletinin nahcivan seferi esnasında konyada konaklarken çağırılarak, padişahın otağında boğdurulmuştur. Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehazadesidir. Çok zeki olduğu söylenen şehzede Mustafa nın, hattat ve şair yönüylede dikkat çektiği bilinmektedir. Ölümü ani olmuştur. Şehzade Mustafa'yı dönemin yanındaki devlet adamları kandırmıştır.Şehzade Mustafa Türbesi Tuğ dikip sakal bırakırsa babasının onun yerine geçmek istediğini düşünüp, onu padişah yapacağını söylemişlerdir. Şehzade Mustafa da bunu uygulamıştır. Babası da tahtına göz diktiğini düşünerek oğlunu öldürtmüştür. Şehzadenin ölmesi büyük yankılar ve isyanlar getirmiştir. Cenazesi Bursaya götürülmüştür. Şehzade Mustafa'nın oğlunun tahta geçirilmek istenmesi düşüncesi padişahı rahatsız etmiştir ve Şehzade Mustafa'nın oğlunuda boğdurarak öldürtmüştür. Oğlu da babasının yanına gömülmüştür.

Şehzade Mustafa'nın türbesi Bursa nın Muradiye ilçesinde bulunmaktadır. 1556 yılında kardeşi II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Her yıl yoğun bir kalabalıkla türbenin ziyareti dolup taşmaktadır.
]]>
Nasrettin Hoca Türbesi https://www.turbe.gen.tr/nasrettin-hoca-turbesi.html Wed, 14 Nov 2018 20:37:06 +0000 Nasrettin hoca türbesiHoca Nasrettin, Eskişehir Sivrihisar' da doğup, daha sonra Akşehir' e yerleştiği rivayet edilir. Komik hikayeleri, özlü sözleri, ve birbirinden anlamlı ve güldürücü fıkralarıyla hatırlanır. Nasretti Nasrettin hoca türbesi
Hoca Nasrettin, Eskişehir Sivrihisar' da doğup, daha sonra Akşehir' e yerleştiği rivayet edilir. Komik hikayeleri, özlü sözleri, ve birbirinden anlamlı ve güldürücü fıkralarıyla hatırlanır. Nasrettin Hoca aynı zamanda bilge bir insandır. 
Her yıl  Akşehir' de Temmuz ayının başlarında' Nasrettin Hoca adına bir festivaller düzenlenir. Nasrettin Hoca, efsaneleşmiş halk filozofu olmuştur. Fıkralarının hemen hemen hepsinde, bir dünya görüşü vardır. Süreli yapıcı olmayı severdi.Nasrettin Hoca Türbesi Her sözünde bir hikmet vardır. Türk milletinin mizah anlayışının ve zekasının göstergesidir. Bu nedenle de, her çağda ortaya çıkmaktadır. Nasrettin Hoca için  çok sonraları bir türbe yapılmıştır, Yıllarca bir harap halde kalan bu türbe Konya Valisi Faik Bey tarafından bugünkü hale getirilmiştir. 
]]>
Hz Yuşa Türbesi https://www.turbe.gen.tr/hz-yusa-turbesi.html Thu, 15 Nov 2018 10:25:22 +0000 Hz Yuşa Türbesi: Yuşa Peygamber, Yusuf (a.s) neslinden olmakla beraber, Hz. Musa'nın yaşadığı çağlarda yaşamıştır. Hz. Musa'nın Genç olan Yuşa ile İki denizin birleştiği yere kadar yaptıkları yolculukları ve burada Hız Hz Yuşa Türbesi: Yuşa Peygamber, Yusuf (a.s) neslinden olmakla beraber, Hz. Musa'nın yaşadığı çağlarda yaşamıştır. Hz. Musa'nın Genç olan Yuşa ile İki denizin birleştiği yere kadar yaptıkları yolculukları ve burada Hızır (a.s) ile bir araya gelmeleri Kuran-ı Kerim'de Kehf Suresi' nin 60-65. ayetlerinde anlatılmaktadır. Burada, Hz. Musa'nın yanında yer almış kişinin genç  Hz. Yuşa olduğu rivayetlerden anlaşılmaktadır. Hz. Yuşa'nın Beykoz Yuşa Tepesi' inde gömülü olduğu inanç, Beşiktaş'ta türbesi olan Kanuni Sultan Süleyman'ın sütkardeşi Yahya Efendi'nin (1494-1570) manevi keşfi ile ilişkilendirilerek yaygınlaşarak şöhret bulmuştur. Bazı tefsirlerde Yuşa'nın (a.s) Hz Musa (a.s) peygamberin vefatından sonra peygamber olarak görevlendirilmiş ve Hz. Musa'nın yeğeni ve yardımcısı olduğu, Hristiyanlar ın ve Yahudilerin ona Yeşu dedikleri nakledilmektedir. Yeşu (Yuşa) Beni İsrail'e gönderilen dört büyük peygamberden biridir. Yuşa adını İbranice'den almaktadır. İbranice'de ye Allah, şua kurtarsın demektir. Zaman içerisinde bu iki kelimenin birleşimi Yuşa olarak değişime uğramıştır. Hz. Yuşa'nın babası, ona bu ismi koyduğu zaman İsrail'in Firavun'dan kurtarılmasını dilemiştir. 

Hz Yuşa Türbesi: Hz. Yuşa üç dine mensup insanların sahip çıktığı bir muhterem zattır. Ona, Yahudiler, Hristiyanlar ve de Müslümanlar sahip çıkmış ve İstanbul'a geldiğini iddia ederek uğradığı düşünülen bir yere mezarını yapmışlardır. Bu tepe tarihin ilk döneminden bu yana kutsal bir yer olarak kabul edilmiş ve çeşitli uygarlıklar burada kendi dinlerinin ibadethanelerini ve tapınaklarını inşa etmişlerdir. İlk çağlarda burada Zeus tapınağının bulunduğu ve Bizans döneminde bu tapınağın Hagios Michael adında bir kilise olarak değiştirildiği tarih kaynaklarında yer almaktadır. Hz Yuşa Türbesi1500’ lü yıllarda yaşanmış olan büyük deprem nedeni ile bu kalıntılardan günümüze kadar eser kalmasa da Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Kanuni Sultan Süleyman'ın sütkardeşi olan ve Beşiktaş'ta türbesi yer alan Yahya Efendi' nin (1494-1570) manevi keşfi ile türbe tekrardan yapılandırılarak gerekli olan manevi itibarına kavuşmuştur. Caminin yanındaki Tarihi mescit Kanuni Sultan Süleyman’ın emri ile yapılmış, birçok padişah burada oluşabilecek izdihamı önlemek için ziyaretleri sınırlamış, farklı birçok önlem alarak türbeyi koruma altında tutmuşlardır. Bu sıkı korumaya rağmen Yuşa Cami bir yangın geçirmiş ve Sultan Abdülaziz döneminde, 1863 senesinde aslına uygun olarak yenilenmiştir. Boyunun çok uzun olduğu bilinen Hz. Yuşa'nın mezarının uzunluğu 17 metredir. Bunun nedeni ise, naaşın boyu değil, tam olarak kabrin neresinde yattığı bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Türbe, hangi yüzyılda olursa olsun ülke yöneticileri ve halk tarafından sonsuz bir saygı, sevgi kavramı ile sahiplenilmiş ve korunmuştur. İlk olarak mezarının baş tarafı Kudüs'e yönelmiş ise de, Dünya İslam ile tanıştıktan sonra kendiliğinden Kıbleye döndüğü, dilden dile anlatılan hikayelerdendir.
]]>
Şeyh Edebali Türbesi https://www.turbe.gen.tr/seyh-edebali-turbesi.html Thu, 15 Nov 2018 10:47:59 +0000 Şeyh Edebali Türbesi, Osmanlı Devletinde manevi kurucu olarak kabul edilen Şeyh Edebali'nin defnedildiği yerdir. Orhan Gazi'nin eski Bilecik şehrinin kurulmuş olduğu vadinin sırtında bulunan küçük bir tepeye yaptırılan türbe es Şeyh Edebali Türbesi, Osmanlı Devletinde manevi kurucu olarak kabul edilen Şeyh Edebali'nin defnedildiği yerdir. Orhan Gazi'nin eski Bilecik şehrinin kurulmuş olduğu vadinin sırtında bulunan küçük bir tepeye yaptırılan türbe eskiden kubbeliymiş. Ancak Yunanlılar tarafından tahrip edildiğinden, üzeri daha sonradan kiremit çatıyla kaplanmıştır. Türbe bir salonla iki odadan yapılmıştır. Büyük olan odası mihraplı mescit, diğer oda misafirhane ve sohbethane olarak kullanılmış. Şeyh Edebali ile yakınlarının olduğu bölümün tavanı kubbeli kısmı dikdörtgen biçimdedir. Burada dört tane küçük, yedi tane büyük sanduka bulunur.

1206 senesinde Merv şehrinde doğan Şeyh Edebali, Selçukluların Şeyhül İslamı Şeyh Sadrettin Konevi ile Mevlana'nın çağdaşı kabul edilir. İlk tahsilinin Karaman'da yapan Edebali, burada Hanefi hukukçusu olan Necmeddin ez Zahidi'den ders almıştır. Sonra Şam'a gitmiş ve Sadrettin Süleyman Ebül iz ile Cemalettin el Hasiri gibi önemli alimlerden ders almıştır. Buradan dönünce kendini tasavvufa vermiştir. Eskişehir yakınlarındaki İtburnu köyünde zaviye kurup, halkı irşada başlamıştır. Zaviyenin boş kalmadığı, burada Edebali tarafından fukaraların ihtiyaçlarını gidermek için çalıştığı ve burada koyun sürüsü bulundurduğu söylenmektedir. 

Osman Gazi'de sıkça zaviyeyi ziyarete gelir, misafir olurmuş. Burada misafir olduğu bir gece rüya görmüş. Rüyasında; "Şeyh Edebali'nin kendi koynundan çıkan ay, kendisinin koynuna girmiş ve göğsünde ağaç çıkmış. Bu ağaç öyle büyümüş ki, dallarıyla gökleri ve kökleriyle dünyayı sarmış. Dağlara ve sulara ağaç gölgesini vermiş."

Şeyh Edebali Türbesi
Rüyasını Edebali'ye yorumlatmış olan Osman Gazi; "Osman Hak Teala hem sana, hem de soyuna hükümranlık verdi, bu mübarek olsun, kızım olan Malhun Hatun ise senin helalin olsun" yorumunu almıştır. Bunun üzerine Malhun Hatun ile evlenmiştir.

Şeyh Edebali Ahi teşkilatının reisidir. Kendisinden sonra şeyhliğin kime geçmiş olduğu bilinmemektedir. Fakat sonradan 1. Murat'a geçtiği bilinir. Osmanlıların Bilecik'i fethetmesiyle birlikte, Edebali zaviyesini bu bölgeye taşımış ve hizmetlerini burada sürdürmüştür. Uzun bir yaşamı olan Edebali 1326 yılında Bilecik'te ölmüştür. Burada zaviyesinin mescit olarak kullanılmakta olan odasına defnedilmiştir. Şeyh Edebali aynı zamanda ilk Osmanlı kadısı ve müftüsü olarak bilinir. Şehy Edebali Türbesine kendisi dışında eşi, kızı, o dönemin büyüklerinden olan Şeyh Muhlis Baba, Molla Hattab-ı Karahisar ve adları bilinmeyen başka yakınları defnedilmiştir.
]]>
Şeyh Abdulkadir Geylani Türbesi https://www.turbe.gen.tr/seyh-abdulkadir-geylani-turbesi.html Fri, 16 Nov 2018 03:01:41 +0000 Şeyh Abdulkadir Geylani Türbesi, büyük islam alimlerinden ve velilerinden olan Hazreti Abdulkadir Geylani İran'ın Geylan şehrinde 1078 yılında doğmuştur. Künyesindeki ismi Ebu Muhammed'dir. Şeyh Abdulkadir Geylani hazretleri hem s Şeyh Abdulkadir Geylani Türbesi, büyük islam alimlerinden ve velilerinden olan Hazreti Abdulkadir Geylani İran'ın Geylan şehrinde 1078 yılında doğmuştur. Künyesindeki ismi Ebu Muhammed'dir. Şeyh Abdulkadir Geylani hazretleri hem seyid hem de şeriftir. Şeyh Abdulkadir Geylani 1166 yılında Bağdatta vefat etmiştir ve türbesi de Bağdatta bulunmaktadır. Babası Abdulkadir Geylani hazretleri daha küçükken vefat etmiştir. Bağdata gelen Abdulkadir Geylani hazretleri farklı bir yapısı olduğu birçok kaynakta belirtilmektedir. 

Şeyh Abdulkadir Geylani hazretleri türbesi, kadri tarikatının kurucusudur. Türbesi Şıhlar camisinde 1642 senesinde yapılmıştır. Ayrıca Şeyh Abdulkadir Geylani hazretlerinin naaşı ise 1651 senesinde türbeye getirilerek defnedildiği varsayılmaktadır. Yıpranmalar sonrasında Türbe 1989 senesinde yenilenmiştir. Abdulkadir Geylani hazretlerinin naaşının konulduğu sandukalar yerinden kaldırılarak mermer mezarlar ile yenilenmesi yapılmıştır. Türbe kare şeklinde planlı, içinden kubbeli ve dışından ise kırma çatılı şeklinde örmelidir. Türbenin içerisinde Şeyh Abdulkadir Geylani hazretlerinin mezarının dışında başka 1 tane daha sanduka mevcut olmaktadır. Türbedeki bu sandukalarda ise eşi Ayşe Dudu hatun, Şeyh seyyid Abdüllatif-1, Şeyh Mehmet, Şeyh Salih, Şeyh Hüseyin, Abdüllatif-2 kızları ile torunları bu sandukalarda yatmaktadır. 

Şeyh Abdulkadir Geylani Türbesi
Şeyh Abdulkadir Geylani Türbesi, kadri tarikatı için önde gelen bir ismi olan Bolvadin'den çok saygı gösterilen zat Şeyh Abdulkadir Geylani hazretleridir. Bunun için özellikle hayır duası almak için oldukça fazla ziyaret edilmektedir. Şeyh Abdulkadir Geylani Türbesini ziyarete gelenler ise felçli hastalar, çocuğu olmayanlar, askerler, sünnet çocukları, damatlar ve gelinler dua etmek için ziyaret ederler. Türbeye genellikle her türlü sıkıntıları için gelerek hem dua okuyarak hem de adaklar adamaktadırlar. Şeyh Abdulkadir Geylani'nin Türbesini ziyaret eden kişiler sadece istekleri ve sıkıntılarının dışında sevinçli anlarını da paylaşmak için ziyaret etmektedirler. Ayrıca tekke zamanında düzenli olarak her gün 20 fakire yemek verilmektedir.
]]>
Hz Mevlana Türbesi https://www.turbe.gen.tr/hz-mevlana-turbesi.html Sat, 17 Nov 2018 03:00:50 +0000 Hz Mevlana Türbesi hem Türkiye'nin hem de Konya ilimizin sembol yapılarındandır. Mevlana türbesi şehir merkezinde  ve üçler mezarlığının hemen karşısında bulunuyor. Mevlana müzesi olarak da biliniyor. Hz mevlan Hz Mevlana Türbesi hem Türkiye'nin hem de Konya ilimizin sembol yapılarındandır. Mevlana türbesi şehir merkezinde  ve üçler mezarlığının hemen karşısında bulunuyor. Mevlana müzesi olarak da biliniyor. Hz mevlana türbesi, iç Anadolu Bölgesinde yer alan Konya ilimizde bulunuyor. Konya' ya gidenlerin mutlaka görmesi gereken bir yerdir. 

Yeşil kubbe denilen Hz Mevlana' nın türbesi dört fil ayağı kalın sütun üzerine yapılmıyapılmıştır. O günden sonra yapı faliyetler hiç bitmemiştir.19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiştir. Osmanlı sultanlarının bir kısmı Hz Mevlana türbesi'ne özel bir önem vermişler ve iyi korunmasını sağlamışlar. Türbe, ziyaret edilen büyük zatların, evliyaların, şehitlerin, sultanların mezarlığına denir. Türkiye'de ziyaret edebileceğimiz çok türbeler vardır. Türbelere bez bağlamak, mum yakmak çok yalnış bir harekettir. Cahiller tarafından uydurulmuş şeylerdir ve dinimizde yeri yoktur. Türbe, Türk-İslam mimarisinde çok yaygın olan yapı tarzıdır. Vefat eden evliyaları ziyaret maksadıyla gidenleri, dua etmeye gelenleri yağmurdan, güneşten korumak için kabirlerin üzerine kurulan çadır olarak da bilinir. Türbelerin, etrafı çevrilimiş ya da üstü örtülmüş mezar yerine de kullanılmıştır.

Hz Mevlana Türbesi
Hz Mevlana Türbesi, Mevlana Celaleddini Rumi'nin oğlu Sultan Veled tarafında yaptırılmış. Hz Mevlana Türbesini'nin mimarı Bedreddin Tebzidir. Hz Mevlana, 30 eylül 1207 yılında Afganistan sınırları içerisinde bulunan Horasan ülkesinin Belh şehrinde doğmuştur. Hz Mevlana'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerindendir. Hz Mevlana' nın annesi ise Belh Emri Rükneddin'in kızı Mümine hatundur.Osmanlı devletine aittir. Hz Mevlana Türbesi nin bugünkü şekli kare bir zemin üzerinde üç tarafı kemerli ve bir tarafı kapalı bir haldedir. Bu mekanın üzerinde 16 dilimli sivri bir külah örtüyor. Bu külahın tepesinde bir hilal vardır. İçinde Mevlevi sikkesi bulunan yüksek bir alem vardır. Bu külahın üzerti firuze çiniler kaplıdır. Bu külaha yeşil kubbe denir.

Yeşil kubbenin altında Mevlananın oğlu Sultan Veledin gök mermerden yapılmış üstü püşide ile örtülü sandukaları vardır. Türbenin bir mumyalık kısmı da vardır. Cephede bugünkü gümüş eşiğin altında bulunan bu kısım kapısının 18. yy' da örülmüş olduğu biliniyor. Çapraz tonazla örtülü olduğu sanılan bu kısımda Mevlananın naaşı mumyalanarak muhafaza edilmiş. Hz Mevlana 17 aralık 1273 yılında vefat etmiştir. 
]]>
Sultan Süleyman Türbesi https://www.turbe.gen.tr/sultan-suleyman-turbesi.html Sat, 17 Nov 2018 05:34:01 +0000 Sultan Süleyman türbesi, Kanuni Sultan Süleyman Osmanlının muhteşem yüzyılı diye tabir edilen bir dönemde yaşayıp Osmanlı döneminin 10. padişahı olup 46 yıl tahta kalmıştır. Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığ Sultan Süleyman türbesi, Kanuni Sultan Süleyman Osmanlının muhteşem yüzyılı diye tabir edilen bir dönemde yaşayıp Osmanlı döneminin 10. padişahı olup 46 yıl tahta kalmıştır. Türk hakimiyetinin doruk noktasına ulaştığı bir devrim sultanıydı. Allah'a gönülden bağlı olup tam bir kuran ahlakıyla yaşıyordu. Her zaman bütün başarılarının Allah tan geldiğine inanır ve Allah'a şükrederdi. Kanunu sultan Süleyman  Atlas okyanusundan umman denizine Macaristan, kırım, ve Kazandan, Habeşistan'a kadar geniş yerleri Kuran'ı Kerimin  emirlerine uyarak ve adaleti hiç bir zaman bırakmadan idare etmiştir. Kanuni bir çok bakımdan Osmanlı padişahlarının en bahtiyarı sayılmaktaydı. Kanuni saltanatta rakipsiz ve genç ti padişah olduktan hemen sonra Allah ona muzaffer olmak ve cihana hükmetmek fırsatını ihsan eylemişti. 46 yıl süren padişahlığı boğunca rivayete göre 36 yılını seferde at üstünde geçirmiştir. 13 ve son seferi olan Zigetvar seferi sırasında 71 yaşında öldü. Kanuni sultan Süleyman Türbesi İstanbul'da bulunan Süleyman-iye Külliyesi içinde yer almaktadır.

Kanuni sultan Süleyman en yakın veziri ve aynı zamanda kız kardeşinin de kocası olan pargalı İbrahim paşayı yedi dilsiz cellada payitahta bulunan odasında boğdurtarak öldürttü. Oğlu şehzade Mehmet bir rivayete göre çiçek hastalığı diğer bir rivayete göre de eceliyle öldüğü iddia ediliyor. Bir başka oğlu ve en gözde şehzadesi Mustafayı ise çıkan dedikodular ve Hürrem sultanın attığı iftiralara meyil ederek İran seferi sırasında İbrahim paşayı olduğu gibi şehzadeyi de aynı şekilde öldürttü. Küçük oğlu şehzade cihangir ise zaten hasta olan bünyesi ağabeyi Mustafa'nın katline dayanamayıp öldü. Gözdesi aynı zamanda 4 oğlan 1 kız evladının annesi ve tek nikahlı eşi olan Hürrem sultan iki oğlunun ölümü ve iki oğlunun tahta varis olmasından sonra hayata gözlerini yumdu. Hürrem sultanın kabri Şuan İstanbul'da sultan Süleyman türbesinin hemen yanındadır.

Sultan Süleyman Türbesi
Kanunu sultan Süleyman türbesi: ölümünden sonra mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Süleymaniye külliyesinin içerisine yer alan ve Hürrem sultanın kabri ile yan yana olan sultan Süleyman türbesi mimar Sinan tarafından  kesme taştan sekizgen köşeli ve gövdesinin alt kısmını çevreleyen geniş saçakları olup sivri kemerli ve revak uygulaması ile inşa edilmiştir. Eşsiz bir yapı olan bu türbeye başka zamanlara hiçbir uygulama yapılmamıştır. Kanuni Sultan Süleyman türbesini kendisinden sonra tahta çıkan oğlu Sarı Selim tarafından yaptırılmıştır.

Kanunu Sultan Süleyman Zigetvar Fethi sırasında ölmüş ve ölümü sokululu Mehmet paşa tarafından fetih bitene kadar askerlerden saklanmıştır. Sultanın iç organları çıkartılıp Zigetvara gömülmüş ve bedeni 400 askerle İstanbul'a taşınmıştır. Kanuni sultan Süleyman muhteşem bir törenle defnedilmiştir. Defin sırasında kanuninin vasiyeti olan bir sandığı da yanına gömmek istemişler fakat Şeyhülislam Ebusuud efendi zinhar karşı çıkıp İslami şartlara uygun olmayacağı söylemiştir. Definden sonra koca sultanın yanında götürmek istediği ne olabilir diye merak edip sandığı açmışlardır ve içerisinde aldığı ve uyguladığı kararların İslama uygun olup olmadığı konusunda Şeyhülislamdan aldığı fetvalar vardır. Bunu gören Şeyhülislam efendi (Ey koca sultan Sen Rab-binin katında kendini temize çıkardın. Mes'uliyeti bize attın) Buyurmuşlardır.
 
]]>
Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/aziz-mahmut-hudayi-turbesi.html Sat, 17 Nov 2018 18:22:47 +0000 Aziz Mahmut Hüdayi TürbesiCelvetiye tarikatının pirlerinden olan Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri 1541 yılında Şereflikoçhisar' da doğmuştur. Çocukluğu ise Sivrihisar' da geçmiştir. Cüneyd-i Bağd Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi

Celvetiye tarikatının pirlerinden olan Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri 1541 yılında Şereflikoçhisar' da doğmuştur. Çocukluğu ise Sivrihisar' da geçmiştir. Cüneyd-i Bağdâdî  Hazretleri'nin neslinden olup  Bağdadi Hazretleri gibi seyyiddir. Asıl adı Mahmud'dur. Aziz lakabı ve Hüdayi adı ilerleyen zamanlarda verilmiştir. Yaklaşık bir asra yakın yaşayan bu zat Osmanlının belkide en çalkantılı döneminde yaşamıştır. Ömrü süresinde Osmanlı Devletinden sekiz padişah değişmiş ve her padişaha mümkün mertebe irşadda  bulunmaya çalışmış ve himmetler göstermiştir. Sorunlu bir dönemde yaşadığını belirtmiştik. Kendi döneminde Osmanlı askerlerinin içindeki düzenler bozulmaya başlamış devlet erkanı hepten kontrolü kaybetmeye başlamıştı. Bu dönemde devlet erkanından  azl edilen ve ya  nefl edilen kişilerin bu limana sığındığı gibi, anarşiden kaçanların da durak mekanı olmuştur Aziz Mahmud Hüdayi  Hazretlerinin dergahı. Nitekim Halil Paşa, Dilâver Paşa ve Ali Paşa gibi zevât paşada dara düştükleri esnada mübarekin dergahına sığınmışlardır. Devlet erkanının uğrak yeri olduğundan dergah bu gün dokunulmazlık dediğimiz, kimsenin elinin uzanıp tahribata uğratamayacağı bir alan olmuştur. 1628 yılında İstanbul' da vefat etmiştir.


Aziz Mahmut Hüdayi Türbesini Ziyaret Etme Sebebi
Dinimiz de alimleri ziyaret edip dualarına müşareket olmak evla görülmüştür. Hangi devirde olursa olsun büyük zatları ziyaret edip hayır dualarını almakta bizim için her daim fayda vardır.Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri ziyaret edilmesi gereken büyük zatlardandır. Fakat diğer alimlerden farkı mübarekin Sultan I.Ahmed' in talebi üzerine ettiği duadır. Ulema bu duanın kabul olduğunu ve Aziz Mahmut Hüdayi Türbesini  ziyaret edenlerin  suda boğulmadan öldüklerini rivayet etmişlerdir.

Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi
Aziz Mahmut Hüdayi Hazretlerinin Duası
"Yâ Rabbî! Kıyâmete kadar bizim yolumuzda bulunanlar, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip rûhumuza Fâtiha okuyanlar bizimdir. Bize mensub olanlar, denizde boğulmasınlar; âhir ömürlerinde fakirlik görmesinler; imanlarını  kurtarmadıkça ölmesinler; öleceklerini bilsinler ve haber versinler ve de ölümleri denizde boğularak olmasın!.."

Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi
İstanbul ilinin Üsküdar İlçesindedir. 1589- 1598 yılları arasında yapılan  Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi ve Camisi İstanbul' luların  ziyaretine her daim açıktır. Toplu taşıma ile ziyarete gelmek isteyenler Üsküdar askerlik şubesi durağından inmeleri gerekiyor. Üsküdar vapuru ile gelmek isteyenler  vapur iskelesinin dikine dimdik Üsküdar içlerine doğru yürümeleri gerekiyor. O civarda kime sorulsa hemen gösterebileceği mesafededir. Rabb' im yaptığınız tüm dualarını kabul etsin.
]]>
Semerkand Türbesi https://www.turbe.gen.tr/semerkand-turbesi.html Sun, 18 Nov 2018 00:14:03 +0000 Semerkand Türbesi, Anadolu'nun bir çok köşelerinde yer alan, Allah dostlarının mezarları, özellikle yaz mevsimlerinde ziyaretçi akınına uğramaktadır. İlahi aşk ile dolu olan  bu yüce insanlar çok değerlidirler. Onların yü Semerkand Türbesi, Anadolu'nun bir çok köşelerinde yer alan, Allah dostlarının mezarları, özellikle yaz mevsimlerinde ziyaretçi akınına uğramaktadır. İlahi aşk ile dolu olan  bu yüce insanlar çok değerlidirler. Onların yüzü suyu hürmetine, Rabbme dua etmek en güzel şey olsa gerek. Ali Semerkandi Hazretleri, küçük yaşta Kur'an-ı Kerim' i ezberlemiştir. Tahsilini Semerkant' ta tamamladıktan sonra, Alaaddin Buhar'inin öğrencisi olmuştur. Daha sonra bu mübarek zat, Hz. Peygamber( S.A.V.)' den aldığı manevi bir işaret üzerine Anadolu' ya hareket etmiştir. Ve sonra diyar diyar gezmeye başlamıştır. 

İslamiyeti yaymak için çok çalışmıştır. Ali Semerkandi bir gün, kırda sığırları otlatırken, bir kurdun, bir öküzü öldürmek için hazırlandığını görünce, hemen yanlarına varıp, kurda; "Et kurt! Bu öküzü öldürmek için kimden izin aldın" deyince, kurt dile gelip; "Ey Allah'ı tealanın sevgili kulu! Bu öküz benim nasibimdir. Allah'ı tealanın izni ile bunu öldürüp yiyeceğim." dedi. O da; öküzün sahibine durumu anlatayım. Haberi olsun ki, bize herhangi bir laf ve dil uzatarak ahiretini yakmasın. Şeyh Ali, çok zeki ve akıllı biriydi. Allah'ı tealanın emir ve yasaklarını bildirmek için diyar diyar dolaşmıştır. Şeyh Ali Semerkandi, Peygamber efendimizin manevi evladı olmuştur. Rasülallah efendimiz;  Ya Ali!  Öyle bir beldeye git ki, fakir oldukları için beni ziyaret edemeyen ümmetim, seni ziyaret etsinler. Sen benim evladım olduğun için,seni ziyaret ettiklerinde beni ziyaret etmişler gibi kabul ederim. Deyince, mübarek sevincinden ağlamış ve şükür secdesi yapmış. 

Semerkand Türbesi
Bunun üzerine Anadolu'nun bugünkü adı ile Ankara'nın Çamlıdere beldesine gelmiştir. Ve buradaki insanların irşadı, Allah'ı tealanın emirlerini bildirmek ve yasaklardan sakındırmak için yıllarca çalışmıştır. 
]]>
Şemsi Tebrizi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/semsi-tebrizi-turbesi.html Sun, 18 Nov 2018 23:45:15 +0000 Şemsi  tebrizi türbesi, Şems-i tebrizi yada tam ismiyle şemsüddin muhammed bin ali bin melikdad tebrizi , doğumu ve ölümü tam ve net olarak bilinmeyip doğum yılı 1185 ve ölüm yılınında 1248 olduğu söylenen şems-i te Şemsi  tebrizi türbesi, Şems-i tebrizi yada tam ismiyle şemsüddin muhammed bin ali bin melikdad tebrizi , doğumu ve ölümü tam ve net olarak bilinmeyip doğum yılı 1185 ve ölüm yılınında 1248 olduğu söylenen şems-i tebrizi yaklaşık 62-63 yaşında vefat etmiştir. İran'ın Doğu Azerbaycan Eyelati'nin yönetim ve kontrol merkezi olan büyük şehir Tebriz şehrinde doğduğu söylenmektedir. Melik Dad oğlu ali adında büyük bir zatın oğludur şems-i tebriz şemseddin yani dinin güneşi lakabıyla anılmaktadır.

Çok küçük yaşlarda dine merakı ve yatkınlığıyla dikkatleri üzerine çeken şems-i tebriz aldığı ders ve eğitimlerde manevi ilimleri tahsilde gösterdiği kabiliyetle dikkatleri daha da üstüne çekmiştir. Din ilimleri tahsilden sonra, genç yaşlarında tebrizli büyük zat olan Ebubekir sellaf'a mürid olmuştur. Ününü duyduğu biten şeyhleri ziyaret etmiş ve bu büyük şeyhlerden onların ilimlerinden bilimlerinden feyz almaya çalışmış ve bu sebepten ötürü diyar diyar gezerek adını namını duyduğu bütün şeyhleri ziyaret etmiştir. Onun bu huyundan memleketleri diyar diyar yer yer gezmesinden ötürü kendisine Şemseddin Perende yani uçan Şemseddin denilmiştir. 

Bu şekilde devam eden şems-i tebrizi ilmini çok yükseltmiş ve Allah dostu olmuştur. Ama hiçbir zaman arayıştan ve kendini geliştirmekten vazgeçmemiştir.  Bu böyle devam ederken manevi bir işaret üzerine Mevlana Celaleddin Rumi'yi arayıp bulmuştur. Mevlana'yla çok iyi dost olan şems-i tebrizi aynı zamanda da ona hocalık yapmıştır. mevlana'yla beraber üç üç buçuk yıl beraber kalmışlardır ve mevlana'ya ışık hayatında yeni ufukları açılmasına vesile olmuştur.

Şemsi Tebrizi Türbesi
Şems-i tebrizi Şam'a döndüğünde mevlana çok rahatsız olmuş şems-i tebrizinin yokluğu ona rahatsızlıklar dayanılmaz acılar vermeye başlamıştır. Bir süre sonra dayanamayıp Mevlana'nın oğlu Sultan Veled'in çağrısı üzerine şems-i tebrizi Konya'ya geri gelmiştir. Bunun üzerine mevlana bir daha Konya'dan ayrılmasın diye şems-i evlenmeye ikna etmeye çalışır ve sonunda başarır bunun üzerine zamanın da Mevlana'nın evine evlatlık alınan Kimya hatunla evlendirilir. Ve hayatlarına bu şekilde devam etmeye başlarlar.

Şems-i tebrizi'nin ölümünün nasıl olduğu bilinmemektedir. Mevlana da meydana gelen büyük değişiklikleri hazmedemeyenler tarafından mı öldürüldü yok geldiği gibi sessiz ve kimseden habersiz bir şekilde Konya'yı terk mi ettiği bilinmemektedir. Şemsi tebrizi türbesi, Niğde'deki kesik baş türbesi de şems'e izafe edilir. Bunlardan ayrı olarak ta Tebriz şehrinde Geçil denilen mezarlıkta aynı bölgedeki Hoy'da, Pakistan'ın, Multon şehrinde şems türbeleri ve makamları vardır. Bu makamlar Çeşitli rivayetlerle süslenmiştir. Ama nasıl ve nerede öldüğü bilinmemektedir. Bir rivayete göre de Mevlana Celaleddin Rumi'nin oğlu Aleaddin'de şemsi öldürenler arasındadır. Şems-i Tebrizi'nin Konya'daki mezarı küçük minik mütevazı neredeyse saklanmış şekilde bir yerdedir. Mevlana hazretlerinin o ihtişamlı türbesinin yanında bulunmaktadır.  
]]>
Hz Ali Türbesi https://www.turbe.gen.tr/hz-ali-turbesi.html Mon, 19 Nov 2018 16:26:13 +0000 Hz. Ali  türbesi, hakkında bilgi vermeden önce kim olduğu ile ilgil birkaç şey söylemek isterim kendisi peygamber efendimizin amcasının oğludur peygamber efendimiz ile büyümüştür ve peygamber efendimizin kızıyl Hz. Ali  türbesi, hakkında bilgi vermeden önce kim olduğu ile ilgil birkaç şey söylemek isterim kendisi peygamber efendimizin amcasının oğludur peygamber efendimiz ile büyümüştür ve peygamber efendimizin kızıyla evlenmiştir. Peygamber efendimizin bu dünyada en çok sevdiği kişiler arasında ismi zikredilir ve Allah'ın arslanı olarak adlandırılır.

Hz. Ali türbesi:  Bir  rivayete göre Hz. Ali’nin yakınları, düşmanlarının sağlığında yapamadığı kötülüğü türbesine yapabilirler düşüncesiyle
halifenin naaşını Irak'ın Necef şehrinden götürmeye karar verirler. Bir gece Hz Ali’nin mezarını gizlice açarlar. Naaşı beyaz bir deveye yüklenerek kendilerinin de bilmediği bir yere doğru götürürler. Naaşı taşıyan deve gücünün yettiği kadar  gidecektir, bitkin düşüp çöktüğü yerde de Hz Ali’nin yeni mezarı yapılacak, bu mezardan kimsenin haberi olmayacaktır. Bu şekilde de sonsuza değin Hz Ali’nin mezarının yeri korunmuş olacaktır. Devenin peşinden günlerce, haftalarca giderler, çöller ve dağlar aşarlar. Yorgunluktan mecali kalmayan deve artık durur ve yere çöker. Hz Ali’nin naaşı deve üzerinden indirilerek devenin çöktüğü yere gömülür. Hz. Alinin bir türbesinin de burada olduğu söylenir. Bir diğer rivayete göre Mezar-ı Şerif Irak'ın Necef şehrinde bulunmaktadır. Bundan dolayı şehrin adına Mezar-ı Şerif  de denilmektedir. türbe ilk olarak dokuz yüz yetmiş yedi yılında Büveyhoğulların dan hükümdar Fena Hüsrev tarafında tadilat görmüştür. Sonra Selçuklu hükümdarı 1.Melikşah tarafında düzeltilmiş bin seksen altıda ve bin beş yüz yılında da Safevi Şahı 1. İsmail tarafın da yaptırılmıştır. Mezar-ı Şerif şehrine yaklaştığımızda uzaktan yemyeşil kubbeleri ile Hz. Ali’nin türbesi karşılamaktadır. Her zaman binlerce kişinin akın akın ziyaret ettiği türbe Horasan ve Türkistan mimarisi özenle ve büyük bir titizlikle  yapılmıştır. Türbenin kubbesinde büyükçe yazılmış Hz. Ali levhası vardır. 

Hz Ali Türbesi
Ana kapıdan türbeye girdiğimizde ayakkabılarımızı çıkarmamız isteniyor. Bunun özel bir nedeni olduğunu sandığımız için meraktan sorulduğunda ise Türbe görevlisi, avluda ve türbe çevresinde Hz. Ali’ye hürmeten yalın ayakla gezildiğini söylüyor. Büyük bir kapıdan geçtikten sonra Hz. Ali’nin türbesinin bulunduğu ve arkasında da kubbelerden oluşan büyük bir cami karşımıza çıkmaktadır. İçeride küçük gruplar halinde toplanmış insanların Kur’an-ı Kerim okuyanlar, namaz kılanlarla karşılaşmak mümkündür. Büyük bir doğa güzelliği yanında etrafı yeşil alan dediğimiz, ravzanın yanı Hz. Alinin türbesinin dış tarafında uçuşan beyaz güvercinler mezar-ı şerifi daha ilginç kılmaktadır. Türbeye gelen bütün ziyaretçiler beyaz güvercinlere uğramadan geçmiyorlar. Türbede bulunan yem satıcısı gelen siyah güvercinlerin  Hz. Ali’nin kerameti ile beyaz renge dönüştüğünü anlatıyor. Gerçekten etraftaki bütün güvercinlerin renginin beyaz olması da sanki bunu kanıtlar nitelikteydi.
]]>
Hacı Bektaş Veli Türbesi https://www.turbe.gen.tr/haci-bektas-veli-turbesi.html Mon, 19 Nov 2018 21:52:54 +0000 Hacı Bektaş Veli Türbesi; Büyük İslam filozoflarından birisi olan Hacı Bektaşi Veli, İslam dininin yayılmasında büyük katkıları olan önemli bir insandır. Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde yer alan türbesi hem Alevi he Hacı Bektaş Veli Türbesi; Büyük İslam filozoflarından birisi olan Hacı Bektaşi Veli, İslam dininin yayılmasında büyük katkıları olan önemli bir insandır. Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde yer alan türbesi hem Alevi hem Sünni müslümanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Burada Hacı Bektaşi Veli'nin ebedi istirahatgahı'nın yanında bir de müze yer almaktadır. Her sene Ağustos ayında düzenlenen Hacı Bektaşi Veli' yi anma festivaline birçok insan katılır ve anma törenleri ile beraber birçok kültürel etkinlik de yapılır. 

Nevşehir iline 60 kilometre uzaklıkta bulunan Hacıbektaş ilçesi Ankara, Kırşehir, Nevşehir rotası üstünde olduğu için bölgeye geliş yada dönüş yolunda uğrayabilirsiniz. Türbe ve müze hemen ilçenin merkezinde yer alır. Hacı Bektaşi Veli Türbesi dışında Atatürk Evi ve Arkeoloji Müzesi de ilçenin ziyaret edebileceğiniz öbür yerleridir. 1950'li senelerinde tamirat görerek Kültür Bakanlığına bağlı müze olarak ziyarete açılan türbe üç bölümden meydana gelmektedir. 

Bu ana kapıdan girilerek Nadar avlusu olarak bilinen kısma geçilmektedir. Bu kapıya çatal kapı denilmektedir. Bundan sonra mezar kısmına ulaşana kadar geçeceğimiz kapılara sırası ile üçler, altılar ve kırklar kapısı ismi verilmiş. Eskiden bu kısımda dergaha ait farklı dükkanlar ve gelen ziyaretçilerin kalması için yapılmış farklı mekanlar yer almaktaydı fakat bu yapılar günümüze kadar gelememiştir. Bu avluda bulunan en dikkat çekici olan yapı 1902 senesinde yaptırılmış Üçler çeşmesidir. 

Hacı Bektaş Veli Türbesi

Ayrıca avlunun farklı yerlerinde Hacı Bektaşi Veli'ye ve dergahın öbür önemli insanlarına ait, okuduğunuzda bir an durup düşüncelere dalacağınız güzel sözler de yer almaktadır. Nadar avlusundan ikinci kısma yani Dergah avlusuna gidiliyor. Bu avluya geçişte giriş ücreti ödeniyor. Giriş kişi başı 3 TL ancak 60 yaşın üzerindekilere ve Müze Kart sahiplerine ücretsiz. Bu avluda meydan havuzu, aş evi, Tekke cami, konuk evi, meydan evi gibi kısmlar yer almaktadır.

Meşhur olan aslanlı çeşme de bu avluda yer alıyor. İskenderiye mermerinden imal edilmiş bu aslan heykeli 1850'li senelerde dergaha bağışlanmış. Sonradan çeşme olarak yapılmıştır. Türbeyi ziyaret eden herkesin en az bir kere bu sudan içtiği bilinmektedir. Aslanlı çeşme'nin güzel olan suyundan içip arkanızı döndüğünüz zaman muhtemelen yanlışlık ile bu mezarın üzerine basıp geçeceksiniz. Hemen aslanlı çeşmenin önünde ve deyim yerindeyse sütunun arkasına gizlenmiş olan bu mezar Kahveci Baba adında bir zat'a aittir. Kahve yaparken çıkardığı gürültü ile insanları rahatsız ettiğini düşünen Kahveci baba mezarının ayak altı bir yere yapılmasını kendisi istemiştir.

Aş evi bölümü de yer almaktadır. Eskiden yemek dağıtımı yapılan bu kısım dergahın sosyal işlevini göstermesi açısından da önemlidir. Ortada yer alan büyük kara kazan yeniçeriler tarafından kutsal olarak kabul edilmekteymiş. Yine burada eski zamanlara ait olan birçok mutfak eşyası da sergilenmektedir. Mutfak kısmından tekrar avluya çıkılır. Avlu öbür taraftan farklı görünür. Türbenin mimarisi ve süslemeleri muazzam bir güzelliktedir. Aş evinin karşısında bulunan meydan evine doğru gidilir.

Meydan evi Bektaşiliği benimseyen insanların yola girme törenlerinin yapıldığı ve farklı problemlerin tartışıldığı yerdir. Duvarlarında farklı portreler ve eski zamanlara ait olan bazı fotoğraflar bulunmaktadır. Oturma yerlerine serilmiş olan postlar on iki imamları temsil etmektedir. Türbenin birçok yerinde olduğu gibi meydan evinin kapıları da insanın eğilmeden geçemeyeceği kadar alçak yapılmıştır. Bunun sebebi odalara girip çıkılırken baş eğilerek girilmesi, ayrıca odalara giriş çıkış yaparken de odadakilere sırt dönülmesi de hoş karşılanmamıştır.

]]>
Ertuğrul Gazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/ertugrul-gazi-turbesi.html Tue, 20 Nov 2018 19:44:42 +0000 Ertuğrul Gazi Türbesi: Ertuğrul Gazi, Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu ve Osman Bey'in babasıdır. Ertuğrul Gazi 1188 yılında doğduğu rivayet edilse de doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Babası Süleyman Şah, annesi Hay Ertuğrul Gazi Türbesi: Ertuğrul Gazi, Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu ve Osman Bey'in babasıdır. Ertuğrul Gazi 1188 yılında doğduğu rivayet edilse de doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Babası Süleyman Şah, annesi Hayme hatun'dur. Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensuptur.Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Bey’in babasıdır. Sungur Tekin, Gündoğdu ve Dündar adlarında 3 kardeşi bulunmaktadır.  Ertuğrul Gazi'nin ataları, yaklaşık olarak 50 bin veya 70 bin hane olmak üzere diğer Oğuz boyları ile beraber, Moğol istilasının da etkisi ile Buhara ve Semerkant üzerinden Ceyhun nehrini geçerek Horasan Bölgesi' nin Merv  yani Mohan şehrine yerleşmişlerdir. Zaman içerisinde buradan da göç eden boylar, Selçuklular ile birlikte Azerbaycan üzerinden göç ederek Anadolu’ya girerler ve Doğu Anadolu Bölgesi'ne yerleşirler. Buradan da zaman içerisinde ayrılan Kayı Boyu, bugün Suriye sınırları içinde bulunmakta olan Halep’ e göç etmişlerdir. Bura da vefat eden babası olan Süleyman Şah'ı defnetmiş lerdir. Bugün hala Süleyman Şah türbesi Türkiye sınırları içerisinde olmayan tek toprak parçamızdır. Süleyman Şah'ın ölümünden sonra boy içerisinde ayrılıklar başlamış ve bazı kardeşler Horasan Bölgesi'ne yerleşirken, Ertuğrul Gazi ise Anadolu'ya geçerek burada Selçuklulara Moğollara karşı saf tutmuştur. Bunun karşılığında ise, Ankara'nın batısında buluna Karacadağ'ı   kışlak olarak almıştır. Ömrünün geri kalan kısmını Anadolu'da bir uç beyi olarak geçiren Ertuğrul Gazi, bir çok başarılar kazanarak Anadoluyu, Bizanslara karşı korumuştur. 1281 senesinde oğlu olan Osman Beyin temellerini atacağı Söğütte hayata gözlerini kapatmıştır.

Ertuğrul Gazi Türbesi
Ertuğrul Gazi Türbesi: Yiğit bir Türkmen Beyi olan Ertuğrul Gazi, Osman Beye aşıladığı savaşçı miras ile, altı yüzyıl boyunca ayakta duracak büyük bir imparatorluğun temellerini atmıştır. Ölümünün ardından Osman Bey, öncelikle babasının türbesini Bilecik'in Söğüt ilçesinde açık bir mezar olarak yaptırmıştır, sonraları I. Mehmet Çelebi tarafından türbe haline getirilmiştir. Sultan III. Mustafa döneminde 1757 yılında, yeniden yapılırcasına onarılmış ve ilk yapılışta ki hali tamamen değiştirilmiştir. 1886 yılında II. Abdülhamit tarafından yeniden onarılmış birde  yan tarafına çeşme eklenmiştir. Ertuğrul Gazi Türbesi altıgen planlı, üzeri kubbe örtülü olmakla beraber, dikdörtgen bir giriş  sonrası içeriye ulaşılmaktadır. Girişin yanlarında ikişer pencere bulunmaktadır. Türbenin duvarları bir sıra taş ve iki sıra tuğla şeklinde örülmüştür. Sandukanın yer aldığı, türbenin içindeki batı ve güneydoğu duvarlarına dikdörtgen pencereler açılmıştır.Ayrıca, onarımlar esnasında türbenin giriş kapısı yanında bir kitabe yer almaktadır. Daha sonra,türbenin ikinci kez onarımını yaptıran II. Abdülhamit babası, Abdülmecit adına ikinci bir kitabe yaptırmıştır.
]]>
Kanuni Sultan Süleyman Türbesi https://www.turbe.gen.tr/kanuni-sultan-suleyman-turbesi.html Wed, 21 Nov 2018 19:24:40 +0000 Kanuni Sultan Süleyman Türbesi, Süleymaniye Camisi'nin bahçesindedir. Türbe, Kanuni'nin ölümünden sonra yapılmıştır. Zigetvar Savaşı'nda ölen Kanuni' nin, organları öldüğü yere gömülüp, cesedi ise İstanbul' a getirilmi Kanuni Sultan Süleyman Türbesi, Süleymaniye Camisi'nin bahçesindedir. Türbe, Kanuni'nin ölümünden sonra yapılmıştır. Zigetvar Savaşı'nda ölen Kanuni' nin, organları öldüğü yere gömülüp, cesedi ise İstanbul' a getirilmiştir. Süleymaniye Camisi' nin önünde üçüncü defa cenaze namazı kılınarak, caminin önüne gömülmüştür.
Kanuni Sultan Süleyman' ın türbesini oğlu Sultan 2.Selim yaptırmıştır. Kanuni Sultan Süleyman TürbesiTürbe Mimar Sinan' ın eseridir. Türbenin yapısı sekizgen olup, dış yüzeyi ayna ve mermer süslemeli, kubbesi bulunan, duvarları ise çinilerle kaplıdır. Türbenin içerisi 16. yüzyılın çinileri, kalem işleri ve ağaç işçiliği ile yapılmıştır. Giriş kapısının iki tarafı çini panolarla süslenmiştir. Kapı kanatları üzerine Kelime- i Tevhid yazılarak, geometrik şekillerle süslenmiştir. İç mekan duvarlarında çini süslemeler yapılmıştır.Yüzeylerde Allah(C.C), Muhammed (S.A.V.) ve dört halifenin isimleri yazılmıştır.
Türbede, Kanuni Sultan Süleyman' dan  başka isimlerde gömülüdür. 
]]>
Hayme Ana Türbesi https://www.turbe.gen.tr/hayme-ana-turbesi.html Thu, 22 Nov 2018 09:33:04 +0000 Hayme Ana Türbesi: Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin ninesi, Ertuğrul Gazinin annesi olan Hayme Ana’nın türbesi Domaniç ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Çarşamba Köyünde bulunmaktadır. Kayı boyu Hayme Ana Türbesi: Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazinin ninesi, Ertuğrul Gazinin annesi olan Hayme Ana’nın türbesi Domaniç ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Çarşamba Köyünde bulunmaktadır. Kayı boyundan Ertuğrul Gazi, 1281 yılında Söğüt ve Domaniç’e yerleşmesinin ardından her sene çadır kurduğu ve yılın beş ayını geçirdiği yaylada, bir göç mevsiminde kaybettiği annesini buraya defnetmiştir. Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit Han 1886 senesinde Devlet Ana adıyla bilinen Hayme Ana’nın mezarını buldurarak üzerine şimdiki türbeyi yaptırmıştır. 

 Hayme Ana, Çarşamba Köyünde her yılın Eylül ayının ilk pazar günü, Hayme Anayı Anma ve Göç Şenlikleri etkinlikleriyle yad edilmektedir. Hayme Ana, geleneğe göre Ertuğrul Gazinin annesi, Osman Gazinin ninesi Güdüz Alp'in de karısıdır. Hayme Ana Oğuzların Bozok kolunun Gün Han'ın oğullarından Kayı Boyuna mensup olan bir Türkmen ve Yörük kızıdır. Kayı Boyu önce Ankara'nın batısında yer alan Karacadağ bölgesine yerleşmiştir. Ankara'nın batısındaki Haymana ilçesi adını bu hanımdan almıştır. Osmanlı Obasının Söğüt ve Domaniç'e yerleşmesiyle belli bir zaman devlet idaresini iradesine aldığından ve devletin kuruluşunda üstlendiği hayati rol nedeniyle Devlet Ana namıyla anılmıştır.

Hayme Ana Türbesi

1250 yıllarında aşiret reisliğinin Hayme Ana’ya ait olduğu söylenir. İşte bu kutlu kadın bir yayla mevsiminde Hakkın rahmetine kavuşmuş. Çarşamba Köyü'ndeki tepenin üstünde ve yaylayı gören bir bölgesine gömülmüştür. Hayme Ana'nın vefatının ardından, gömüldüğü yerin etrafı duvarlarla çevrilmiştir. II. Abdülhamit Han devrinde, Çarşambalı bir köylü evinde sakladığı dedesinden kalma olan ve deri üzerine yazılmış bir vesikayı köye gelen birisine okutur. Ve bu vesikanın Hayme Ana'ya ait olduğu meydana çıkar. Devlet görevlisi olan şahıs İstanbul'a giderek Yıldız Sarayı'na varır ve vesikayı padişaha ulaştırır. II. Abdülhamit'in bu vesikayı inceletmesinin ardından bir heyeti bu bölgeye derhal gönderir. Büyük ninesi olan Hayme Ana'nın mezarını buldurarak üzerine bir türbe ve külliye inşa ettirir. 

]]>
Kastamonu Ayağı Yanık Türbesi https://www.turbe.gen.tr/kastamonu-ayagi-yanik-turbesi.html Fri, 23 Nov 2018 05:20:29 +0000 Kastamonu Ayağı Yanık Türbesi, Bu türbenin bir diğer adı Kastamonu Aşıklı Sultan Türbesi' dır. Aşıklı Sultan, Kastamonu Kalesi' nin fethi sırasında zehirli bir okla şehit düşmüştür. Aşıklı Sultan, halk arasın Kastamonu Ayağı Yanık Türbesi, Bu türbenin bir diğer adı Kastamonu Aşıklı Sultan Türbesi' dır. Aşıklı Sultan, Kastamonu Kalesi' nin fethi sırasında zehirli bir okla şehit düşmüştür. Aşıklı Sultan, halk arasında Yanık Sultan olarak da bilinmektedir. Bunun bu şekilde anılmasının nedeni yaşanılan olaydır. Rivayete göre, Aşıklı Sultan Türbesi yakınlarında bir yangın çıkar. Bu yangın sırasında, o dönemin valisi, rüyasında Aşıklı Sultan'ı görür. Aşıklı Sultan Hazretleri rüyada valiye der ki; " Burada yangın çıktı, türbem yanıyor, gelin beni kurtarın." Vali uykusundan hemen uyanır, türbenin bulunduğu mahalleye gider ve gerçekten türbenin civarında yangın çıkmış ve türbe yangından zarar görmüştür. Fakat ateş Aşıklı Sultan' ı yakmamıştır. Bunun sonucunda, Aşıklı Sultan'ın öldükten sonrada kerametinin devam ettiği anlaşılmıştır.Kastamonu Ayağı Yanık Türbesi Sekiz asırdır bu bedenin çürümemiş olması, türbenin ibret verici bir özelliği olduğunu göstermektedir. Türbede Aşıklı Sultan' dan başka birileri daha bulunmaktadır. Ama sadece birinin Mağribli Mehmet Ağa olduğu bilinmektedir.
Yıllardır camekan içerisinde eti ve kemiği ile teşhir edilen Aşıklı Sultan, insanlara ibret olması gereken bir durumdur.
]]>
Abdulkadir Geylani Türbesi https://www.turbe.gen.tr/abdulkadir-geylani-turbesi.html Sat, 24 Nov 2018 01:15:24 +0000 Abdulkadir Geylani Türbesi:Hz.Pir Seyyid Sultan Abdulkadir Geylani Velayet burcunun batmayan güneşi, velilerin piri, intisap edenlerin mutluluğa erdiği hidayet sancağı, ebedi saadetleri kendinde toplayan, maddi ve manevi tertemiz b Abdulkadir Geylani Türbesi:
Hz.Pir Seyyid Sultan Abdulkadir Geylani Velayet burcunun batmayan güneşi, velilerin piri, intisap edenlerin mutluluğa erdiği hidayet sancağı, ebedi saadetleri kendinde toplayan, maddi ve manevi tertemiz bir yolun mensubu ve Hz. Muhammed'in (sav) soyundan gelen torunudur. Hazreti Abdulkadir Geylani, 1077 (hicri 470) yılında, Peygamberimizin vefatından 445 yıl sonra, hazar denizinin güneyinde Geylan kasabasında doğmuştur. 1166 yılında 91 yıllık muhteşem bir ömür yaşadıktan sonra bu alemden göç etmiştir. Hz. Abdulkadir Geylani türbesi Bağdat'ta ziyaretçilere açık durumdadır. Abdulkadir Geylani Hazretleri soy itibarı ile hem Seyyid, hem de Şerif idi, soyu babası Seyyid Musa tarafından peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)' efendimizin torunu Hz. Hasan efendimize, annesi Fatıma Hatun tarafından da Hz. Hüseyin efendimize dayanıyordu, onun için şu ibare meşhur olmuştur; "Veliler Sultanı Abdulkadir Geylani, aşk ile doğdu, kemal ile ömür sürdü kemal-i aşk ile Rabb-ine vasıl oldu."

Ramazan ayında doğan Abdulkadir Geylani güzel ahlak, edep haya yönünden başka çocuklara benzemiyordu, Geylani hazretleri Ramazan günlerinde annesinden süt emmiyor hatta yöre halkı Ramazan'ın geldiğini veya Ramazan ayının bittiğini onun bu durumundan anlıyordu. 18  yaşına girdiğinde annesinden izin alıp ilim tahsili için Bağdat'a gitti. Yolda kervanın yolunu kesen eşkiyalara annesine doğruluktan hiç ayrılmayacağına dair verdiği sözden dolayı tüm parasını hiç direnmeden ve saklamadan verdi. Bunu gören eşkıyalar utanıp tövbekar oldular, Abdülkadir Geylani Hazretleri Bağdat'ta Şeyh Hammad-ı Debbas hazretlerinden uzun yıllar boyunca ilim tahsil etti. Abdulkadir Geylani hazretlerine hayranlıklarını ve minnettarlıklarını anlata anlata bitiremeyen Hak aşığı Yunus bir kaç mısra ile söyle anlatır Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerini;

Abdulkadir Geylani Türbesi
Seyyah olup şol alemi arasan
Abdulkadir gibi sultan bulunmaz
Ceddi Muhammeddir, eğer sorarsan
Abdulkadir gibi sultan bulunmaz

Hak yeri yaratıp göğü dizeli
Hoş nazar eylemiş ona ezeli 
Evliyalar serçeşmesi, mana güzeli
Abdulkadir gibi sultan bulunmaz.

Seyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri, ölümünden sonra bile ilim konulara üzerinde tasarruf ve himayesi devam eden bir kişidir, ahirete intikalinden sonra Bağdat'a defnedilen Abdulkadir Geylani Hazretlerinin türbesi Bağdat'tadır, Müslümanlar hem dua etmek hem de o büyük evliya vasıtası ile dualarını Cenabı Hak'a ulaştırmak için türbesini her gün yoğun bir ziyaret etmektedirler, evlenmek isteyen, çocukları olmayan kimin ne sıkıntısı var ise Abdulkadir Geylani hazretlerinin türbesine gidip mübareğin yüzü suyu hürmetine Allah'a dua ederler.
]]>
Mama Hatun Türbesi https://www.turbe.gen.tr/mama-hatun-turbesi.html Sat, 24 Nov 2018 07:57:39 +0000 Mama Hatun Türbesi, çok eski bir tarihe sahip olan ve özelliklerin günümüzde de koruyarak birçok insanın uğrak mekanı haline gelmiştir. Mama Hatun Türbesi, bilindiği gibi ülkemizin Erzincan ilinde yer alır. Eskisi kadar olmasa b Mama Hatun Türbesi, çok eski bir tarihe sahip olan ve özelliklerin günümüzde de koruyarak birçok insanın uğrak mekanı haline gelmiştir. Mama Hatun Türbesi, bilindiği gibi ülkemizin Erzincan ilinde yer alır. Eskisi kadar olmasa bile günümüzde de çok büyük bir değere sahip olan bu türbe, farklı efsaneleri ile birçok insanın isteğinin,ya da dileğinin yerine gelmesine vesile olmuştur. Net olarak tarihi 1192 de ölen Saltuklu devletinin prensi olan mama hatun adına bu tarihlerde yapılan bu türbe, tam olarak o zamanlardan beri milyonlarca insan tarafından ziyaret edilmiş ve edilmektedir. Mama Hatun türbesine gitmek isteyen birçok insanın aklına ilk gelen şey Mama Hatun'un kim olduğudur. Mama Hatun aslında 1192 yılında Saltuklu Beyliğinin başına geçen II. İzzettin Saltuk'un kızıdır. II. İzzettin Saltuk, devletin başına geçer geçmez aynı tarihte kızı ölür ve bu türbenin bugün bulunduğu bölgede özel bir mezar yapılır. Bu türbe, eski zamanlardan beri insanların uğrak yeri olur. İnsanlar bu türbeye giderek isteklerini söylerler ve gerekirse türbede mum, bez parçası vs. gibi malzemeler kullanırlar. Tabi ki birçok türbede olduğu gibi bu türbede de bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabenin üzerinde yazılı olan şey ise, türbenin mimarının kimliğidir. Mama Hatun Türbesinin kitabesine bakıldığında bu türbeyi yapan mimarın Ahlatlı Ebu'n Nema Bin Mufaddal olduğu bilinir. Bu bilgiler yazılı kaynaklardan elde edildiği için kesin olan bilgilerdir. Zaten bu bilgiler üzerinde gerekli bilimsel araştırmalar yapılarak, elde edilmiş olan bilgiler doğrulanır. Genel olarak Mama Hatun Türbesine bakıldığında bir kümbet olduğu söylenebilir. 

Mama Hatun Türbesi, diğer türbeler gibi sadece bir bölümden oluşmaz. İnsanlar bu türbeyi çok sık ziyaret ettikleri için aynı zamanda yanına yine oldukça eski zamanlarda bir kervansaray, hamam ve bir de mescit yapılmıştır. Bu bölümlerde insanlara çok uzun yıllar boyunca hizmet etmiş ve eski kervanların en büyük konaklama alanlarından biri olmuştur. Yanı tüm bu alana bakıldığında bir külliye görünüşündedir. Bu nedenle Mama Hatun Türbesi, insanları ağırlamaya devam etmektedir. Yani bu bölümler aynı zamanda bir tarihi yaşattığı için birçok insan sadece türbe için değil, aynı zaman tarih severler için de büyük bir önem taşır. Bu nedenle Mama Hatun Türbesinin çok büyük bir tarihi özelliği de bulunmaktadır. Bu türbe, görüntüsü itibari ile diğer türbelere göre çok daha güzeldir ve Anadoluyu anlatan bir yapısı bulunur. Ülkemizde bu türbeye benzeyen herhangi bir türbe bulunmaz. Eşi benzeri olmayan Mama hatun Türbesi Ahlat Kümbetlerini andırdığı için insanlar bazen bu türbeyi Ahlat kümbetlerine benzetir. Mama Hatun Türbesinin diğer türbelere göre bir diğer özelliği ise sarı sarı taşlardan ve iki ayrı bölümden oluşmasıdır. Bu bölümler son derece itinalı bir işçilik ile yapılmış ve o zamanın mimarisi olmasına rağmen çok büyük önem taşır. Bu iki bölümden bir tanesi asıl türbedir. Diğer bölüm ise bu türbeyi çevreleyen bir duvardır. Bir nevi türbenin korunması için yapılmış bir sur niteliği taşır. Tam olarak ölçüldüğünde türbenin dış duvarı yaklaşık 250 metre kalınlığında ve çapı 13,50 metredir. Bu ölçülerin yanında yükseklikte 10,50 metre boyundadır. 

Mama Hatun Türbesi
Mama Hatun Türbesinin girişi de türbenin geneli kadar çok güzel bir işçilik ile yapılmıştır. Çünkü bu türbenin giriş kısımlarında mukarnas dolgular ve geometrik olarak çok farklı motifler işlenmiştir. Bu motifler özellikle günümüzde çok büyük  önem kazanmıştır. Çünkü bu motifler o zamanların sosyal özelliklerini yansıtan büyük bir tarihi eser niteliğindedir. Mama Hatun Türbesi içerisinde Mama Hatunun gömülü olduğu yerde on bir adet mezar bulunur. Bu mezarların içerisinde ise tabi ki mumyalar bulunur. Mumyaların üzeri tonoz ile kapatılmıştır. Bu kısımların üstü mescit olarak ayrılmış ve insanlar bu kısımda namaz kılıp dua ederler. Bu mescitlere çıkmak için 17 adet basamak çıkmanız gerekecektir. Son]]> Emir Sultan Türbesi https://www.turbe.gen.tr/emir-sultan-turbesi.html Sat, 24 Nov 2018 14:17:31 +0000 Emir Sultan Türbesi; Bursa’nın en önemli mimari yapılarından birisi olan Emir Sultan Cami, Yıldırım ilçesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Cami, Emir Sultan’ın karısı, Yıldırım Bayezıd’ın kızı Hundi Fatma Hat Emir Sultan Türbesi; Bursa’nın en önemli mimari yapılarından birisi olan Emir Sultan Cami, Yıldırım ilçesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Cami, Emir Sultan’ın karısı, Yıldırım Bayezıd’ın kızı Hundi Fatma Hatun yaptırmıştır. Emir Sultan mezarlığının yanında bulunan servi ve çınar ağaçlarının arasında yer alan Emir Sultan Cami'nin avlu revaklarında gözüken ahşap kaş kemerler, Bursa kemerinin en güzel olan örneklerindendir. (1366-1429) senelerinde yapıldığı zaman tek kubbeli şeklinde yapılan camiye 1507’de avlu ve üç kubbeli revak yapılmıştır. 

Batıda bulunan merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasında bulunan kapıdan geçildiği zaman girilen avlunun ortasında şadırvan, güneyinde cami ve kuzeyinde türbe ile ahşap olan odalar yer almaktadır. 1795 senesinde tamamen yıkılmış olup, yerine 1804 senesinde III.Selim tarafından aynı plan üstüne rokoko ve ampir tarz karışımındaki süsleme ile yenilenmiştir. Avlu ahşap olan revak ile çerçevelenmiştir. Sekizgen kasnak üstüne oturan tek kubbesi olan Emir Sultan Caminin kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan oluşan birer minare bulunmaktadır. 

İznik ve Bursa'da yapılmış olan dört köşe pencerelerin etrafı oldukça fazla mukarnaslar ile işlenmiş ve üzerine Rumi motiflerle süslü alınlıklar konulmuş olan Emir Sultan Caminin mihrabı da, 17. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Külliyenin içerisinde, Cami, Türbe, Hamam, mezarlık ve döneminin özgün çeşmeleri bulunmaktadır. Emir Sultan Türbesi, halk arasında Emir Sultan Cami kadar, hatta ondan da çok önemli olan Emir Sultan Türbesi’nde, Emir Sultan ile beraber, eşi Hundi Hatun’ un, oğlu Emir Ali’nin ve iki kızının da sandukaları bulunmaktadır. Emir Sultan 1429 senesinde vebadan vefat etmiştir.

Emir Sultan Türbesi

Emir Sultan, Yıldırım Beyazıd’ın kızı Hundi Hatun’la evlenmesinin ötesinde, adına yapılmış olan yapılmış Türbe, Cami ve Hamamı ile senelerdir anılmaktadır. Cami ile aynı avluda yer alan Türbenin zamanla yenilemesinden dolayı özgün yapısından pek iz kalmamıştır. 1868 senesinde Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan büyük bir onarımla günümüzdeki yapısına kadar gelmiştir. Sekizgen bir planı bulunan türbeye doğuda bulunan kapıdan girilmektedir. Kurşun ile kaplı kubbe ile örtülü olan türbenin zemini avlu seviyesinden aşağıda yer almaktadır.

Emir Sultan Hamamı, Emir Sultan Caminin güneyinde köşede bulunan tek hamam olan Emir Sultan Hamamı, Emir Sultan’ın eşi Hundi Hatun tarafından 1426 senesinde yaptırılmıştır. Tek hamam sınıfından olup taş ve tuğladan imal edilmiştir. Hamamın soğukluk bölümü kubbeliyken yıkılmış, daha sonra düz çatı ile örtülmüştür. Soğukluktan 24 helezoni dilimli kubbenin örttüğü ılıklığa geçilmektedir. Tuvalet, usturalık ve iki halvetin bağlanmış olduğu ılıklıktan, üç eyvanlı ve iki halvetli sıcaklık bölümüne geçiş bulunmaktadır. Hamamda yer alan göbek taşının üstünde yer alan kubbe, kıvrımlı bir kuşağa oturmaktadır. Günümüzde yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından müze şeklinde projelendirilmiş ve restorasyona tabi tutulmaktadır. Emir Sultan mezarlığı, caddenin iki yanını kaplayan ve Emir Sultan Camine kadar giden bu mezarlıkta birden fazla tarihi şahısların kabirleri yer almaktadır.]]>
Mimar Sinan Türbesi https://www.turbe.gen.tr/mimar-sinan-turbesi.html Sun, 25 Nov 2018 05:50:23 +0000 Mimar Sinan Türbesi; İstanbul ili Eminönü ilçesinde, Süleyman'iye yapı topluluğunun hemen yanında Salis ve Rabi Medreselerinin köşesinde, Fetva Yokuşuyla Mimar Sinan caddesinin kesiştiği köşede yer almaktadır. Mimar Sinan 155 Mimar Sinan Türbesi; İstanbul ili Eminönü ilçesinde, Süleyman'iye yapı topluluğunun hemen yanında Salis ve Rabi Medreselerinin köşesinde, Fetva Yokuşuyla Mimar Sinan caddesinin kesiştiği köşede yer almaktadır. Mimar Sinan 1556 senesinde Süleyman'iye Külliyesini bitmesinin ardından bu türbeyi yaptırmıştır. Türbenin yanında yer alan Mimar Sinan'ın eviyle sıbyan mektebi günümüze ulaşamamıştır. Mimar Sinan türbesini kendine ait olan arsasının en uç noktasına imal edilmiştir. Yaptığı her eserde yeni olan farklılıklar deneyen Mimar Sinan bunu kendi türbesinde de yapmıştır. 

Süleyman'iye Külliyesi içinde yer alan Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan türbeleri ile kendi türbesi karşılaştırıldığında bu türbenin oldukça basit ve mütevazı olan bir görünümü vardır. Büyük olasılıkla Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman gibi bir padişahın yanına gösterişli olan bir türbe yapmayı tercih etmemiştir. Bununla birlikte türbesini mimari yönden son derece ahenkli olan ölçüler ile, adeta bir yüzük taşı gibi bulunduğu üçgen bölgenin en uç noktasına oturtmuştur. 

Türbe yontma köfeki taşı ile mermerden imal edilmiştir. Mimar Sinan caddesinde yer alan avlu duvarına on bir, Fetva yokuşunda da geometrik şebekeli beş adet mermer pencere açılmıştır. 1940 senesinde yapılan onarım esnasında burada bulunan avlu duvarları yıkılmış, lotus ve palmetlerden oluşan bir friz ile sonuçlanarak yeniden imal edilmiştir. Bazı eski resimler avlu duvarının onarılmadan önce durumu ile ilgili bazı fikirler vermektedir. Bunlara göre muntazam bulunmayan kaba yontma taş duvar üstüne yine taş bir friz geçirilmiş ve bunu pencere dizisi takip edilmiştir. Orijinal pencere dizisi ile bugünkü pencereler arasında bazı değişiklikler yer almaktadır. 
Mimar Sinan Türbesi
Mimar Sinan'ın mermer sandukasının önündeki hacet penceresinin üstüne yekpare mermerden bir kitabe yerleştirilmiştir. Bu kitabe sülüs yazılı on beş kartuşlu Nakkaş Sai'nin eseridir. Mimar Sinan'ın mermer sandukasının üstü birbirine sivri kemerler ile bağlanmış altı sütunun taşıdığı bir tonoz ile örtülmüştür. Kemer ayaklarının masif görünüşleri keskin hatlarla, köşelerde de sütuncuklar ile gizlenmek istenmiştir. Türbenin üstünü örten tonozun ön bölümü de kubbemsi bir biçimde dışarıya taşırılmıştır. 

Sandukanın baş ve ayak taşları yekpare mermerdendir. Baş taşının üstünde yer alan burma kavuğu da son derece sanatkarane şeklinde yontulmuştur. Türbe içinde üç mezar daha yer almaktadır. Bunlardan ikisinin kimin olduğu bilinmemektedir. İbrahim Hakkı Konyalı soldaki mezarın Mimar Sinan'ın ikinci karısı Gülruh Hatun'a, sağda bulunanın ise torunu ve aynı zamanda vakfının mütevellisi Derviş Çelebi’ye ait olduğunu tahmin etmiştir. Türbe içinde yer alan üçüncü mezar neo klasik devrin öncülerinden olan Mimar Ali Talat Bey'e aittir. Ali Talat Bey 19 Ekim 1922’de öldüğü zaman arkadaşları onu hayranı olduğu Mimar Sinan'ın yanına gömmüşlerdir. Bu mezarın üstüne kendi arzusu ile de adını belirten bir kitabe konulmamıştır. Türbenin ucuna da Mimar Sinanca yapıldığı varsayılan bir sebil konulmuştur. Mimar Sinan’ın Türbesi 1938 senesinde İstanbul Vakıflar Baş mimarı Vasfi Egeli tarafından tamir edilmiştir.
]]>
Mevlana Türbesi https://www.turbe.gen.tr/mevlana-turbesi.html Sun, 25 Nov 2018 20:47:04 +0000 Mevlana Türbesi, mimarı Bedreddin Tebrizi olan Mevlana Celaleddin Rumi'ye ait olan türbe aynı zamanda Mevlana Müzesi olarak ta bilinir. Türbe Mevlana'nın ölümünden sonra Muiniddin Pervane, eşi Gürcü Hatun ve Alemeddin Kayser taraf Mevlana Türbesi, mimarı Bedreddin Tebrizi olan Mevlana Celaleddin Rumi'ye ait olan türbe aynı zamanda Mevlana Müzesi olarak ta bilinir. Türbe Mevlana'nın ölümünden sonra Muiniddin Pervane, eşi Gürcü Hatun ve Alemeddin Kayser tarafından 1274 yılında yaptırılmıştır. Türbenin etrafında semahane, mescit, matbah, meydanı şerif, derviş hücreleri, çelebi dairesi şadırvan ve şebi aruz havuzuyla birlikte külliye durumundadır. Külliyede bulunan türbe binası Selçuklu dönemine, türbenin yivli gövdesiyle külahı, giriş koridoru, post kubbesi ve çelebi mezarları Karamanoğulları döneminde, mescit, türbeler, semahane, şadırvan ve matbah ise Osmanlı dönemine aittir.

Mevlana Türbesinin günümüzdeki şekli, kare planı olan zeminde üç tarafında kemerli, bir tarafında kapalı mekan durumundadır. Bunun üzerini 16 dilimli olan sivri bir külah kapatır. Külahın tepe kısmında hilal içinde Mevlevi sikkesi olan yüksek bir alem bulunur. Ayrıca külahın üzerinde firuze çiniler bulunur. Bu külaha yeşil kubbe denmektedir. Külahın altında Mevlana Celaleddin Rumi ise oğlu Sultan Veledin gök mermer kullanılarak yapılan üzeri püşideyle örtülü sandukaları bulunmaktadır. Türbede ayrıca bir mumyalık bölümü bulunur. Günümüzdeki gümüş eşikin altındaki bu bölümün kapısının 18. yüzyılda örüldüğü bilinir. Bu kısmın çapraz tonozla örüldüğü düşünülmekte ve Mevlana'nın naaşının burada mumyalanarak muhafaza edildiği bilinmektedir.

Günümüzde müze olarak kullanılan Mevlana dergahının bulunduğu yer, Selçuklu sarayının gül bahçesi olduğu dönemde Sultan Alaaddin Keykubat tarafından Mevlana Celaleddin Rumi'nin babası olan Sultanü-l Ulema Bahaeddin Velede hediye olarak verilmiştir. Babası 12 Ocak 1231 de vefat edince, Mevlana Türbesinde bugün olduğu yere defnedilmiştir. Bu gül bahçesine yapılan ilk defin işlemidir. Bundan sonra Sultanü-l Ulema sevenleri Mevlana'ya giderek mezarın üzerine türbe yaptırmayı isteseler de, Mevlana'na buna cevap olarak "Gök kubbenin dışında bundan daha iyi bir türbe olur mu" diyerek buna tepki vermiştir.

Mevlana Türbesi
Mevlana Türbesi diğer bir adıyla Yeşil Türbe, dört fil ayağının yani kalın sütunun üstüne, 130.000 Selçuk-i dirhemi karşılığında Mimar Tebrizli Bedreddin'e yaptırılmış. Bu tarihten sonra yapılan inşaat çalışmaları 19. yüzyıla kadar devam etmiştir. Mevlevi dergahıyla, Mevlana Türbesi 1926 senesine gelindiğinde "Konya Asar-ı Atika Müzesi" adıyla müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Müze 1954 yılında tekrar gözden geçirilip, "Mevlana Müzesi" olarak adı değiştirilmiştir. Müzenin alanı bahçesi dahil 500 m2 kadar iken, istimlak edilen ve gül bahçesi olarak yeniden düzenlenen alanlarla beraber 18.000 m2 kadar büyütülmüştür.

Türbenin, müzenin avlu kısmına dervişan kapısından girilmektedir. Avluda kuzey ve batıda derviş hücreleri bulunur. Güneyi, matbah ve Hürrem Türbesinin adından, üçler mezarlığına açılan Susmuşlar (Hamuşan) kapısıyla biter. Doğuda Sinan Paşa, Hasan Paşa ve Fatma Hatun türbeleri, semahane, mescit kısımları, Mevlana ve diğer aile bireylerinin mezarlarının olduğu ana bina bulunur.

Avlunun içine Yavuz Sultan Selim tarafından 1512 yılında yaptırılan üstü kapalı şadırvan, şebi aruz havuzu ile avlunun kuzeyindeki selsebil denilen çeşme ayrı bir güzellik vermektedir.

Tarihte Kuran-ı Kerim okunduğundan tilavet odası olarak adlandırılan kısım günümüzde hat dairesi olarak kullanılır. Burada Mustafa Rakım, Mahmud Celaleddin, Hulusi gibi bilinen hattatların levhaları ile Sultan 2. Mahmut tarafından yazılan kabartma levhada bulunur.

Mevlana Türbesi salonuna Sokullu Mehmet Paşa'nın oğlu olan Hasan Paşa tarafından 1599 yılında yaptırılmış olan gümüş kapıdan girilmektedir. Buradaki iki vitrinde Mevlana'nın en bilinen eserlerinden Mesnevi ile Divan-ı Kebir'e ait olan en eski nüshalar sergilenir. Türbe salonunun üzerini 3 tane küçük kubbe örtmektedir. Üçüncü kubbesi a]]> Oruç Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/oruc-baba-turbesi.html Mon, 26 Nov 2018 03:56:25 +0000 Oruç Baba Türbesi, ülkemizde çok önemli bir yeri olan türbedir. Hemen hemen her yetişkinin bildiği ya da duyduğu bir türbedir. Birçok insan bu türbe aracılığı ile Allah'a dua ederek bu dualarının kabul olmasını beklemişler Oruç Baba Türbesi, ülkemizde çok önemli bir yeri olan türbedir. Hemen hemen her yetişkinin bildiği ya da duyduğu bir türbedir. Birçok insan bu türbe aracılığı ile Allah'a dua ederek bu dualarının kabul olmasını beklemişlerdir. Günümüzde de eski zamanlardaki kadar olmasa bile insanların bu türbeye giderek dua ettikleri bilinmektedir. Oruç Baba türbesi adından da anlaşıldığı gibi Oruç Baba adındaki bir sevilen din adamının mezarıdır. Fakat bu türbenin ülkemizde birçok farklı ilde olduğu söylenmektedir. Bazın insanlar bu türbenin Bursa ilinde, bazı insanlar İzmir ilinde olduğunu düşünse bile bazı insanlar da diğer illerde olduğunu söylemektedir. Bu nedenle Oruç baba türbesi ile ilgili net bir bilgi varlığı söylenemez. Oruç baba, İstanbul'un fethi zamanlarında oldukça fakir ve dine sadık bir adamdır. Halk tarafından oruç baba oldukça sevilen ve insanların sürekli yardımlarda bulunduğu bir insandır. Bu kişi bir parça kuru ekmek ya da sirkesi ile orucunu açan bir insandır. Böyle bir insanı halk, derviş olarak öğrenir ve bu şekilde sürekli oruç tuttuğu söylenmektedir. İnsanlar arasında Oruç Baba olarak hitap edilen bu zat, vefat edince mezarı bir türbe haline getirilmiş ve adına Oruç Baba türbesi denilmiştir. 

Oruç babanın bir başka inanışa göre İstanbul'un fethi sırasında savaşan sıradan bir asker olduğu söylenir. Bu asker, diğer askerlere su ve yemek götürmekle görevli olduğu için askerler  arasında Oruç Baba lakabı verilmiştir. Bu şekilde askerlere su ve yemek taşıyan ve bu nedenle İstanbul'un fethinde çok büyük rolü olan Oruç Baba ölünce, mezarı türbe haline getirilmiş ve adına Oruç Baba Türbesi denilmiştir. Bu iki inanış ile birçok insan bu türbeye giderek Oruç Baba aracılığı ile dua ederler. Fakat bazı insanlar bu türbeye yanlış bir şekilde dua ederek ettikleri duaları Oruç Babadan istemektedir. Bu durum son derece yanlıştır. Çünkü istenilen dilekleri kesinlikle Oruç baba aracılığı ile Allah'tan dilenmelidir. fatih Şehremini'de bulunan Oruç Baba Türbesi, genellikle insanlar tarafından ramazan ayının ilk gününden başlanarak insanlar tarafından ziyaret edilir. Bu ziyaret genellikle bir ay sürse bile bazı insanlar ramazan ayından sonra da Oruç Baba Türbesini ziyaret ederler. Sizlerde bu türbeye ramazan ayında başta olmak üzere diğer zamanlarda da giderek dualarınızı edebilirsiniz. Bu arada söylemek gerekirse, bazı insanlar bu türbede dua ettiklerinde dualarının kesinlikle kabul edileceğini düşünürler. Bu durum kesinlikle yanlış bir düşüncedir. Çünkü yapılan duaların kabul olmama durumu da vardır. Bu durum direk olarak Allah ile kişi arasına bağlıdır. 

Oruç Baba Türbesi
Ramazan ayının ilk günlerinde Oruç Baba Türbesi son derece kalabalıktır ve insanlar bu günlerde oruçlarını zeytin ya da bir dilim ekmek ile sirke kullanarak açarlar. Böylece Oruç Babanın eski zamanlarda orucunu açma şeklini uygulamış olurlar. Türbede adım atacak yer kalmadığı bu tarihte insanlar aynı zamanda birbirlerine hayır olsun diye ekmek ve sirke dağıtırlar. Bu durum çok eski zamanlardan beri yapılmış ve yapılmakta olan bir gelenektir. Genel olarak bu hayrın amacı bereketin arttırılmasıdır. Türbeyi ziyaret eden insanlar tüm işlemlerden ve dualardan sonra Oruç Babanın ruhuna Bir Fatiha suresi okunur ve türbeden çıkılır. Bu şekilde en az bir ay boyunca türbenin birçok ziyaretçisi olur. Özellikle çocuğu olmayan insanlar ve kısmeti açılmayan insanlar Oruç Baba Türbesinde bu durumlar için dua ederler. 
]]>
Süleyman Şah Türbesi https://www.turbe.gen.tr/suleyman-sah-turbesi.html Mon, 26 Nov 2018 15:11:21 +0000 Süleyman Şah Türbesi, bilindiği gibi ülkemizin sınırları dışında bulunan bir türbedir. Diğer birçok türbe gibi Süleyman Şah türbesinin de tarihi oldukça eski zamanlara dayanmaktadır. Süleyman Şah Türbesi, Suriye'n Süleyman Şah Türbesi, bilindiği gibi ülkemizin sınırları dışında bulunan bir türbedir. Diğer birçok türbe gibi Süleyman Şah türbesinin de tarihi oldukça eski zamanlara dayanmaktadır. Süleyman Şah Türbesi, Suriye'nin Halep ilinde bulunan Eşme köyde yer alır. Bu türbe günümüzde Türk askerleri tarafından korunur. Özellikle bu türbenin ülkemiz sınırlarının dışında bulunması birçok riski beraberinde getirir. Bu nedenle Süleyman Şah türbesinin çok önemli bir güvenliğe ihtiyacı vardır. Bu durum nedeni ile ülkemizin askeri güçleri Süleyman Şah Türbesinin günün 24 saati sürekli olarak korunması için gerekli çalışmaları yapmaktadır. Bilindiği gibi 2014 yılında Süleyman Şah türbesi ile dış güçler ile anlaşmazlıklar yaşansa bile ülkemiz bu durum hakkında taviz vermemiştir. Süleyman Şah Türbesi, Halep ilinde sadece türbe olarak bulunmaz. Daha önce de söylediğimiz gibi bu türbenin çok üst düzey bir güvenliğe ihtiyacı olduğu için aynı zamanda türbenin yanında karakol bulunur. saygı Karakolu adındaki bu karakolda Türk askerleri gerekli güvenlik önlemlerini alarak dış güçlerin türbeye zarar vermesini engeller. Süleyman Şah Türbesinin ülkemiz açısından en büyük önemi bu türbenin bulunduğu toprakların Türkiye'nin sınırları dışında bulunan tek toprak parçasının olmasıdır. Bu nedenle devletimiz açısından da Süleyman Şah Türbesi büyük önem taşımaktadır. 

Süleyman Şah Türbesi içerisinde düşünüldüğü gibi sadece Ertuğrul Gazi'nin babası olan Süleyman Şah bulunmaz. Birçok kişi türbede sadece Süleyman Şah'ın naaşının olduğunu sansa bile bu türbede tarihimizde çok büyük bir önemi olan Osmanlı devletinin ilk kurucusu olan Osman Gazi'nin dedesi ve Süleyman Şahın iki askerinin naaşları bulunmaktadır. Bu nedenle türbenin değeri de oldukça artmıştır. Aslında bu türbe hakkında da farklı söylentiler bulunur. Çünkü bu gibi türbelerin tarihi yazılı zamanlardan önceki zamanları da kapsadığı için genellikle net bir bilgi elde edilemez. Sadece insanların ağızdan ağza ve inanışlarına göre günümüze gelmesi nedeni ile farklı söylentiler ortaya çıkabiliyor. Bazı söylentilere göre Süleyman Şah Türbesinde yatan kişinin Osman Gazi'nin dedesi olan Süleyman Şah değil, I. Kılıçaslanın babası olan Kutalmışoğlu Süleyman olacağı söylenir. Bu durumun gerçek olma ihtimali yapılan tarihi araştırmalara ve kazılara göre daha düşüktür. Bu nedenle günümüzde türbede yatan kişilerin daha önce söylediğimiz kişiler olduğuna inanılır. Bu kişilerin çok önemli insanlar olması nedeni ile Süleyman Şah Türbesi, günümüzde çok fazla sayıda ziyaretçi almaktadır. Bu durum türbenin sınırlarımız dışında olması nedeni ile azalsa bile aslında buna rağmen türbenin ziyaretçi sayısı çok fazladır. Çünkü günümüzde de insanlar tarihine sahip çıkarak benimserler. Bu durum son derece olumludur. 

Süleyman Şah Türbesi
Süleyman Şah Türbesinin tarihine bakıldığında durum şu şekilde gelişmiştir. 1227 yıllarında Süleyman şah ve iki askeri yeni bir yurt aramak üzere yola çıkar. Halep yakınlarında bulunan Caber Kalesine gelir ve Fırat Nehri boylarına katılır. Bir süre burada kaldıktan sonra tekrar yeni bir yurt aramak üzere yola çıkar ve Fırat Nehri'nin karşısına geçerken askerleri ile boğulur. Bu olay üzerine Süleyman Şah'ın ve askerlerinin naaşı bir kümbete gömülür. O zamanlarda Osmanlı topraklarında olan türbe, zamanla dış güçlerin eline geçmiş ve günümüzdeki halini almıştır. Süleyman Şah Türbesinin bulunduğu yere ise -Türk Mezarı- adı verilir. Osmanlı devletinin yıkılması ile Süleyman Şah Türbesi, Fransız Suriye Mandası sınırları içerisine kalmıştır. Bu durum tarihin akışına ve devletlerin hareketlerine göre değişebilir. Süleyman Şah Türbesi, her ne kadar ülkemiz dışında olsa bile bu türbede sürekli olarak bir Türk bayrağı dalganabilir. Bu karar 1923 yılında yapılan Lozan anlaşması ile belirlenmiştir.  

Süleyman Şah Türbesi 1973 yılında Suriye Hükümeti ile yapılan anlaşmaya]]> Somuncu Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/somuncu-baba-turbesi.html Tue, 27 Nov 2018 05:24:29 +0000 Somuncu Baba Türbesi, çeşitli tartışmalara neden olmuştur.Somuncu Baba diye bilinen Şeyh Hamidi Veli' nin türbesinin Aksaray ve Darende' de olduğuna dair iddialar bulunmaktadır. Birçok arşiv belgesine göre, Somuncu Baba Somuncu Baba Türbesi, çeşitli tartışmalara neden olmuştur.Somuncu Baba diye bilinen Şeyh Hamidi Veli' nin türbesinin Aksaray ve Darende' de olduğuna dair iddialar bulunmaktadır. Birçok arşiv belgesine göre, Somuncu Baba' nın  Darende' de öldüğü ve mezarının burada olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmalara göre, 13221 nolu Hıdırlık Mahallesi Temettuar Defterinde, Somuncu Baba' nın soyundan gelen 36 hane mensubuna, vakıf gelirlerinden pay verilmesi ve Somuncu Baba' nın çocuklarından vergi alınmaması karara bağlanmış durumdadır.
Bursa' da halka somun dağıtarak sade bir yaşam süren Somuncu Baba adıyla bilinen Şeyh Hamidi Veli' nin, İstanbul' un fethini işaret eden Akşemseddin ve Hacı Bayram Veli gibi büyüklerin yetişmesinde çok emeği vardır.
Somuncu Baba Türbesi
Bursa Ulucami açılışında ilk hutbeyi Somuncu Baba okumuştur. Türbede Fatiha Suresi' ni yedi farklı mana ile açıklamış ve halk tarafından çok takdir kazanmıştır. Fakat sırrı ortaya çıktıktan sonra Bursa' dan ayrılmıştır. Bir süre Aksaray' da kalan Somuncu Baba, büyük oğlunu burada bırakıp, sakin bir hayat için Darende' ye gelmiş, burada yaşamış ve son nefesini de burada vermiştir.
]]>
Şah İsmail Türbesi https://www.turbe.gen.tr/sah-ismail-turbesi.html Tue, 27 Nov 2018 06:41:32 +0000 Şah İsmail Türbesi, Suriye'nin Halep ilinde Eşme köyü sınırlarında bulunan ülkemizin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak parçasıdır. Süleyman Şah Saygı Karakolu ile birliktedir. Türbenin içinde Osmanlı Dev Şah İsmail Türbesi, Suriye'nin Halep ilinde Eşme köyü sınırlarında bulunan ülkemizin kendi sınırları dışında sahip olduğu tek toprak parçasıdır. Süleyman Şah Saygı Karakolu ile birliktedir. Türbenin içinde Osmanlı Devletinin kurucusu, aynı zamanda ilk padişahı olan Osman Gazi'nin dedesi, Ertuğrul Gazi'nin babası olan Süleyman Şah'ın, aynı zamanda iki askerinin naaşları bulunur. Bunun dışında türbede bulunan naaşın Süleyman Şah'ın Osman Gazi'nin dedesi değil, 1. Kılıçarslan'ın babası olan Kutalmışoğlu Süleyman olacağı hakkında bazı görüşler bulunmaktadır.

Malazgirt zaferinin ardından yeni yurt edinme amacıyla batıya giden Oğuz boylarının içinde Süleyman Şah önderliğindeki Kayı Boyu'da vardır. Bu yolculukta Caber kalesine gelen Süleyman Şah, burada Fırat nehri boylarında yerleşir. Yeniden yurt aramaya çıkan Süleyman Şah, Fırat nehrini geçmeye çalışırken 1227 yılında muhafızlarıyla beraber Fırat nehrinde boğulur. Daha sonra Süleyman Şah ile iki askerinin naaşı Caber kalesi eteklerindeki bir kümbete defnedilir. O dönem Osmanlı Devletinin sınırlarında olan mezara türbe yaptırılmış ve Türk mezarı denmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasından sonra kale ve türbe Fransız Suriye Mandasının sınırlarında kalmıştır.

Fransa ve Türkiye arasında 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşmasının 9. maddesi ile 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşmasının 3. maddesine göre Caber kalesi ile türbe Türkiye Cumhuriyetinin toprağı olarak kabul edilmiştir. Ülkemize burada muhafız bulundurma ve bayrak çekme hakkı verilmiştir. 2. Abdülmecid o dönem TBMM'ne bir mektup göndererek, kendisinin ve aynı zamanda Osmanlı Hanedanının atası Süleyman Şah'ın mezarıyla alakalı olarak Meclis'in alakasına teşekkür etmiştir.

Şah İsmail Türbesi
Caber Kalesi ve Süleyman Şah Türbesinin nakledilmesi

1968 yılında Fırat Nehrinin üzerinde Suriye tarafından başlatılan Tabka Barajının yapımının 1973 yılında tamamlanacağı ve suların toplanmasıyla Caber Kalesi ile Süleyman Şah Türbesinin sular altında kalacağı belirtilerek, Suriye Türkiye Cumhuriyetinden türbenin başka yere alınmasını ya da Türkiye'ye nakledilmesini bildiren bir nota vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti buna notayla karşılık vererek, Keban Barajının kapaklarını kapatmış ve Fırat nehrinden su akışını engellemiştir. Bu restleşmeden sonra, Türkiye gönderdiği uzmanlar ve mimarlarla türbenin taşınabileceği yer tespitinin yapılmasını istemiştir. Bu gelişmelerden sonra Şam ve Türkiye hükümetleri bir anlaşma imzalamıştır. Buna göre; Süleyman Şah Türbesi Halep Hasseki yolundaki Karakozak Köyü yakınlarına nakledilecek, barajın kenarındaki türbenin yerine yakın yere mermer bir kitabe dikilecek ve türbenin yerini belirlemek amacıyla gölün üzerine bir şamandıra yerleştirilecektir.

Süleyman Şah Türbesi ve karakol 1973 yılında Halep'e 123 km uzaklıkta, Şanlı Urfa'ya 92 km uzaklıkta Fırat nehrinin doğu kıyısında bulunan Karakozak köyünde toplamda 10.096 m2 olan yeni yere taşınmıştır. Ancak 1995 yılında yeniden Fırat Nehri üst kollarında inşaata başlanan Teşrin barajı nedeniyle, Suriye Süleyman Şah Türbesinin başka bir yere ya da Türkiye içine nakli konusunu gündeme getirmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda türbenin yerinin korunmasına karar verilmiştir. 2001 yılında barajın tamamlanmasıyla yeniden türbenin taşınması gündeme gelmiştir. Fakat Türkiye'deki 57. hükümet türbenin yerinin korunmasını sağlamıştır. 23 Ocak 1923 tarihinde imzalanan tutanakla türbe arazisi sınırları tahkim edilerek, binanın içerisi ve dışı onarılarak, karakol yeniden yapılmıştır. Süleyman Şah Türbesi tekrar ziyaretçilere açılmıştır.

22 Şubat 2015 tarihinde ise, Süleyman Şah Türbesi ve karakolu yeniden Suriye'de sınıra mücavir olan Suriye Eşmesi köyü kuzeyine, yine aynı büyüklükte olan araziye geçici olarak taşınmıştır. Yapılan açıklamaya göre türbenin ve karakolun statüleri]]> İdris Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/idris-baba-turbesi.html Wed, 28 Nov 2018 01:06:11 +0000 İdris baba türbesi günümüzde Macaristan sınırları içinde kalmıştır. "Peçuy'da büdelâdan İdris Baba adı verilen bir meczûb-ı ilâhî vardı. O nice keramet ve velâyeti zâhir bir aziz idi. Hemen kabrinin üstüne bir k İdris baba türbesi günümüzde Macaristan sınırları içinde kalmıştır. "Peçuy'da büdelâdan İdris Baba adı verilen bir meczûb-ı ilâhî vardı. O nice keramet ve velâyeti zâhir bir aziz idi. Hemen kabrinin üstüne bir kubbe yapılmış, baba o vakitler yaşıyordu. Peçuylu, onla beraber 1000  senesinde Bosna beylerbeyi Hasan Paşa'nın yanına giderken karşılaştığına göre İdris Baba XVI. asrın sonlarında ya da XVII. asrın önce senelerinde can vermiş ve kabri üzerine kubbeli bir türbe yapılmıştır.
 
İdris Baba Türbesi, Macaristan'ın elden çıkmasının sonrasında 1693'ten ardından Cizvit tarikatı aracılığıyla şapele dönüştürülmüş, pencerelerinden bir tanesi bozularak buraya 1/2 yuvarlak çıkıntı şeklinde bir apsis eklenmiştir. Fakat yapının hristyanların ibadet yeri belirlemesi fazla sürmemiş, Macar yazarlarının ifadesine göre XVIII ve XIX. yüzyıllarda baruthane olarak da kullanılmıştır. 1912-1913 senelerinde István Möller aracılığıyla bir dereceye denli restore edilmiş, Bu arada apsis de kaldırılmış, ama tepesinde bulunan haç bırakılmıştır (Molnár, lv. XXVI). 1917'de Budapeşte Mimarlık Okulu çalışmaları aralarında bu ülkedeki Türk yapılarının asıllarını çizdirerek bir albüm şeklinde yayımladığında İdris Baba türbesinin de tasarı ve kesitleri çıkarılmıştır. Bu çizimlerin teknik yönden muhteşem meydana geldiği söylenemezse de yeniden o senelerdeki hali gösteren birer doküman olarak da değerlidir. İdris Baba Türbesi 1961-1963'te bir daha onarım görmüş, Bu arada önceden sandukanın bulundukları yerde bir kazı yapıldığında İdris Baba'nın iskeletine epeyce tamam bir takdirde rastlanmıştır. İdris, 1937'de Cezayir'in Kostantine ilindeki Ecole Primaire Supérieur'e öğretmen atama edildi. Bu misyonu esnasında hazırlamaya başladığı hekime çalışmasını II. Hayat Savaşı sebebinden bırakmak zorunda kaldı.

İdris Baba Türbesi
1946 seneyi Aralık ayı içinde Carnot Lisesi'nde Arapça öğretmenliğine atama edildi. Bu okulda vazife yaptığı zaman arasında Arap dili ve İslâm medeniyeti konusunda derinliğine haber edinme imkânı buldu. 195bir'de Paris Üniversitesi'ne ilişkili Tunus Institut des Hautes Etudes'te öğretim görevliliğine getirildi. Maurice Gaudefroy-Demombynes, Georges Colin, Louis Massignon, William Marçais ve Robert Brunschving benzeri şarkiyatçılardan mühim ölçüde faydalandı. 1957 senesinde Cezayir'e geçtiğimiz İdrîs, Edebiyat Fakültesi'nde Batı Arap tarihi dersini okutmaya başladı. Robert Brunschving'in tavsiyesiyle hazırladığı hekime tezini 1959'da tamamladıktan ardından fakültede Arapça derslerine girdi. Bununla Beraber Institut d'Etudes Islamiques ve Institut d'Etudes Politiques'te de ders verdi. 1962'de Cezayir'in özgürlük hareketi esnasında vazife yaptığı fakültenin Bordeaux Üniversitesi'ne nakledilmesi üzerlerine Fransa'ya gitti. Burada kaldığı on 5 yıl süresince Mağrib ve Endülüs tarihine konusunda araştırmalarını sürdüren İdris 28 Nisan 1978'de can verdi. 

Mağrib ve Endülüs tarihiyle alakalı çalışmalarının yakınında Arap dili, grameri, yazısı ve fonetiği üzerindeki çalışmalarıyla da bilinen İdris'in en mühim yapıtı hekime tezi meydana gelen La Berbérie orientale sous les Zirides, Xe-XIIe siècles isimli kitabıdır (I-II, Paris 1962). Tunus tarihinde mühim yeri meydana gelen Zîrîler Devleti hakkındaki bu eser, Hammâdî es-Sâhilî aracılığıyla ed-Devletü's-Sanhâciyye adıyla Arapça diline çevrilmiştir (I-II, Beyrut 1992). İdrîs, Ebü'l-Kasım el-Lebîdî'nin Menâkıbü Ebî İshâk el-Gabenyânî ve Ebü't-Tâhir el-Fârisî'nin Menâkıbü Muhriz b. Halef isimli yapıtlarını Fransızca tercümeleriyle beraber tek cilt şeklinde yayımlamıştır (Paris 1959). Öbür yandan Venşerîsî'nin Miyârü'l-muğrib'i üstünde çalışmış, bu eserden tercih fetvalar ışığında Batı İslam dünyasında evlenme konusunda analizler yapmıştır (SIr., 32 [1970], s. 157-167; Revue du monde, sy. 12 [1972], s. 45-62; sy. 17 [1974], s. 71-105; sy. 25 [1978], s. 119-138; çalışmaları amaçlı bununla beraber bk. Sourdel, XLVI/]]> Yahya Efendi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/yahya-efendi-turbesi.html Wed, 28 Nov 2018 13:41:59 +0000 Yahya Efendi Türbesi, Yapım yılı 1570 olan türbe İstanbul  Beşiktaş'ta Yıldız semtinde yer almaktadır. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ait olan Yahya Efendi Türbesi 2. Selim tarafından 1538'de Yahya Efendi tarafı Yahya Efendi Türbesi, Yapım yılı 1570 olan türbe İstanbul  Beşiktaş'ta Yıldız semtinde yer almaktadır. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ait olan Yahya Efendi Türbesi 2. Selim tarafından 1538'de Yahya Efendi tarafından yapılan tekkenin içinde yer almaktadır. Yapıldığı günden bugüne kadar sayısız restoreye uğramış olan türbe özgünlüğünü kaybetmiş olsa da çevresinde yer alan yeşillikler ve tarihi yapılar nedeniyle ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekmektedir.

Yahya Efendi Kimdir
Yahya Efendi, Trabzon Kadısı Ömer Efendi' nin oğlu olup Kanuni Sultan Süleyman ile aynı günlerde doğan Şeyhülislam'dır. Kanuni daha bebekken Yahya Efendi' nin annesi Afife Hanım emzirir. Bu vesileden dolayı Yahya Efendi Kanuni Sultan Süleyman ile süt kardeşidir ve Kanuni kendisine "Ağabey" şeklinde hitap etmektedir. Ayrıca ileri görüşlülüğünden dolayı Devlet Başkanlığında kendisine fikir danışılan önemli kişilerdendir.
1495 yılında Trabzon'da doğan Şeyh Yahya Efendi, ilköğrenim hayatında Trabzon'da Müftü Ali Çelebi'den aldığı eğitimden sonra İstanbul'a gelmiştir. Bu süreçte eğitimine Zenbilli Ali Efendi'den aldığı derslerde devam eden Yahya Efendi, Canbaziye Medresesinde müderrislik yaptıktan sonra inzivaya çekilmiştir. Bu inziva esnasında günümüzde bugünkü türbe ve mezarlığının bulunduğu yerde, kendisine bir ev, küçük bir medrese, mescit, çeşme ve hamam yaptırmıştır. Bugünden itibaren türbe denizcilerin  seferden sonra döndükleri zaman ilk ziyaret ettikleri yerler arasında olan bir adet haline gelerek halk tarafından da sık sık ziyaret edilen bir yer haline gelmiştir.

Yahya Efendi Türbesi
Yahya Efendi Türbesinin  Fiziki Özellikleri Nelerdir
Türbenin fiziki özelliklerinden bahsetmek gerekirse; ahşap kare planlı yapıda bir türbedir. Doğu yönüne koridora açılan ahşap kapısı bulunan türbenin her iki yanında iki katlı pencereler bulunmaktadır. Bu koridordaki doğu ve batı duvarlarındaki kapı ve pencere süslemeleri dönemin özelliklerini yansıtan klasik özelliklerdendir. Evin diğer pencereleri onarım ve bakımdan kaynaklanan sürekli restore çalışmalarından dolayı ilk özelliklerini kaybetmişlerdir.
Türbenin tepesinde bulunan kubbe ahşap bir çatının altında gizlenmiştir. Basık bağdadi bir kubbe ile sarılı olan çatı katı Pertevniyal Valide Sultan tarafından zamanında yenilenmeye uğramıştır. Sonrasında türbe 2. Mahmut zamanında ve 2. Abdülhamid tarafından da yenilemeye uğramıştır.
Yahya Efendi Türbesinin içerisinde on bir sanduka bulunmaktadır ve bu sandukaların çevresi sedef kaplamalı göz alıcı korkuluklar içine alınmıştır. Bu türbe içinde Yahya Efendinin Naaşı ile Kanuni'nin kızı Raziye Sultan, oğlu İbrahim Efendi, annesi Afife Hatun, Sultan 2. Abdülhamid'in kızı Hatice Sultan ve oğlu Bedreddin Efendi gibi önemli isimlerde yer almaktadır. Bunların yanı sıra Yahya Efendinin türbe girişinde torunlarına, devrin önde gelen kişilerine, saray ve hanedan mensuplarına ve müritlerine ait mezarlar da bulunmaktadır.

Yahya Efendi Türbesine Ulaşım Nasıldır
İstanbul Türbeler Müdürlüğü'nün kontrolünde olan Yahya Efendi Türbesi'ne Beşiktaş'tan Ortaköy yönünde giden otobüsleri kullanarak ulaşabilirsiniz. Bu duraklardan sonra yapıyla aynı adı taşıyan durakta inip 200 m. kadar yokuş yukarı yürüyerek ulaşmanızdır.
]]>
Osman Gazi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/osman-gazi-turbesi.html Wed, 28 Nov 2018 22:26:11 +0000 Osman Gazi Türbesi, Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi 1258 yılında doğmuş ve 1326 yılında Bursa da vefat etmiştir. Annesi Halime Hatun babası Ertuğrul Gazi'dir. Kıymetli bir devlet adamı olan Osman Gazi Osman Gazi Türbesi, Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi 1258 yılında doğmuş ve 1326 yılında Bursa da vefat etmiştir. Annesi Halime Hatun babası Ertuğrul Gazi'dir. Kıymetli bir devlet adamı olan Osman Gazi, cesur, dürüst ve adaletli bir insandı. 1281 yılında Söğüt'te Kayı Boyu'nun yönetimine geçtiğinde 23 yaşındaydı. Özellikle kılıç kullanmak, ata binmek ve savaşmakta tam bir usta olan Osman Gazi, yine 23 yaşında Malhun Hatun ile evlilik yaptı. Malhun Hatun'un babası Şeyh Edebali'dir. Bu evlilikten Osmanlı Devleti'nin başına geçecek olan Orhan Gazi doğdu. Osman Gazi'nin Ali Bey, Melik Bey, Pazarlı Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Savcı Bey ve Alaeddin Bey diğer oğullarıdır.

Osman Gazi Türbesi

Osman Gazi 1326 yılında Bursa'da Nikris hastalığından hayatını kaybetti. Türbesi Bursa'nın Tophane ilçesinde bulunmaktadır. Türbe şehitlik anıtının hemen yanındadır. Bursa'da öldüğünde babası Ertuğrul Gazi'nin türbesine defnedilmiştir. Bursa Türlerin sınırlarına geçtiğinde cesedi Bursa'ya getirilmiş Gümüşlü Kümbet kilisesine gömülmüştür. İlk başlarda Orhan Gazi ile aynı yere gömülse de 1855 yılında gerçekleşen depremden sonra türbe yıkılmış ve 1863 yılında bugünkü türbe yeniden yapılanmıştır. Türbe yapı olarak sekizgen görünümlü, kalın duvarları vardır ve üzeri kubbe ile kapalıdır. Türbenin giriş kısmı haricinde her tarafında yuvarlak kemerli pencereler bulunmaktadır. Türbenin içinde 7 tane önde ve arkada olmak üzere toplam 17 adet sanduka vardır. Türbenin tam ortasında oldukça gösterişli, pirinç parmaklık ile çevrili sanduka bulunmaktadır. Ayrıca türbede Sultan 1. Murat'ın oğlu Savcı Bey, Aladdin Paşa, Osman Gazi'nin oğlu İbrahim ve Orhan Gazi'nin eşi Asburçe Hatun gibi sultanlara ait sandukalar da bulunmaktadır.

]]>
Mehmet Emin Tokadi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/mehmet-emin-tokadi-turbesi.html Thu, 29 Nov 2018 21:13:32 +0000 Mehmet Emin Tokadi Türbesi, Kalbi ve ruhi kirlerden temizlemek için Allah'a el açabileceğimiz bir yer olan Mehmet Emin Tokadi Hazretleri'nin makamı. Avlusunda her daim dualar ediliyor. Eğer onun maneviyatından nasiplenmek istenirse Mehmet Emin Tokadi Türbesi, Kalbi ve ruhi kirlerden temizlemek için Allah'a el açabileceğimiz bir yer olan Mehmet Emin Tokadi Hazretleri'nin makamı. Avlusunda her daim dualar ediliyor. Eğer onun maneviyatından nasiplenmek istenirse üç aylar geldiği zaman İstanbul'da bulunan  Zeyrek'teki türbesi ziyaret edilebilir. Üç aylar geldiği zaman huzur kaplar içimizi, kutlu misafir kapıdadır. Bu sebepten dolayı onu en iyi biçimde karşılayabileceğimiz hazırlıklara başlarız. 

Bunlardan birincisi iç dünyamıza yönelmek olur. Aklımızı ve ruhumuzu bütün kirlerden temizleyecek şeyler ararız. Örneğin yaşamın keşmekeşliğini bir yana bıraktıracak uhrevi gölgeliklere, bizi bulunduğumuz andan asıl ait olduğumuz yerlere sevk edecek mekanlara gitme ihtiyacı duyarız. Fakat bu yer neresi fazla bilinmemektedir. Böyle vakitlerde, atılacak en doğru olan adım rotayı, Allah'ın evi camilere yada ona dost olanların kabirlerine çevirmek olmalıdır. 

Bu düşünce ile yola çıktık ve iyilikte mükafat, kötülükte hazan var. kelimesi ile gönlümüzde yer edinen Mehmet Emin Tokadi Hazretleri'nin, Unkapanı'na inen cadde ile Zeyrek yokuşunun birleştiği tepe üstünde türbesi bulunmaktadır. İstanbul'da Ashab-ı Kiram'dan sonra medfun yer alan ve üç büyük evliyadan birisi olarak bilinen Hazret'in türbesi Recep, Şaban ve Ramazan'ın bulutlarına doğru gitmemizi sağlayacak bir atmosferi vardır. Makamın kapısında yazan edeple gelen lütufla gider yazısı, ruhu temizlemek için doğru olan yerde olunduğunu gösterir.

Türbenin, kendini mahfuz eden görüntüsü bulunmaktadır. Birçok insanın yanından giderken fark edemediği etrafı nurlu bir perde ile çevrilidir. Gizlenmiş olmasına karşılık, nasipli olan türbenin yerini bulup dünyanın içerisinde olup da dünyadan uzak bir biçimde ellerini semaya kaldırıyor. Avluda Allah'a açılan eller ise hiç eksik değildir. Şehir dışından gelenler, gezi listelerine Tokadi Hazretleri'nin makamını eklemeyi unutmuyorlar. Bizimle aynı anda türbeye giren grup Eskişehir'den gelmiş ve İstanbul'a gelenler Tokadi Hazretleri'ne uğradıklarından bahsederler.

Mehmet Emin Tokadi Türbesi

Hazret'in kabri, avlunun içerisinde demir bir koruma ile kaplı. Fakat bir rivayete göre, orada değil de avluda bulunan Peygamber Efendimiz'in mührünü taşıyan ağacın dibinde yatıyor. Ancak, günümüzde o ağaçtan eser yok. Çevre düzenlemesi esnasında kesilmiş. Sebebi bundan dolayımı bilinmez, ziyaretçiler dua etmek için ağacın köklerinin bulunduğu yere de uğruyor.

Duaları sona erenler ise türbenin hemen önünde yer alan masalarda ortamın havasını daha çok teneffüs etmek için soluklanıyor, Tokadi Hazretleri hakkındaki bilgilerini tazeliyor. Türbeye girmeden önce aldıkları kitaba göz atıp ibret alınması gereken bu yaşama doğru yolculuğa çıkıyor. Biz de onlarla birlikte semaya ellerimizi açarak Mehmet Emin Tokadi Hazretleri'nin seneler önce ettiği duaya amin diyoruz: Hayatları boyunca bir kez bizi ziyaret eden imanını kurtarmadıkça vefat etmesin.

Medine ve İstanbul arasında bir ömür. Mehmet Emin Tokadi Hazretleri'nin yaşamı adından da anlaşılacağı gibi Tokat'ta başlar. İlim tahsilini de orada yapar. Bir zaman sonra İstanbul'a yolunu düşürür. Şeyhülislam Mirzazade Mehmet Efendi'den uzun bir vakit ders alır. Yedi kuleli Hattat Abdullah Efendi'den hat sanatını öğrenir. Ve ardından Mekke'de İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin oğlunun talebesine talebe olur, yani Ahmet Yekdes Cüryani'ye. Tasavvufa vakıf olup öğrenci yetiştirebilecek bir hale geldikten sonra hayatının ikinci Hicaz seferine katılarak hadis alimlerinden Ahmed Nahli'den hadis ilmini öğrenir, icazet alır. 1705 yılında İstanbul'a geri gelerek Şehzade Cami'nde dersler vermesi, yavaş yavaş tanınmasına neden olur. Habeşistan, Kudüs, Mekke ve Medine'ye ara sıra yine gider. Davetlere icabet eder fakat 1717'de yeniden İstanbul'a gelir. Önce Eyüp Sultan Hazretleri'nin, sonra da İki Cihan Serveri Peygamber Efendimiz'in türbedarlığını yapmak şerefine nail olur.


]]>
Veysel Karani Türbesi https://www.turbe.gen.tr/veysel-karani-turbesi.html Thu, 29 Nov 2018 22:34:31 +0000 Veysel Karani Türbesi:Hazreti Veysel Karani Türbesi ziyaret beldesindedir. Yörenin" Cas" denilen harcıyla 1901 yılında yapılmıştır ve kubbe ile örtülmüştür. Hz. Veysel Karani türbesi Veysel Karani Türbesi:

Hazreti Veysel Karani Türbesi ziyaret beldesindedir. Yörenin" Cas" denilen harcıyla 1901 yılında yapılmıştır ve kubbe ile örtülmüştür. Hz. Veysel Karani türbesi 1967 yılında yıktırılmıştır ve yerine yeni türbe yapılmıştır. Hz. Veysel Karani türbesi ve külliyesi 2001 yılında valilik tarafından tamir edilmiştir. Modern bir görünüme kavuşmuştur. Bu yüzden türbenin mimari yönden bir özelliği bulunmuyor. Hz. Veysel Karani' nin türbesi her yılın 16-17 mayıs tarihlerinde Veysel Karani ' yi anma etkinlikleri yapılmaktadır. Adına bir diğer türbesi ise Siirt' in Baykan ilçesinde inşa edilmiştir. Hz. Veysel Karani' nin kabri Suriye' nin Rakka ilindedir.İslam din büyüğüdür. Yemen' in Karn köyünde doğmuştur. Köken olarak Yemen' li olduğu biliniyor ve doğum tarihi bilinmemektedir. Hz. Veysel Karani müslüman olduktan sonra her haraketi ve her sözü ile insanlara ibret ve nasihat olmuştur,  en önemli yönü peygamberimize olan aşkıdır. İbadete canla başla devamı ve annesine saygısıdır. Hz.Veysel Karani annesine çok hizmet etmiştir. Hayır duasını almıştır annesi kendisine bakacak kimse olmadığı için ona izin vermedi ve Peygamberimizi göremedi. Bu durum nedeniyle, İslam' dan anne sevgisini yücelten bir konuma sahiptir. Hz.Veysel Karani'nin babasının adı Amir olduğu için Üveys Bin Amir- i Karanidir,  babasını 4 yaşında kaybetmiştir ve deve çobanlığı yapmıştır.

Veysel Karani Türbesi
Hz.Veysel Karani Sıffın savaşı sırasında 657 yılında ölmüştür. Bu savaştaki şehitlerin büyük çoğunluğu, savaşın olduğu yerde toprağa verilmiştir. Şehitlerin içinde Hz. Veysel Karani' de vardır, mübarek naaşı için üç ayrı kabile toplanmış ve sahip çıkmışlardır. Hz. Veysel Karaniye gönderilmiş olan " hırka-i şerif " günümüzde " hırka - i şerif " Camisinde bulunuyor. Soyundan gelenlerin himayesindedir. Hz.Veysel Karani Peygamber Efendimizin döneminde yaşamıştır. Ama peygamber efendimizi hiç görememiştir. Annesine verdiği sözden dolayı peygamber efendimizi göremediği için sahabeden sayılmaz. Muhadramun' dandır. 

Muhadram: Hadisçilerin ıstılahına göre cahiliye zamanı, hem de peygamber efendimizin zamanına idrak edip efendimizi görme şerefine nail olmaksızın müslüman olanlara verilen isimdir.
Yunus  Emre tarafından onuruna " Yemen illerinde Veysel Karani " adlı şiir yazmıştır.
]]>
Yeşil Türbe https://www.turbe.gen.tr/yesil-turbe.html Fri, 30 Nov 2018 19:29:24 +0000 Yeşil Türbe; Şehir yaşamının insanın duygularını örselediği zamanımızda, kimi vakit soluklanacak bir liman, bazı vakit de sürprizleri ile efkarımızı dağıtacak sihirli olan bir mekan aranır. Böyle zamanlarda, geçmişin p Yeşil Türbe; Şehir yaşamının insanın duygularını örselediği zamanımızda, kimi vakit soluklanacak bir liman, bazı vakit de sürprizleri ile efkarımızı dağıtacak sihirli olan bir mekan aranır. Böyle zamanlarda, geçmişin puslu yapraklarından gelen ve kendine özgü olan yapısı ile yaşamın bütün neşvesini sergileyen yeşil, bir sükünet koyu olarak kendini gösterir. Bursa'nın güzel bir semti olan Yeşil, şöhretini tabi yapısının iç açıcı renkli dokusuyla beraber, Osmanlı tarihinde benzeri yer almayan yeşil Külliye’sinden alır.

Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusu olarak kabul edilen Çelebi Sultan Mehmet’in, yaşarken yapımına başlanan külliyenin günümüze kadar kalabilen bölümleri cami, türbe, medrese, hamam ve imarettir. Eşsiz firuze çinileriyle cazibesini günümüzde hala devam ettiren Yeşil Türbe, bu külliye içerisinde asli vazifesini devam ettirerek ön plana çıkmaktadır. Türbenin mimarı, Fetret Devri'nde Osmanlıların toparlanmasında büyük yararlılıklar gösteren başarılı asker Hacı İvaz Paşa’dır. Çini ve öbür süsleme işlerini yapan ustalar ise Üstadan-ı Tebriz adıyla anılan Hacı Ahmet Tebrizi, Muhammed Mecnün ve Ali bin İlyas Ali’dir.

Müceddid-i Devlet Çelebi Mehmet, yeşil Türbe’nin tarihimizde yer alan haklı şöhretinin nedenlerini, sanat üstünlüğüyle beraber, yapıldığı zamanının siyasi koşullarında ve banisi Çelebi Mehmet’in ruh dünyasında bulunan önceliklerde aramak gerekir. Sultan, Osmanlı Devleti’nin kaos ortamına sürüklendiği Fetret Devri’nin bitiminde tahta geçmiştir. Mağlubiyetle sonuçlanan Ankara Savaşı'nın ardından Yıldırım’ın oğullarından Süleyman, İsa, Musa ve Mehmet Çelebiler, amansız olan bir taht kavgası yaparlar. Zira Timur, Anadolu’dan ayrılırken arkasında buhranlı bir ülke bırakmak gayesi ile bu dört şehzadeye de hükümdarlık beratı vermiştir. 

Yeşil Türbe
Şehzadeler arasında 11 sene devam eden bu yorucu mücadeleyi stratejik olan dehası ile Çelebi Mehmet kazanır. Kazanır, fakat hükümdarsız geçen seneler de Osmanlı toplumunda derin yaralar açmıştır. Genç padişahı zor günler beklemektedir. Otorite boşluğundan faydalanan iç ve dış düşmanlar devleti yıkamamış, ancak ona büyük zararlar vermişlerdir. İşte böyle bir zamanda Anadolu’da ve Balkanlarda hakimiyeti yeniden tesis eden Çelebi Mehmet, devleti yeniden ayağa kaldırır, halkın ümit kaynağı olur. 

Sekiz senelik saltanatı boyunca karşılaştığı tüm gaileleri azimli ve soğukkanlı idaresi ile aşar. Bu arada siyasi olan başarılarını sanat eserleri ile taçlandırarak milletinin burkulan kalbini tamir etmeyi ihmal etmez. Devletini sil baştan inşa etmesi, milletini bir baba şefkatiyle kucaklaması, Çelebi Sultan ve Mehmet Bey ünvanıyla da anılan Birinci Mehmet’e, Müceddid-i Devlet unvanını kazandırır. Kendi devletini fırtınalı okyanuslardan sakin olan limanlara yanaştırmayı başaran yüce hünkar, kendi hayat seyahatinin son limanına ise 1421’de kavuşur. Edirne’de bir av esnasında felç olup atından düşer. Ölüm zamanı paşalarını çağırıp, hemen oğlum Murat’ı getirtin. Ben bu yataktan kalkamam. Murat gelmeden ölürsem fitne çıkar. Tedarik görün, ölümümü gizleyin, diyerek vasiyet etmiştir.
]]>
Türbe https://www.turbe.gen.tr/turbe.html Sat, 01 Dec 2018 18:34:37 +0000 TürbeAlimlerin veya devlet adamlarının mezarlarının bulunduğu, oda şeklindeki binaya türbe denir. İçerisine, ünlü kişilerinde defnedildiği anıtsal, tarihi mezarlara da türbe Türbe

Alimlerin veya devlet adamlarının mezarlarının bulunduğu, oda şeklindeki binaya türbe denir. İçerisine, ünlü kişilerinde defnedildiği anıtsal, tarihi mezarlara da türbe denebiliyor.

Çoğunlukla, dini alanda hizmet etmiş kişilerin mezarlarıdır. Fakat dini alanda olmayıp, yalnızca dünyevi yönden liderlik yapmış devlet adamlarının anıt mezarları içinde, türbe kelimesi kullanılabiliyor. Türbelerin halk arasında kutsal sayılmasına rağmen, bir çok din adamı bu görüşe karşıdır. Buraları ziyaret eden kişiler, kendileri ve sevdikleriyle ilgili dileklerde bulunup, dua ederler. Ev sahibi olmak, kızını evlendirmek yada girecekleri sınavlarda başarılı olmak bu dileklerden bazılarıdır. Bu tür dileklerde bulunanalar aslında Allah' tan başka kimseden bir şey  istenmemesi gerektiğini bilirler. Sadece bu önemli kişinin,' yüzü suyu hürmetine' istediklerini söylerler.

Türbelerle ilgili düşüncelerin temel sebebi, ölümden sonraki hayata inanmaktır. İnsanların farklı dini inanışları olsa da, temelde ölümden sonraki hayata inanışları benzerlikler gösterir.

Bazıları ise, türbelerde yatan kişilerle alakalı olarak, türbelerin metafizik yönlerinin olduğunu düşünürler. Bu tür inanışlara göre, türbede yatan kişilerle ilgili bazı olağan üstü olaylar vardır. Türbede yatan kişinin, bazı insanları rüyasını girdiğine inanmak en fazla rastlanılan durumdur. Maddeci anlayış ise, bütün bu metafizik olayların olabileceğini kabul etmez. Onlara göre gördükleri şeyler, halüsinasyondan ibarettir. Metafizik olayların olabileceğine inanan bazı kişiler ise, türbede yatan kişilerin kutsal sayılarak onlardan medet ummanın, Allah' a şirk koşmak olduğunu düşünürler.

Aslen türbe, Türk İslam mimarisinde oldukça sık rastlanan bir yapı tarzıdır. Cami, tekke ve medreselerin yanında bir türbe bulunmaktadır. Bu türbeler, tam bir sanat eseridir. Basit dört köşeli çeşitleri de vardır, mozaiklerle süslenmiş kesme taşlarla çeşitli motiflerle işlenmiş türbelerde vardır. Türbelerin çatısı konik, kubbe ve piramit şekillerde olabilir.

Türbe

Göktürkler türbeye, bark adını veriyorlardı. Türklerin İslamiyet'i kabulünden önce kurgan adı verdikleri mezarlar, İslamiyet'in kabulünden sonra türbe adını almıştır. Osmanlılarda türbe, kısa zaman içerisinde gelişmiş ve yeni yapı tarzına kavuşmuştur. Osmanlı türbeleri çoğunlukla Bursa, İstanbul ve İznik çevresinde toplanmıştır. Kesme taş süslemeleri, Osmanlı zamanında daha fazla gelişmiştir.

İslamiyet' te yapılan ilk türbeye, hücre-i saadet  adı verilir. Peygamber efendimiz, çok sevdiği eşi aişe validemizin odasında, 632 senesinde bir pazartesi günü vefat etti. Çarşamba gecesi ise bu odaya defnedildi.  Hz. Aişe'nin odası, kerpiç ve hurma dallarından yapılmış, üç metre yüksekliğindeydi. Dinimiz türbe yapmayı yasaklamamıştır. Fakat, türbe ölüye tapmak ve ondan medet ummak için yapılmaz.  

]]>
Fatih Sultan Mehmet Türbesi https://www.turbe.gen.tr/fatih-sultan-mehmet-turbesi.html Sun, 02 Dec 2018 03:32:30 +0000 Fatih Sultan Mehmet Türbesi, Fatih Camisi'nin avlusunda bulunmaktadır. Burası fetihten önce Bizans İmparatorlarının gömülü olduğu bir kiliseydi. Dolayısıyla Bizanslılar için çok önemli bir alan idi.Bugünkü Fatih Camisi Fatih Sultan Mehmet Türbesi, Fatih Camisi'nin avlusunda bulunmaktadır. Burası fetihten önce Bizans İmparatorlarının gömülü olduğu bir kiliseydi. Dolayısıyla Bizanslılar için çok önemli bir alan idi.
Bugünkü Fatih Camisi' nin altında Konstantin' in mezarı vardı. Fatih Sultan Mehmet burayı çok istiyordu.
Fatih Sultan Mehmet, ismini taşıyan caminin, bu kilisenin yerine yapılmasını ve öldüğünde de aynı caminin avlusuna gömülmeyi istemiştir.
1800' lerin sonunda İstanbul' a çok yağmur yağmış, her yer göle dönmüştü. Ertesi gün Fatih semti halkı arasında konuşmalar başlamış. Rüyalarında Fatih Sultan Mehmet' i gördüklerini iddia etmişler. Bu söylemler üzerine araştırmalar yapılarak, denizin dibinde mumyalanmış olan Fatih Sultan Mehmet' i bulurlar. Yüzü resimlerdeki gibi aynı durmaktadır. Bu dönemde olan diğer karışıklıklar nedeniyle, defin işlemi gerçekleşmemiştir. Tahta ikinci Beyazıd' ın geçmesi ile büyük bir cenaze töreni yapılarak, hükümdarın naaşı kendi yaptırdığı caminin avlusundaki türbeye defnedildi.
Fatih Sultan Mehmet Türbesi
Daha önceki Osmanlı Padişahları hep Bursa ve civarına defnedilmişti. İstanbul' a defnedilen ilk padişah Fatih Sultan Mehmet oldu. Bu nedenle Fatih Sultan Mehmet Türbesi, İstanbul' da yapılan ilk padişah türbesidir.
]]>
Akşemsettin Türbesi https://www.turbe.gen.tr/aksemsettin-turbesi.html Sun, 02 Dec 2018 22:30:48 +0000 Akşamsettin Türbesi, Fatih Sultan Mehmet Han'ın hocası olan Akşamsettin Hz.'nin 1464 yılında Fatih tarafından yaptırılmış olan türbesidir. Bugün Bolu'nun Göynük ilçesinin sınırları içerisindedir. Türbenin girişi doğu y Akşamsettin Türbesi, Fatih Sultan Mehmet Han'ın hocası olan Akşamsettin Hz.'nin 1464 yılında Fatih tarafından yaptırılmış olan türbesidir. Bugün Bolu'nun Göynük ilçesinin sınırları içerisindedir. Türbenin girişi doğu yönüne bakmaktadır. Altıgen bir yapıya sahip olan türbenin kubbesi, kasnaksız şekildedir. Akşamsettin Türbesi, son derece sade dizayn edilmiş bir iç yapıya sahiptir. Özellikle kubbenin altında bulunan pandantifler dikkat çekmektedir. Kenarlarda ve altta bulunan pencereler de renkli ve camlı alçı ile süslenerek türbeye farklı bir hava katmıştır. 

Akşamsettin Türbesi içerisindeki sanduka 250 santimetreye 50 santimetre boyutlarındadır. Sanduka, ceviz parça üzerine kabartma yazı ve Osmanlı ağaç işçiliği ile süslenmiştir. Kapakların üst kısmı ise nar çiçeği şeklindeki kabartma ile süslüdür. Akşamsettin Türbesi içerisinde Akşamsettin Hz. ile birlikte  oğulları olan Emrullah Çelebi ve Sadullah Çelebi'nin de mezarları bulunmaktadır.

Akşemsettin Türbesi
Akşamsettin Türbesi'nin Yapısı Hakkında Bilgiler

Akşamsettin Türbesi, 480 santimetre çapında, altıgen biçimli ve kesme taştan yapılmış bir yapıdır. Üzerini örten kubbe kurşun kaplıdır. Türbenin altı cephesinde de pencereler vardır. Akşamsettin Türbesi, Osmanlı klasik türbe mimarisinin son örnekleri arasında gösterilmektedir. Türbenin içerisinde bulunan sandukaların iki taraflarında da kabartma olarak işlenmiş hadis-i şerifler mevcuttur. Baş taraflarda bulunan aynalar ise yine benzer şekilde rumilerle bezenerek hadis- şeriflerle süslenmiştir. Bu aynalardan en dikkat çekeni ise; hakim sözü yazılı olandır. Akşamsettin TÜrbesi, 1952 yılında mimari olarak büyük bir tamirattan geçirilmiştir. Bu tamirat sırasında türbe içerisinde yer alan sandukaların yerlerinin değiştirildiği ve birinin de tamamen kaldırıldığı gözlenmiştir. Bu işlemin neden yapıldığına dair ise kesin bir bilgi yoktur. Akşamsettin Türbesi içerisindeki sandukaların, Osmanlı döneminde yapılan sandukaların sonuncusu olma özelliği de bir diğer ayrıntıdır.
]]>
Yuşa Hazretleri Türbesi https://www.turbe.gen.tr/yusa-hazretleri-turbesi.html Mon, 03 Dec 2018 19:12:58 +0000 Yuşa Hazretleri Türbesi, bugün İstanbul'da bulunan Yuşa Tepesi'nde bulunmaktadır. Bu tepe, İstanbul'un Beykoz ilçesinde bulunan Yoros Kalesi'nin zirve noktası olarak ifade edilir. Bu tepe noktada da Hz. Yuşa'nın türbesi ve Yuşa Ca Yuşa Hazretleri Türbesi, bugün İstanbul'da bulunan Yuşa Tepesi'nde bulunmaktadır. Bu tepe, İstanbul'un Beykoz ilçesinde bulunan Yoros Kalesi'nin zirve noktası olarak ifade edilir. Bu tepe noktada da Hz. Yuşa'nın türbesi ve Yuşa Camii bulunur. Yuşa Hazretleri Türbesi'nin bulunduğu bu tepe, tarihin ilk zamanlarından beri kutsal bir nokta olarak kabul edilmiştir. Çeşitli uygarlıkların dinlerinin buraya sahip çıkmaya çalışması ve burada tapınaklar inşa etmesi buranın özelliği ortaya koymaktadır. Yuşa Tepesi'nde ilk çağlarda bir Zeus Tapınağı olduğuna dair rivayet vardır. Bu tapınağın Bizans döneminde kiliseye çevrildiği ifade edilmektedir.

Yuşa Hazretleri Türbesi'nin bulunduğu Yuşa Tepesi, Osmanlı Devleti döneminde (28. Çelebizade Mehmet Sait Paşa), bir mescit yapılmıştır. Bunun yanı sıra, halkın Yuşa peygamberin mezarını daha rahat ziyaret edebilmesi için, mezarın etrafına bir duvar yapılmıştır ve bu duvarın ve çevrenin bakımı için de özel görevliler atanmıştır. Yuşa Hazretleri Türbesi, uzun yıllar ziyaretçilerin ilgi odağı olmuştur. Ancak III. Selim döneminde bu ilginin yoğunlaşması üzerine, bu dönemde türbe etrafında daha fazla sorun çıkmasın diye mevlid dahi okunmasına izin verilmemiştir. 

Yuşa Hazretleri Türbesi
Yuşa Hazretleri Türbesi, zaman içerisinde büyük badireler atlatmıştır. Geçirmiş olduğu yangın da bunlardan biridir. Bu yangın sonrasında Yuşa Hazretleri Türbesi ve cami kısmı Sultan Abdülaziz zamanında (1863 yılında) aslına uygun bir şekilde restore edilerek tekrar inşa edilmiştir. 1886 yılında bu tepe Dahiliye Nezareti kayıtlarına Yuşa Aleyhisselam Dergahı ve Yuşa Tepesi olarak geçmiştir. Yuşa Hazretleri Türbesi günümüzde sıkça ziyaret edilen dini ve tarihi mekanlar arasındadır. 1990 yılında başlatılan bir çalışma ile türbenin kendisinde ve çevresinde bir takım düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalar kapsamında türbe etrafına görevliler için lojmanlar,  bir kültür evi, yemekhane, şadırvan, kütüphane gibi sosyal alanlar inşa edilmiştir.
]]>
Bursa Yeşil Türbe https://www.turbe.gen.tr/bursa-yesil-turbe.html Tue, 04 Dec 2018 05:09:10 +0000 Bursa Yeşil Türbe, Bu türbe Bursa’nın tarihi sembol yapılarından birisi olma niteliğini sürdürmektedir. Şehrin birçok bölgesinden görülebilen bir konumda yer alan yeşil türbe, 1421 yılında Yıldırım Bayezid Bursa Yeşil Türbe, Bu türbe Bursa’nın tarihi sembol yapılarından birisi olma niteliğini sürdürmektedir. Şehrin birçok bölgesinden görülebilen bir konumda yer alan yeşil türbe, 1421 yılında Yıldırım Bayezid’in oğlu Sultan Mehmed Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Yeşil Türbe'nin içerisinin tam ortasında  Sultan Mehmed Çelebi'nin sandukası vardır. Bu sandukanın üzerinde de kabartma sülüs celisi ile yazılmış olan bir kitabe mevcuttur. Hemen yanı başında ise oğulları Şehzade Mustafa, Yusuf ve Mahmut; kızları Sitti Hatun'un beyaz zemin üzerine lacivert motifler ve çinilerle kaplı olan sandukası, Selçuk Hatun'un kabartma kitabeli sandukası ile Ayşe Hatun ile dadısı Daya Hatun’a ait olan sekiz sanduka mevcuttur.

Böylesi ilgi uyandırıcı bir yapının Mimarı ise Hacı İvaz Paşa'dır. Dışarıdan bakıldığında bir katlı gibi görünse de beşik tonuzlu mezar odası ve üzerinde bulunan sandukaların olduğu salonla beraber iki katlı olan bir yapıdır. Türbenin dış duvarları turkuaz renkli çinilerle kaplı olup iç duvarlar, mihrab, cümle kapısı ve cephe kaplamaları da çiniden yapılmıştır. Türbenin mimarisi ve işçiliği o zamanın en güzel örneklerini günümüze yansıtmaktadır. Sekizgen bir prizma bedene sahip olan türbe; tüm cephelerin açılımı olarak incelendiğinde; kasnak, beden ve kubbe duvarları olmak üzere üç kütlesel mimari unsurdan meydana gelmektedir. Türbenin cephesinde ayrıca su basmanı, sivri kemerleri ve mevcut cephelerin birleştiği köşeleri dolaşarak saçakları komple saran mermer çerçeve göze ilişmektedir. Yeşil Türbe’nin kemerle pencere lentosu arasında kalan bölümde de ayet ve hadisler vardır.

Bursa Yeşil Türbe

Ayrıca türbede kullanılmış olan çiniler, İznik çiniciliğinin de en güzel örneklerini yansıtmaktadır. Özellikle kıbleye bakan mihrabı çok güzel bir sanat eseri olan Yeşil Türbe; Osmanlı mimarisinde duvarları komple çini ile kaplı olarak yapılan tek türbedir. Türbenin duvarları, mermer çerçeve ve kemerlerin arasında kalan bölümler turkuaz renkli çinilerle komple kaplı durumdadır. Fakat geçmişten bu güne kadar yapılmış olan bakım ve onarım çalışmaları sebebiyle tahrip olan çinilerin yerine yenisi yapılmış, bu nedenle sayısı oldukça azalan orijinal çiniler, kapının solunda yer alan bir yüzde toplanmış vaziyettedir.

 
 
]]>
Yunus Emre Türbesi https://www.turbe.gen.tr/yunus-emre-turbesi.html Tue, 04 Dec 2018 06:14:29 +0000 Yunus Emre Türbesi, günümüzden geriye bakıldığında hemen hemen yedi asır geçmiş öncesinde yapılmış  bir mezardır. O zamanlardan günümüze gelene kadar yapılan birçok farklı araştırmaya rağmen henüz, tarihte birçok ç Yunus Emre Türbesi, günümüzden geriye bakıldığında hemen hemen yedi asır geçmiş öncesinde yapılmış  bir mezardır. O zamanlardan günümüze gelene kadar yapılan birçok farklı araştırmaya rağmen henüz, tarihte birçok çalışmalar yaparak adını tarihe yazmış olan Yunus Emre'nin mezarının bulunduğu türbenin yeri henüz net olarak bulunamamıştır. Fakat yapılan araştırmalar bu mezarın nerelerde olduğunu göstermiştir. Fakat yine de tam olarak mezarın hangi türbede olduğu bilinmez. Bilindiği gibi Yunus Emre tarihin en kıymetli isimlerinden biridir. Bu nedenle günümüzde de birçok insan Yunus Emre Türbesini ziyaret ederek bu türbede dualar etmektedir. Bu şekilde hem Yunus Emre'nin ruhu için hem de kendi istekleri için dualar ederler. Bu şekilde insanlık tarihi için çok büyük başarılar gerçekleştirerek kendisini kanıtlamış bir insanın aracılığı ile yapılan dualar çok daha makbul olduğu için yıl boyunca Yunus Emre Türbeleri insanlar tarafından oldukça ziyaret edilir. Görüldüğü gibi genellikle Yunus Emre Türbeleri denilmektedir. Bu durumun en büyük nedeni ülkemizde Yunus Emre Türbesi adı altında birkaç ayrı türbenin olmasıdır. Çünkü farklı söylemlere bakılarak ülkemizde farklı illere türbeler yapılmıştır. Bu şekilde önemli bir insanın asıl olarak türbesinin aydınlatılamamış olması son derece büyük bir sorundur. Özellikle bu kişi Osmanlı Döneminde devletin çok büyük olaylarında yer alan bir kişi olması nedeni ile çok daha büyük bir önem taşımaktadır. 

Birçok kişi Yunus Emre Türbesinin nerede olduğunun tam olarak bilinmemesinin nedenini merak ederler. Aslında bu durumun en büyük nedeni eski zamanlarda tarihimizin yazılı olarak belgelenmemiş olmasıdır. Bu durum direk olarak tarihimizde yaşanan önemli olayların dilden dile değişerek ya da unutularak günümüze gelmesine neden olmuştur. Aynen diğer olaylar gibi Yunus Emre Türbesi de bu şekilde unutulmuştur. Yunus Emre Türbesi, günümüzde farklı iddialar ülkemizde farklı bölgelerde olduğu söylenmektedir. Bu bölgelerden biri Eskişehir ilinin Mihalıççık ilçesinde Sarayköy adındaki bir kasabada bulunmasıdır. Bu bölge Yunus Emre'ye sahiplik yaptığı için son derece büyük bir öneme sahiptir. Yunus Emre Türbesinin bu ilçede olması nedeni ile bu bölge,yıl içerisinde çok fazla misafir almaktadır. İddiaların yanı sıra araştırmalara bakıldığında da Yunus Emre'nin mezarının bu bölgede olduğu doğrulanmıştır. Bu nedenle insanların çok büyük çoğunluğu Yunus Emre Türbesinin bu bölgede olduğuna inanarak türbe ziyaretleri için bu bölgeyi tercih ederler. Geçmiş yıllarda yani 1946 yılında yapılan mezar kazılarında bu bölgelerde bazı iskeletlerin çıkmasıdır. Çıkan iskeletlerin kafa taslarına bakıldığında Türkmen kafa tasları olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu kafa taslarının Yunus Emre'ye ait olduğu söylenir. Bu bilgilere bakıldığında bilimsel olarak herhangi bir kesinlik olmadığı için net olarak Yunus Emre Türbesi Eskişehir'dedir denilemez.

Yunus Emre Türbesi
Yunus Emre Türbesi, bir diğer iddiaya göre ülkemizde Karaman ilinde bulunan Yunus Emre Cami avlusunda bulunur. Bazı insanlarda Yunus Emre Türbesinin bu bölgede olduğunu kesin olarak iddia ederler. Ama yine de bu türbenin gerçekten bu bölgede olduğu ile ilgili bir bilimsel açıklama bulunmaz. Fakat her ne şekilde olursa olsun Yunus Emre Türbesinin bu bölgede olduğuna dair bulunan belgeler çok daha inandırıcıdır. Bu belgelerden en önemlisi ise Evliya Çelebi'nin yazdığı seyahatnamesinde bu türbeden bahsetmesidir. Bu bilgi aslında Yunus Emre Türbesinin bu bölgede bulunduğunu anlatmaya yeterlidir. Bunun için eğer sizde isterseniz bu iki ilde bulunan Yunus Emre türbesinden birine giderek dualarınızı edebilirsiniz. 
]]>
Eyüp Sultan Türbesi https://www.turbe.gen.tr/eyup-sultan-turbesi.html Tue, 04 Dec 2018 23:15:30 +0000 Eyüp Sultan Türbesi, İstanbul' un Eyüp semtinde Eyüp Sultan Cami' nin yanındadır. İstanbul' un kuşatılması sırasında, Hz. Muhammed' in ordusunda sancaktar olan ve kuşatma esnasında şehit olan Hz. Eyyub Ensari' nin mezarıdır. Eyüp Sultan Türbesi, İstanbul' un Eyüp semtinde Eyüp Sultan Cami' nin yanındadır. İstanbul' un kuşatılması sırasında, Hz. Muhammed' in ordusunda sancaktar olan ve kuşatma esnasında şehit olan Hz. Eyyub Ensari' nin mezarıdır. Mezar fetihten sonra bulunmuştur. Üzerindeki türbe ise cami le birlikte 1459 yılında yapılmıştır. İstanbul' da yapılan ilk eser budur. Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Türbede başka din adamları da bulunmaktadır.

Türbe sekiz köşelidir. Kesme taştan yapılmıştır, kabartma sütunları vardır. Mavi ve beyaz rengin hakim olduğu çinilerle süslenmiştir. Bütün bunlar Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Fakat pirinçten ve döğme bezemeli alt pencere kapakları ise Sultan 3. Selim tarafından yapılmıştır.

Eyüp Sultan Türbesi
Türbe özellikle özel dini günlerde ziyaretçi akınına uğramaktadır. Kısmetinin açılmasını isteyen kızlar, yeni evlenenler, işleri ters gidenler ve çeşitli dilekleri olanlar, türbenin önünde dua eder ve etrafında 3 defa dolaşırlar. Eyüp Sultan Türbesi' nin ayak ucunda bulunan suyun, kalp hastalığına iyi geldiğine inanılmaktadır.
]]>
Türbe Duası https://www.turbe.gen.tr/turbe-duasi.html Wed, 05 Dec 2018 18:48:22 +0000 Türbe Duası, İslam dininin oldukça hassas olduğu bir konu olan türbe ziyaretlerinde edildiği için oldukça dikkatli seçilmesi gereken bir duadır. İslamda dua etmek, kişinin kendi içinden geçenleri yaratıcıya bir istek olarak d Türbe Duası, İslam dininin oldukça hassas olduğu bir konu olan türbe ziyaretlerinde edildiği için oldukça dikkatli seçilmesi gereken bir duadır. İslamda dua etmek, kişinin kendi içinden geçenleri yaratıcıya bir istek olarak dillendirmesi yoluyla yapılabildiği gibi; Allah'ın takdirini kazanmış ve dünyada bulunduğu süre içinde İslam dinine hizmet etmiş mübarek zatlar aracılığı ile de yapılabilmektedir. Genellikle ikinci yöntem ile yapılan duaların Allah tarafından kabul edilmesinin daha mümkün olduğu düşünülmektedir. Ancak dua etmenin oldukça hassas bir hal aldığı durum da tam burası olmaktadır. Zira türbe duası yapılırken edilen duaları türbesi ziyaret edilen zata yöneltmek sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu yanlışlık, ziyarette bulunan kişinin dualarının kabul olmasını engellediği gibi onu şirke dahi düşürebilecek bir davranıştır.

Allah (c.c) kullarının dua etmesinden ve istedikleri şeyleri doğru yolla istemelerinden büyük hoşnutluk duyar. Ancak bu güzel eylemin başkasına yönelik yapılması, insanı Allah (c.c)' nin affetmediği tek günah olan şirk yoluna götürebilmektedir. Bu yüzden türbe duası hakkında bilinmesi gereken en önemli husus, türbesi ziyaret edilen zatın yalnızca duanın Allah'a ulaştırılmasına vesile olacak bir mertebede olduğudur. Duaların içeriğinde bundan ilerisine gidilmemelidir. 

Türbe ziyaretleri sırasında yapılacak her türlü güzel davranış, türbe duası yerine geçebilmektedir. Bu nedenle büyük din alimleri, türbe ziyaretinden önce bir abdest almayı ve iki rekat namaz kılınmasını tavsiye eder. Kılınan namazın sevabı mübarek zatın ruhuna hediye edilir. Türbeye varılınca mübarek zatın kabrine doğru yönelinir ve selam verilir. 

Türbe Duası
Kabir ziyareti esnasında kabre el ve yüz sürmek ya da çevresinde mum yakarak dilekte bulunmak yanlıştır. İslamda tek dua yöntemi istenilen şeyi kalpten samimiyetle istemek ve bu samimiyeti güzel dualar eşliğinde Allah (c.c.)' a dile getirmektir. Bu nedenle türbe duası yerine böylesi alternatif yöntemler getirmek gereksizdir.

Türbe ziyareti esnasında okunması farz olan ve mutlaka okunması gereken bir dua yoktur. Okuma imkanı olan ve okumayı bilen kişiler için Kuran'ın belirli ayet ve sureleri tavsiye edilir. Yasin suresi, Bakara suresinin başı ve sonu, Tebareke, Tekasür, Fatiha ve İhlas sureleri okunabilir. Bu duaları bilmeyen kişiler ise türbe duası olarak bildikleri herhangi bir dua ya da sure okuyabilir. 

Türbe ziyaretine gidildiğinde kabrin önünde durarak "Ey müminlerin yurdu, size selam olsun. Biz inşallah size katılacağız. Siz bizden önce gittiniz, biz de ardınızdan gelmekteyiz. Allah'tan hem bizim, hem de sizin için afiyette olmayı diliyoruz.” (İbni Mace, Cenaiz 36,1/493, No.1546)" şeklinde selam vermek sünnettir. Söz konusu kelamda da görüldüğü gibi kabirde yatan kişi için de en büyük olan Allah (c.c.) den iyi niyet temennilerinde bulunulmakta ve dualar yalnızca Allah (c.c.)' ne yöneltilmektedir. Bu nedenle türbe duasının kime yöneltileceği, büyük önem arz etmektedir.

Türbe ziyareti esnasında edilen duaların kabul edilmesinin kolaylaştırdığına inanılan diğer bir davranış ise uygun bir yer var ise kabristanda belli bir süre uyumaktır. Uygun bir yer mevcut ise bu davranış, kişinin türbedeki ilahi atmosferle daha fazla bütünleşmesini ve türbe duasını daha içten yapmasını sağlayabilir. Bu nedenle ziyaret esnasında türbede daha fazla zaman geçirmek için böylesi bir yola başvurmanın sakıncası yoktur. Ancak bu davranışı gerçekleştirmeye şartlanmamak ya da buna büyük umutlar bağlamamak gerekir. Zira her türbede uyumak için uygun yer olmayabileceği gibi uyunulan her türbe de duaların kesin gerçekleşmesini sağlayacak anlamına gelmez.

]]>
Konya Mevlana Türbesi https://www.turbe.gen.tr/konya-mevlana-turbesi.html Thu, 06 Dec 2018 13:03:48 +0000 Konya Mevlana Türbesi, Hz. Mevlana 1207 yılında Belh şehrinde dünya ya gelmiş. Babası, Bahaeddin Veled, annesi, Mümine Hatun 'dur. Ülkemizde bulunan Mevlana Türbesi, her yıl  ziyaretçi akınına uğramaktadır. Ülkemizde insanla Konya Mevlana Türbesi, Hz. Mevlana 1207 yılında Belh şehrinde dünya ya gelmiş. Babası, Bahaeddin Veled, annesi, Mümine Hatun 'dur. Ülkemizde bulunan Mevlana Türbesi, her yıl  ziyaretçi akınına uğramaktadır. Ülkemizde insanların yanısıra, özellikle turistlerin de ilgisini çekmektedir. İnsan düşüncesine yepyeni fikirler veren Mevlana, adeta ilahi bir ışık, manevi bir güneş, insanların pir' i. Günümüze kadar gönülleri tutuşturan ve bundan sonrada insanlığı etkileyecek, bu büyük insan hepimize birer ışıktır. 

Gönüller sultanı Mevlana, tüm güzelliklerin kemalidir. Hz. Mevlana ' nın insan düşüncesine verdiği en önemli mesajı; aşk, sevgi ve birliktir. Mevlana'nın izinden gidenler, sevgiye, insanlığa, bilgiye, hoşgörüye  ulaşmışlardır. Mevlana' insan, ölümlü ile ölümsüzü, iyi ile kötüyü, benliğinde toplayan bir birleştiricidir. Hz. Mevlana şöyle seslenir; Ey insanoğlu, ey şahlık güzelliğinin aynası mutlu varlık. Her şey sensin. Alemde ne varsa senden dışarı değil. Sen ne ararsan kendinde ara, çünkü her varlık sende. Der. Günümüzde bir müze haline gelen  Hz. Mevlana Türbesi, gerek mimarisinde gerekse müze içinde bulunan ilginç tarihi eserler ile gizemini hala saklamaktadır. Binanın inşaatı sırasında  malzemelerinin içerisine hem yapı sağlam olsun, hemde karıncalar içeri girmesin diye  inşaat ustaları tarafından  yumurta akı katılmıştır. Böylelikle çok sağlam bir yapı elde edilmiştir. Müzede şu an sergilenen ve zamanında kullanılan el yazması Kur'anı Kerim'ler hem nemden etkilenmesin, hemde güveler yemesin diye mum işi ile yazılmıştır. Bu sayede günümüze kadar, hağlen bozulmadan kalabilmektedir. Ayrıca müzenin içerisine örümcekler girmesin diye, deve kuşu yumurtaları asılmıştır. İnsanlık için önemli bir yeri olan türbe, sürekli ziyaret edilmesi gereken yerdir. Maneviyatın yüksek olduğu bu yer, içerisinde huzurun ve mutluluğun yoğun olduğu bir dünya vardır. 
Bu yüce insanın mezarı geldiğinde babası bile ayağı kalkmıştır. 

Konya Mevlana Türbesi
Gelmiş geçmiş zamanın en önemli, en yüce, en kutsal insanıydı ok. Söylediği manevi aşk şiirleriyle, sözleriyle bizleri büyüleyen yüze zattır. Hz. Mevlana' nın mezarı, Konya şehrinin en güzide yerindedir. Ziyaretçileri hiç eksik olmayan bu türbede, maneviyat aşk çok yoğundur. Ve bunu tüm ziyaret edenler tek tek yaşarlar.  
]]>
Telli Baba Türbesi https://www.turbe.gen.tr/telli-baba-turbesi.html Thu, 06 Dec 2018 13:23:59 +0000 Telli Baba türbesi, aslında bu kabir'in kime ait olduğu ve hangi zamana ait olduğu bilinmemektedir. Esas adı Abdullah Efendi denilen Telli Baba Fatih Sultan Mehmet zamanında bir tabur askere imamlık yapmış diye bilinmektedir. Telli Ba Telli Baba türbesi, aslında bu kabir'in kime ait olduğu ve hangi zamana ait olduğu bilinmemektedir. Esas adı Abdullah Efendi denilen Telli Baba Fatih Sultan Mehmet zamanında bir tabur askere imamlık yapmış diye bilinmektedir. Telli Babanın mezarı ise 80 sene önce hasta olan bir kızın rüyasında görmesinden sonra bulunarak ortaya çıkarılmıştır.Ancak Telli Baba türbesi pek çok kişi tarafından devamlı olarak ziyaret edilmektedir. Telli Baba türbesi İstanbul da Rumeli kavağında bulunmaktadır. Bu türbe hakkında bir çok rivayetten bahsedilmektedir. Genellikle Telli Baba türbesine evlenmek isteyen erkek ve kızlar, dileği olan kişilerde sürekli olarak türbe ziyaretinde bulunmaktadır. 

Telli Baba türbesi, bir efsaneye göre denizde boğulmak üzere olan genç bir kızı kurtardığı yöndedir. Gemide kılavuzluk hizmeti yapan bir tahlisiye memuru olan bu kişi nöbet tuttuğu sırada havanın bozulduğu ve kabardığı bir anda küçük bir kayığın içerisinde bir erkek ile kızın kayığın devrilmesinden sonra denize düştüğünü fark eder. Kurtarmak için denize atlar boğulmak üzere olan genç kızı baygın bir halde iken kurtarır. Ancak delikanlıdan haber yoktur, onu denizde bulamazlar. Genç kız seneler sonra evlenme çağına gelince kendini ölümden kurtaran tahlisiye memurunu bulmak ve ona teşekkür etmek için tahlisiye memurunun yanına gelir. Fakat onun öldüğünü öğrenir, mezarının başında ağlayan genç kız telli duvağını oraya bırakarak ayrılır.

Telli Baba Türbesi
Telli Baba türbesi, eskilere göre burada yatan kişinin bir gelin olduğu şeklinde rivayetler bulunmaktadır. Daha eskilerden kişiler eril olarak düşünülmesinden dolayı "Telli Gelin" yerine "Telli Baba" ismini yakıştırmışlardı. Ziyarete gelen kişilerin türbedeki tellerden alarak dileklerinin yerine gelmesi ve gerçekleşmesi için dua etmektedirler. Eğer çektikleri tel kısa ise hemen duaların kabul olduğuna, fakat uzun ise duanın kabul olmasının biraz uzun süreceğine inanmaktadırlar.
]]>
Yavuz Sultan Selim Türbesi https://www.turbe.gen.tr/yavuz-sultan-selim-turbesi.html Fri, 07 Dec 2018 07:59:37 +0000 Yavuz Sultan Selim Türbesi; Kanuni Sultan Süleyman tarafından babası Yavuz Sultan Selim anısına, 1516 ve 1522 seneleri arasında Fatih’te, Sultan Selim semtinde, Haliç’e hakim olan bir tepe üstüne inşa edilmiş olan külliye, c Yavuz Sultan Selim Türbesi; Kanuni Sultan Süleyman tarafından babası Yavuz Sultan Selim anısına, 1516 ve 1522 seneleri arasında Fatih’te, Sultan Selim semtinde, Haliç’e hakim olan bir tepe üstüne inşa edilmiş olan külliye, cami, imaret, sıbyan mektebi, darüşşifa, hamam ve bir türbeden oluşur. Sultan Selim külliyesinin kim tarafından yapıldığı net bir şekilde bilinmemekle beraber, Tahsin Öz, külliye camisinin Mimar Acem Ali’ye inşa ettirildiği tahmin edilmektedir. 

Tabhaneli cami örneğinin son örneklerinden biri olan bu cami, Edirne camilerine bakılarak inşa edilmiştir. Cami büyük bir dış avlunun ortasında yer alır ve dış avludan 22 kubbenin dolandığı caminin revaklı olan iç avlusuna, üç değişik taraftan giriş verilmiştir. Bu iç avlunun ortasında, sekiz adet mermer sütuna sahip sıra dışı bir görüntüsü olan cami şadırvan yer alır.  Cami kütlesi 24.5 m açıklığa sahip büyük bir kubbe ile örtülüdür. Kubbenin büyüklüğü ve zemine olan mesafesine bakılacak olursa, kubbenin bu biçimde tasarlanarak ana mekana egemen olmasının sağlanmaya çalışıldığı görülecektir. 

Yavuz Sultan Selim Türbesi

Cami hariminin sağ tarafında altı ayak üstüne oturtulmuş müezzin mahfili, sol bölümünde ise, göze hitap eden bir görüntüye sahip, sekiz sütun üstünde yükselen sultan mahfili bulunmaktadır. Evliya Çelebi, Sultan mahfilinde yer alan altın yaldızlı kafeslerin Sultan İbrahimce yapıya eklendiğini belirtir. Caminin kıble kapısında ve bazı pencere kemerlerinde bulunan çini panolarda kullanılan kakmalarla, bu öğelere sanatsal bir önem katılmıştır. Caminin işlemeli mermer minberi, tek şerefeli iki minaresi, bu sade olan camide bakıldığı zaman göze çarpan öbür elemanlardır.

Külliyenin farklı bir yapısı, klasik şeklide inşı yapılan, revaklı girişi bulunan sekizgen planlı türbesidir. Külliyenin kıble yönündeki haziresinde yer alan bu türbede, I. Selim’in sandukası yer alır ve sandukanın başucuna beyaz bir kaftan asılıdır. I. Selim'in olan bu kaftan dönemin alimlerinden İbni Kemal’in atının çamur sıçrattığı o meşhur kaftandır. Bu türbenin yanında bulunan benzer mimari özellikleri bulunan öbür türbede ise, Kanunu Sultan Süleyman’ın küçük yaşta ölen kızları ve şehzadeleri medfundur. Ayrıca, külliye haziresinde Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafza Sultan mezarı da yer almaktadır. Tarihi Külliyeden bugüne gelen yapılar, cami, türbeler ve dış avlu girişinde bina edilmiş olan sıbyan mektebidir.

]]>
Hz Veysel Karani Türbesi https://www.turbe.gen.tr/hz-veysel-karani-turbesi.html Fri, 07 Dec 2018 15:14:25 +0000 Hz. Veysel Karani türbesi, Siirt' in Baykan İlçesi' nde, ilçenin 8 kilometre güneybatısında bulunur. Kendisinin asıl ismi Üveys bin Âmir Karni'dir. Hz. Veysel Karani Yemen'in Karn köyünde doğmuştur. Doğum tarihi tam bilinmemekle Hz. Veysel Karani türbesi, Siirt' in Baykan İlçesi' nde, ilçenin 8 kilometre güneybatısında bulunur. Kendisinin asıl ismi Üveys bin Âmir Karni'dir. Hz. Veysel Karani Yemen'in Karn köyünde doğmuştur. Doğum tarihi tam bilinmemekle beraber 550-560 yıllarında doğduğu düşünülmektedir ve 37 senesinde şehit edilmiştir. Soyu Yemen kabilelerinden Muradoğulları' na dayanmaktadır. Geçimini deve çobanlığı yaparak sağlardı. Bu mesleği de her zaman tek Tanrı inancına sahip olmasından dolayı insanların alay etmesinden kaçmak için seçmişti. Bir gün Hz Muhammed'in insanları İslam dinine davet ettiğini duyunca Kelime-i Tevhid getirerek müslüman olmuş annesine de bizzat kendisi öğretmiştir. Gönlü Allah, peygamber aşkıyla dolu olan Veysel Karani, peygamber efendimizi görmek için Medine'ye doğru yola çıkar. Medine'ye vardığında  peygamber efendimiz Tebük Seferi' nde olduğundan onu göremez.
Hz Veysel Karani Türbesi
Hz. Aişe' ye peygamber efendimize ne kadar gönülden bağlı olduğunu iletmesini ister ve Yemen'e geri döner. Resulullah da vefat etmeden önce bir vasiyet bırakarak hırkasının Veysel Karani' ye verilmesini ister. Hz. Aişe, peygamberin ölümümden sonra Veysel Karani'yi bularak hırkayı ona teslim eder. Bu olaydan sonra Veysel Karani' nin köydeki hürmeti artar ve bundan rahatsız olup annesiyle beraber bir süre sonra köyünü terk eder.  Basra da bir süre yaşadıktan sonra Hz. Ali'nin davetiyle Mekke' ye gider. Burada iki müslüman grup arasında çıkan Sıffin Savaşı'nda Hz. Ali'nin tarafını tutar ve savaşta ağır yaralanarak şehit olur. Bu savaş Fırat Nehri'nin yakında yapılmıştır ve ölenlerin çoğu da bu çevreye gömülmüştür.
]]>
Sultan Sencer Türbesi https://www.turbe.gen.tr/sultan-sencer-turbesi.html Fri, 07 Dec 2018 22:11:23 +0000 Sultan Sencer Türbesi ile ilgili detaylara inmeden önce Sultan Sencer hakkında bilgi edinecek olursak şu bilgilere ulaşabiliriz. Sultan Sencer Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın oğludur. Babası seferdeyken 1086 yılında dü Sultan Sencer Türbesi ile ilgili detaylara inmeden önce Sultan Sencer hakkında bilgi edinecek olursak şu bilgilere ulaşabiliriz. Sultan Sencer Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'ın oğludur. Babası seferdeyken 1086 yılında dünyaya gelen Sultan Sencer küçük yaşlarından itibaren Devlet işlerinde yetiştirilerek ağabeyi Sultan Berkyaruk' a devlet işlerinde yardımcı olan etkili bir lider olmuştur.

Devletin milli birliğinin sağlanmasında gerek ağabeyi Berkyaruk'a yardım ederek gerekse diğer ağabeyi Muhammed Tapar'ın saltanat zamanında rol oynamıştır. Doğu'da ortaya çıkan isyanları başarılı şekilde bastırması sonucunda Horasan melikliğine yükselmiştir. Özellikle taht mücadelelerinin bastırmasını fırsat bilen ve Selçuklu topraklarına saldıran Şarki Karahanlı hükümdarı Kadir Hanın saldırılarını başarılı şekilde bertaraf etmiştir. 

Sultan Sencer Ülkede Hangi Bölgelerde Hakimiyet Sağlamıştır

Sultan Sencer ağabeyi Berkyaruk'un vefatından sonra da diğer ağabeyi Muhammed Tapar ile olan bağlarını samimi şekilde devam ettirdi. Sultan Sencer doğu bölgelerinde siyaseti korumaya çalışırken ağabeyi de Batı bölgelerini yöneterek birbirlerini tamamlayan devlet adamları idi. Sultan Sencer siyasi hayatında babası Melikşah'ı takip ederek Horasan'dan itibaren devletin doğusunda Selçuklu düzenini yeniden kurmuştur. Böylelikle Selçuklu Devleti Doğu'da emin adımlarla ilerleme durumuna gelmiştir.

Sultan Sencer Türbesi

Sultan Sencer Taht Mücadelelerinde Yer Almış Mıdır

Sultan Sencer'in diğer ağabeyi Muhammed Tapar'ın da ölümüyle henüz küçük yaşta bulunan oğlu Mahmud Devlet erkânı tarafından tahta çıkarılmıştır. Diğer yandan da Sultan Sencer Doğu bölgesinde kendini sultan ilan ederek sultanlığını halifeye tasdik ettirmiştir. Ancak bu durumda Sultan Sencer'in tek başına Büyük Selçuklu sultanı olabilmesi için tahta çıkmış olan Mahmud'un bertaraf edilmesi gerekiyordu. Save'de 14 Ağustos 1119'da amca-yeğen arasında yapılan savaş esnasında Sultan Sencer galip gelerek emeline ulaşmıştır. Sultan Sencer Büyük Selçuklu Sultanı olarak Devletin merkezini Irak-ı Acem'den Horasan'a nakletmiştir. Bu durumdan sonra Mahmud'la yapılan anlaşma gereği Rey, Sultan Sencer'de kalmak üzere imparatorluğun Batı tarafları Mahmud'a verilecek Mahmud sultan unvanını korurken aynı zamanda Sultan Sencer'e tabi olacaktı. Aralarında sağladıkları bu birlik bir müddet böyle devam ederken Halife Müsterşit ile bir ittifak kuran Mahmud amcasına karşı yeni bir isyan hazırlıklarına başlamıştır. Bunu haber alan Sultan Sencer ise Mahmud'un üzerine yürüyerek 26 Mayıs 1132'de Dinever Savaşı Sencer'in galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Sultan Sencer yanında getirdiği diğer yeğeni Tuğrul'u Irak Selçukluları tahtına çıkararak ona bazı tembihlerde bulunarak geri döndü.

Sultan Sencer'in Hayatı Başarılarla Dolu Bir Hükümdar Olmakla Sürmüştür...

Bu şekilde savaşlarla ve galibiyetlerle 40 yıl boyunca süren saltanat hayatı boyunca Sencer doğu ve batı olmak üzere iki cepheli siyasetini 29 Nisan 1157 senesinde vefat ederek Merv'de kendi yaptırdığı türbesine defnedilerek sonlandırmıştır. Vefatında 91 yaşında olan Sultan Sencer, sağlığında babası kadar büyük bir hükümdar sayılmış ve öyle de olmuştur. İlim bakımından da oldukça bilgili olan Sencer Hadis-i Şerif rivayet edebilecek kadar büyük hadis âlimleri arasında da sayılmıştır. Farsça şiirler yazdığı bilinen Sencer daha hayattayken Merv'de yaptırdığı türbesi de oldukça büyük bir sanat eseri olup devrin medeniyeti hakkında günümüze ışık tutmaktadır

]]>
Ali Semerkandi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/ali-semerkandi-turbesi.html Sat, 08 Dec 2018 12:05:54 +0000 Ali Semerkandi Türbesi: Kabri Çamlıdere'dedir. Çamlıdere'ye fazlasıyla emeği geçen, Çamlıdere'ye adını veren; yani resmi kayıtlara bakılırsa Osmanlı dönemindeki adı Şeyhler, halk arasında da bazen Şıh Ali Semerkandi Türbesi: Kabri Çamlıdere'dedir. Çamlıdere'ye fazlasıyla emeği geçen, Çamlıdere'ye adını veren; yani resmi kayıtlara bakılırsa Osmanlı dönemindeki adı Şeyhler, halk arasında da bazen Şıhlar olarak kullanılmaktadır. Geçmişte adına eğitim kurumları yaptırılan, şimdi dahi O'nun adını taşıyan bir öğrenci yurdu ile bir adet Yatılı Bölge Kur'an Kursu bulunan bu çok değerli şahsiyetin varlığı geçmişte olduğu gibi bugünde Çamlıdere için büyük önem arz etmektedir.

Ankara iline bağlı Çamlıdere ilçesindeki kabristanında mevcut olan türbesinde mütevellileri, halifeleri, müridanı ve gönüldaşları ile yatan Ali Semerkandi Hicri 720 ve Miladi 1300 yılında İsfahan’da dünyaya gelmiştir. Hz. Ömerü’l-Faruk’un dördüncü batından zuhur eden nesline mensup torunudur. Babası ise saygın bir şahsiyet olan Yahya efendidir. Kendini tam yetiştirip kemale erdi ve veliler arasına girdi. Manevi yönden ind-illahi’de yüksek makamlara erişti, takdir topladı ve değişik görevler verildi. Mana ikliminin ve mana aleminin sultanlarından birisi haline geldi. Çin Hindi’ne kadar gitti, sonra tekrar ülkesine dönüp babası, annesi ve kardeşleriyle görüştü.Ali Semerkandi Türbesi Çok önemli olan tefsir kitabını yazdı. Her nevi ilme vakıftı, her yerde ve İslam aleminde tanınıp ün yaptı. İrşat için üzerine görev yüklendi. Sonrasında Rum diyarı olan Anadolu’ya hicret etti. Konya ile Karaman’a kadar geldi. Birkaç şehre daha uğradı. Karaman beyi dahil devlet erkanına nasihat edip ders verdi. Alanya’ya ve Alanya’ya yakın yerlere dahi gitti, oralardan Eskipazar’a geldi.Osmanlı imparatorluğu paytahlarından Bursa’ya götürüldü. Bir süre orada kaldı ve en sonunda Ankara bölgesine yerleşti. O bölgede hayata gözlerini kapadı ve bu muhterem  kişinin cesedi Çamlıdere'ye defnedildi. Allah gani gani rahmet eylesin... 

]]>
Ayşe Bibi Türbesi https://www.turbe.gen.tr/ayse-bibi-turbesi.html Sun, 09 Dec 2018 00:54:02 +0000 Ayşe Bibi Türbesi, Kazakistan'ın güney tarafındaki Jambul bölgesindeki Jambul şehrinde bulunan Ayşe Bibi köyünde bulunan Babadcı Hatun Türbesinin 20 metre güneyindedir. Günümüze kadar harap bir vaziyette ulaşmış olan Ayşe B Ayşe Bibi Türbesi, Kazakistan'ın güney tarafındaki Jambul bölgesindeki Jambul şehrinde bulunan Ayşe Bibi köyünde bulunan Babadcı Hatun Türbesinin 20 metre güneyindedir. Günümüze kadar harap bir vaziyette ulaşmış olan Ayşe Bibi Türbesinin cephesi süslemeli terrakota plakalarla kaplı, tuğladan yapılan bir binadır. Kare planı olan yapıda köşelerde yukarıya doğru ince bir yapıya sahip silindirik kuleler bulunmaktadır. 8,50X8,50 dış ölçülere sahip olan yapıda duvar kalınlığı 1,60-1,65 metre kadardır. Yapı 2002 yılında üzeri örtülmüş, demir kontrüksiyonlu camekanla korumaya alınmıştır. Üzerindeki kubbe ve kuzeydoğu, güneydoğu köşelerinde bulunan kulelerin üstleri bu dönem yıkık vaziyetteydi. Doğu, kuzey ve güney cepheleri de harap durumdaydı. Yapının batı cephesi ise, en iyi durumdaki bölümüydü. Restorasyon yapılırken, batı cephesi göz önüne alınarak, türbenin onarımı yapılmıştır.

Ayşe Bibi Türbesinin mimari özellikleri

Türbenin silindirik köşe kulelerinin sınırlandırdığı her cephesinin orta kısmında sivri kemerli birer tane eyvan bulunur. Doğu eyvanı dışındakilerde sivri kemerli bir pencere, doğu eyvanında ise, sivri kemerli giriş açıklığı vardır. Üstü harap olan batı cephesinde iki bölüm bulunur. Eyvan kemerinde üzengi hattındaki alt kısmında bulunan duvarlarda aynı büyüklükte kare plakalarla kaplıdır. Plakaların her biri ikişer silmeyle çevreli, ortası ışınsal yerleştirilmiş olan yapraklardan meydana gelmiş çiçeklerle süslüdür.

Üzengi hattında üstte çökertilmiş bölgede ortadaki eyvan kemeriyle, iki tarafındaki kesimlerde süsleme şeritleri bulunmaktadır. Kemerin iki tarafındaki alanlar ile eyvan kemeri de bitkisel öğelerle süslü iç bükey kavisli olan bordürlerle kaplıdır. Çökertilmiş bölgelerde eyvan kemerindeki iç bükey kavis yine aynı süslemelerin olduğu üçüncü bordürle ayrılır. Bu alanın ilk üç sırası alttaki kare plakalarla, kalan yerde sekiz kollu yıldızla ve yıldızları bağlayan haç şeklinde plakalarla kaplıdır.

Ayşe Bibi Türbesi
Üsteki yıldız plakalarda birer çiçek motifi ile haç şeklindeki plakalarda yaprak motifiyle süslüdür. Ayrıca eyvan kemerinin çevresi eşkenar dörtgen plakalarla sınırlandırıldığı kalan parçalardan belli olmaktadır. Köşe kuleleri yukarıya doğru daralarak yükselmekte, üstleri de genişleyip son bulmaktadır. İki kısım arasında çiçekle ve kıvrım dallarla süslü dış bükey kavisli süsleme bordürü bulunur. Bunun altında iki yatay bordür bulunur. Altta olan bordür yan yana dizilen yıldızlardan meydana gelir. Bu yıldızların arasında bulunan boşluklarda eşkenar üçgenler vardır. Yıldızların orta kısmında gül motifi, eşkenar dörtgenlerin üstünde de asimetrik yerleşimi olan yaprak motifleriyle süslüdür. Üstte bulunan bordür ise, sekiz kollu yıldızlarla ve bunları bağlayan haç şeklinde plakalardan meydana gelir. Yıldızların üzeri çiçek motifi, haç plakaların üzeri de geometrik motiflerle süslüdür. Kulelerin diğer kısımları da, cephenin altında kullanılan kare plakalarla kaplıdır.

Ayşe Bibi Türbesinde kulelerde 3,40 metre seviyesinde terrakotadan yazı kuşağı bulunur. Güneybatıdaki kulede 4 adet, kuzeybatıdaki kulede ise 3 yazılı terrakota plaka yer alır. Bu yazılar Farsçadır. İçeriğinde 13. yüzyılda yaşamış olan İranlı şair Sadi-i Şirazi'nin yazdığı "Gülistan" adlı eserinin bir beytinin ilk mısrasının bu iki kulede yazılı olduğu görülür. Plakaların iki kulede sağdan ilklerde harfe benzer şekiller görülse de, bunların ne anlama geldiği anlaşılamamıştır. Güneybatı kulesindeki ikinci plakada bulunan felek yazısının hasarlandığı ve buradaki mısranın okunmasıyla birlikte ikinci plakayla dördüncü plakanın yer değiştirdiği görülmüştür. Kuzeybatı kuledeki yazılarda da "felek" kelimesinde bulunan "k" harfi hasar görmüştür.

Türbenin batı cephesindeki terrakota plakaları arasında sıva yoktur. Plakalar arka yüzeylerindeki üçgen prizmaya benzer çıkıntı sayesinde duvar]]>